Seçimin Galibi Selocan!

12 Ağustos 2014 Salı

Kız kardeşim aradı, “Abla Tayyip yüzde altmışlarda, yandık” dedi. Ben de bir sakinlik, içime doğmuş gibi “Tayyip Erdoğan’ın asla yüzde altmışlarda olamayacağını” söyledim. “Bekleyelim” dedim.
Sonuçta Tayyip Erdoğan kendisi için önemli bir sınır olan yüzde elli dört sınırının altında bir oranla cumhurbaşkanı oldu. Bu sınır ona istediklerini vermeyecek. Bu sınır tehlikeli. Bunca propagandaya, devletin imkânlarını bunca kullanmasına rağmen Tayyip Erdoğan beklediğini bulamadı.
İstediği gibi at koşturamayacak!
Gelelim bu seçimin asıl galibi Selahattin Demirtaş’a. Meğer Selahattin Demirtaş’a bir ad takılmış, Selocan! Ben nereden duydum? Evimin önünde bir inşaat var, oranın bekçisiyle ahbabım, konuşurken o söyledi. “Abla benim oy Selocan’a.” “Sen nerelisin” diye sordum, Sivaslı. “Neden Selocan?” “Çünkü adam benim gibi pek bir yoksul.”
Doğrusu ben, Selahattin Demirtaş’ın partisinin seçimlerde aldığı oyu çok yukarılara taşıyacağını düşünüyordum. Çünkü büyük çoğunluğu açlık sınırında yaşayan, uzun zamandır et yemeyen, işsizlikten intihar edenlerin çoğaldığı, sesini çıkaranın başının aynı anda ezildiği bir ülkede emekten, demokrasiden ve halkların kardeşliğinden söz eden, mütevazı, genç bir siyasetçinin oy almaması mümkün değildir.
Öte yandan Demirtaş bu seçim sürecinde, Kürtlerden ve parçalanmaktan öcü gibi korkanlara, korkularının abartılmış olduğunu gösterdi. Kürt kelimesini duyduklarında tüyleri diken diken olanlar, ilk kez “Bana ne oluyor? Bu nefretim neden” diye düşündüler. Belki Demirtaş’a oy vermediler ama Kürtlerin eli palalı IŞİD teröristleriyle farklı olduğunu düşündüler.
Sonuçta şu günlerde IŞİD’le çarpışan, yüzlerce ölü veren Irak Kürtleri. Demirtaş’ın ulaştığı oy oranı, devrim adına seçimleri boykot eden kimi sosyalist gruplara da ciddi bir uyarıcı olmalı. Özellikle Kürtlere de! “Halkların kardeşliği” Türk Kürt hepimizin sloganı! Ve bu ülkeye en çok yakışan bir slogan!
Yarışın kaybedenleri hiç kuşkusuz MHP ve CHP. Beş milyon gibi ciddi bir oy kaybı var. Belli ki, adayı içine sindirememiş birileri olmuş. Hemen tatilciler demeyin! Bu işin kolayına kaçmak olur. Açıkça görülen o ki, müthiş bir kan uyuşmazlığı var. Ve her iki partinin yönetici kadroları tabana söz geçiremiyorlar. Üstelik çatı aday, AKP seçmeninden zırnık oy alamamış. Başından söylemiştik. İnsanlar neden aslı varken kopyasına oy versinler?
Bu partilerde kimseler neden şöyle bir ülkedeki yaş ortalamasına bir göz atmaz. Ben söyleyeyim, 29, yani dünyanın en genç ülkelerinden biriyiz. Ekmeleddin Bey, bu genç nüfusa hitap edemedi. Edemez de! Hele bir de CHP Başkanı “Tıpış tıpış gidip oy vereceksiniz” demez mi! Genç nüfus Selocan’a kaydı.
Evet, bir seçimi daha atlattık. Gene başımızda Tayyip Erdoğan! Neyse ki, önümüzde genel seçim var. O günlere şimdiden hazırlanmak gerek. Ancak bu seçimlerin muhalefet partilerinde önemli değişikliklere neden olacağını şimdiden söyleyebiliriz.
Peki, AKP’de neler olacak? Yeni başbakan kim? Davutoğlu’nun adı geçiyor, işte beni en korkutan olasılık bu. IŞİD’e bir türlü terörist örgüt diyemeyen, onların ezilenlerden oluşan bir grup olduğunu sürekli ima eden bir başbakan Türkiye’yi nereye götürür? Dehşet sahneler aklıma geliyor. IŞİD elini kolunu sallayarak sınırlarımızdan geçmiş ve barajlarımıza doğru ilerliyor. Bahanesi hazır: “Türkiye Atatürk Barajı’nda su tutuyor, bu su bize lazım!” Olur mu olur.
Şimdi işte tam bu zamanda “halkların kardeşliği” sloganı imdadımıza yetişebilir! Türkiye Kürt’üyle, Türk’üyle, Lazıyla, Ermenisiyle IŞİD’e karşı koymalıdır. Zaman o zaman!  


Yazarın Son Yazıları

Belleğimdeki deprem 1 Kasım 2020
Koronayla söyleşi (3) 13 Eylül 2020
Alkollüydüm abi! 23 Ağustos 2020