Burjuvazinin Cumhuriyete ihaneti
Mehmet Ali Güller
Son Köşe Yazıları

Burjuvazinin Cumhuriyete ihaneti

28.10.2021 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Cumhuriyetimizin bugünkü durumuna dair yapılacak hemen her kapsamlı çözümleme, aynı sonuca çıkar: Türk burjuvazisi devrimine sahip çıkmadı, Cumhuriyete ihanet etti.

Kuşkusuz Türk devrimine, benzerleri gibi doğrudan burjuvazi liderlik etmedi. Türkiye’nin şartları, sosyoekonomik karakteri vb. nedenlerle, Türk devrimine ağırlıklı olarak askerlerin yer aldığı aydın ve küçük burjuva kesimler önderlik etti.

Çünkü “büyük burjuvazi” yoktu, Osmanlı’nın büyük burjuvazisi Batı ile iş yapan komprador burjuvaziydi. Orta ölçekli burjuvazinin de Kurtuluş Savaşı’nda nasıl roller aldığı, Kuvayı Milliye ve Müdafaai Hukuk örgütlenmeleri sırasında görüldü. O döneme dair hatıratta hep dikkat çekicidir: Şehrin ekonomik bakımından ileri gelenleri yani zenginleri, genelde işgale karşı direnme hazırlıklarında ayak sürümüşlerdir. (Kuşkusuz istisnaları, tarihe geçenleri vardır.)

MENDERES’İN BURJUVAZİ OLUŞTURMA PROGRAMI

Türk devrimi, devrimden sonra, ağırlıklı olarak da “devletçilik” ilkesinin yara almaya başladığı 1940’lardan sonra “büyük burjuvazisini” oluşturmaya soyundu.

O sürecin, birbirini bütünleyen iki kritik virajı var:

Biri devrimi halkçılık yönünde ilerletme hamlelerine karşı, büyük arazi sahiplerinin “toprak reformuna” karşı çıkarak CHP’den ayrılıp DP’yi kurmasıydı.

Diğeri de Türkiye’yi yönetenlerin, kuruluştaki bağımsızlıkçılık ilkesini bir kenara koyarak, ülkeyi Atlantik kampına sokmasıydı.

Bu iki sürecin birbirini bütünleyen yanı şuydu: Atlantik süreci, “Türkiye’yi küçük Amerika” yapma süreciydi. Menderes’lerin sloganı “her mahallede bir milyoner” yaratmaktı. (Kökünü Menderes’lere götüren Erdoğan’lar o hedefe ulaştı: Milyonerler, milyarderler çoğaldı ama fakir daha da fakirleşti. 70 yılda zengin yaratıp zenginle fakir arasındaki makası sürekli açtılar.)

TÜSİAD’IN 12 MART VE 12 EYLÜL ROLÜ

1950’lerle birlikte DP iktidarı altında palazlanan burjuvazi, ABD’nin antikomünist programına eklemlenerek adım adım Türk devrimini dondurdu. Dahası ilerleyen yıllarda ABD’nin programına uygun olarak sola karşı panzehir diye dinciliğin önünü açtı.

27 Mayıs Anayasası’nın sağladığı özgürlükler ortamı, ortaya çıkan sendikalar ve işçi sınıfının önem kazanmaya başlayan gücü, Türk burjuvazisini ürküttü. İstanbul sermayesinin TÜSİAD olarak ortaya çıkması, işte o sürecin, 12 Mart’ın içindedir. Ve o TÜSİAD, 12 Eylül’e giderken gazete ilanlarıyla hükümet darbesine soyundu. Türkiye’yi büyük burjuvazinin talebiyle ABD’nin serbest piyasasına eklemlemenin programı olan 24 Ocak 1980 kararlarının alınması da, o kararları uygulayabilmek için 12 Eylül 1980 darbesinin yapılması da, 12 Eylül’ün Özal yönetimiyle büyük burjuvazinin iyice palazlanması da, yine büyük burjuvazinin ihtiyacı olarak toplumun dincileştirilmesi de hep bir ve aynı süreçtir.

Bitmedi...

TÜSİAD - AKP ortaklığı

Türkiye’yi AB kapılarına bağlama, ABD’nin BOP’una uygun iktidar oluşturma süreçleri de büyük burjuvazinin mimarlığındadır. 2001’de kurulan AKP’yi bir yılda iktidar yapan süreçte TÜSİAD’ın rolü o kadar büyüktür ki sadece büyük sermayenin o dönemki gazetelerine bakarak bile bunu görürsünüz. Nitekim TÜSİAD üyeleri, AKP döneminde en büyük kârlılık dönemlerine eriştiklerini, sürekli dile getirdiler.

Kısacası Türk burjuvazisi, 70 yılda sola karşı panzehir diye dinciliğin önünü aça aça Türkiye’yi bugüne getirdi. O nedenle şimdi TÜSİAD’ın kalkıp demokrasi ve laiklik konusunda endişe açıklamasının zerre önemi yoktur. Menderes, Demirel, Özal, Çiller ve Erdoğan zincirindeki çelik halkaların her biri, tek tek büyük burjuva holdinglerdir, şirketlerdir, gruplardır...

TÜSİAD’ın asıl endişesi demokrasi ve laiklik değil, AKP’nin “parti devleti” özelliği öne çıktıkça ihalelerin ve sermaye transferlerinin “tek yönlü” işlemeye başlamasıdır.

DEVRİMCİ CUMHURİYET

Kısacası, Türkiye’nin bugününde Türk burjuvazisinin ihaneti kritik önemdedir. Laikliğin budandığı, Cumhuriyetin kazanımlarının pek çoğunun tasfiye edildiği, rejimin dönüştürüldüğü, hukukun ayaklar altına alındığı bir süreçte, Türkiye’nin tüm ilerici kesimlerinin temel hedefi artık “Devrimci Cumhuriyet” olmalıdır.

Cumhuriyetin 98. yılına girerken çıkarılacak asıl ders şudur: Devrimcilik, Atatürk’ün altı oku içinde en önemlisidir. O ok olmayınca, diğer okların ulaşacağı mesafe kısalmaktadır. Artık korunacak bir Cumhuriyetimiz yok, yeniden devrimci programla inşa edilecek bir Cumhuriyet ihtiyacımız var.

Yazarın Son Yazıları

Trump’ın elinden düşen iki kart

ABD’nin iki stratejik kartı var: Kürt kartı ve Tayvan kartı.

Devamını Oku
18.05.2026
İran’da askeri, Çin’de diplomatik yenilgi

ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ziyaretinden önce Ufuk Ötesi’nde yaptığımız analizde, “Trump’ın İran’da yenilerek zayıf bir elle Çin’e gittiğini” belirtmiştik.

Devamını Oku
16.05.2026
Dreyfus davası 2.0

Üç gündür Silivri’deki “casusluk kumpası” davasını izliyorum.

Devamını Oku
14.05.2026
Trump Çin’e yenilerek gidiyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz savaşı nedeniyle ertelediği Çin ziyareti, 14-15 Mayıs’ta olacak.

Devamını Oku
11.05.2026
Dezenformasyon ağı

Bir süredir iddiam şu...

Devamını Oku
09.05.2026
Trump Hürmüz’e battı

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nı açmak üzere başlattığı “Özgürlük Operasyonu”nu 24 saat sürmeden durdurduğunu açıkladı.

Devamını Oku
07.05.2026
Korsan Trump

İran Pakistan aracılığıyla ABD’ye 14 maddelik bir plan önerdi.

Devamını Oku
04.05.2026
ABD-İsrail-BAE ekseni

Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) OPEC ve OPEC+ grubundan ayrılması ne anlama geliyor?

Devamını Oku
02.05.2026
ABD sahte zafere mi hazırlanıyor?

ABD Başkanı Donald Trump’ın sosyal medyadan paylaştığı şu mesaj, ABD’nin hegemonyasıyla birlikte, diplomasisinin de zayıfladığının somut işareti...

Devamını Oku
30.04.2026
Hürmüz savaşının 7 etkisi

ABD Başkanı Donald Trump sıkışmış durumda: Ne savaşı yeniden başlatabiliyor ne de İran’ı müzakereye oturtabiliyor.

Devamını Oku
27.04.2026
Sharett’in günlüğü

Lübnan’ın güneyini işgal eden İsrail askerleri Mossad’ın uzun süredir tehdit ettiği El Ahbar muhabiri Emel Halil’i takip edip sığındığı evde öldürdü.

Devamını Oku
25.04.2026
Egemenlik, haklar ve Tele1

Ulusal egemenlik soyut bir kavram değildir.

Devamını Oku
23.04.2026
ABD’nin ‘Osmanlı 2.0’ mesajının anlamı

ABD Büyükelçisi Tom Barrack dışında kim “Türkiye ve İsrail liderlerinin karşılıklı sert söylemleri sadece siyasi retoriktir” dese savcılıklar anında harekete geçerdi!

Devamını Oku
20.04.2026
Milliyetçilerin TRÇ kavgası

İki milliyetçi parti, MHP ve İYİ Parti, TRÇ nedeniyle karşı karşıya.

Devamını Oku
18.04.2026
İspanya Çin’i Ortadoğu’ya çağırdı

Fransa, Kanada, İngiltere ve Almanya liderlerinin ardından İspanya Başkanı Pedro Sanchez de Çin’i ziyaret etti, 19 anlaşma imzaladı.

Devamını Oku
16.04.2026
NATO’da alan kaydırma dönüşümü

Trump’ın “NATO’dan çıkarım” şantajı, Avrupa’nın kendi güvenliği için sorumluluk alması ve böylece NATO’nun “yeni ABD stratejisine” uyumlu konumlanması içindir.

Devamını Oku
13.04.2026
Türkiye’nin güvenlik mimarisi sorunu

Muhafazakârların ya da milliyetçilerin “Türkiye NATO’dan çıkmalı” tezine karşı ileri sürdüğü yanıt şu: “Türkiye Rusya’nın ya da Çin’in aparatı mı olsun?”

Devamını Oku
11.04.2026
İran o tek dişi çekti

Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavardı, İran işte o tek dişi çekti. Günlerdir taş üstünde taş bırakmayacağını ileri sürerek İran’ı tehdit eden Trump, 15 günlük ateşkesi kabul etti.

Devamını Oku
09.04.2026
Günümüzün mandacılığı NATO’culuktur

Türkiye’de devletin tersine, toplumda ABD ve NATO karşıtlığı yüksektir.

Devamını Oku
06.04.2026
Washington’a İran füzesi düştü

Savaşın ortasındaki ABD’de büyük tasfiye başladı.

Devamını Oku
04.04.2026
Hürmüz koalisyonu için NATO şantajı

NATO için “kâğıttan kaplan” benzetmesi yapan ABD Başkanı Donald Trump, şimdi de “ABD’yi NATO’dan çekmeyi düşünüyorum” mesajı verdi.

Devamını Oku
02.04.2026
İki yeni NATO komutanlığının anlamı

NATO için geçenlerde “ABD’siz kâğıttan kaplan” diyen ABD Başkanı Donald Trump, örgütü hedef almayı sürdürüyor.

Devamını Oku
30.03.2026
‘ABD iyi, İsrail kötü’ koalisyonu

Uygulamalarından ve açıklamalarından hareketle AKP-MHP koalisyonunu “ABD iyi ama İsrail kötü” koalisyonu diye de niteleyebiliriz.

Devamını Oku
28.03.2026
Kaplan-Kuneralp cephesi

İlginç zamanlardan geçiyoruz; “siyasal İslamcı” Yusuf Kaplan ile “liberal seküler” Büyükelçi Selim Kuneralp’ı aynı cephede birleştiren zamanlardan...

Devamını Oku
26.03.2026
Kâğıttan kaplan

Kâğıttan kaplan

Devamını Oku
23.03.2026
Washington bildirisi

Washington bildirisi

Devamını Oku
21.03.2026
Üç füze, iki patriot

Milli Savunma Bakanlığı’nın açıklamasına göre mevcudun dışında, İncirlik Üssü’ne bir patriot sistemi daha yerleştiriliyor.

Devamını Oku
19.03.2026
Bahçeli’nin mesajı

Atatürk’ün ardından laikliğin bu tanımını adım adım sulandırdılar, bozdular. Bir taraf laikliği “din ve devlet işlerinin ayrılmasına” indirgedi, diğer taraf da “türban karşıtlığı”na daralttı.

Devamını Oku
16.03.2026
Trump çıkış bulabilecek mi?

Emekli Amiral Mustafa Özbey’in saptaması önemli: “ABD ve İsrail, İran’a karşı yeniliyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Kürecik asıl şimdi riskli

İkinci füze olayının hemen ardından Milli Savunma Bakanlığı’nın duyurduğu “Kürecik’e Patriot” haberi, ülkemiz için asıl riski başlatmış oldu.

Devamını Oku
12.03.2026
ABD’nin taktikleri çuvallıyor

Savaşı ilk birkaç gün çok konuşmadan izleyen Trump’ın artık sürekli konuşuyor olması, büyük olasılıkla bu çuvallamadan kaynaklanıyor. Nâzım’ın Taranta-Babu’ya Sekizinci Mektup’ta dediği gibi: “Mussolini çok konuşuyor Taranta-Babu/ çok korktuğu için çok konuşuyor!”

Devamını Oku
09.03.2026
İki milliyetçilik

Çağımızda milliyetçilik, eğer antiemperyalist karakterde değilse milletine genelde sorun çıkarır.

Devamını Oku
07.03.2026
Üs tuzağı

Milli Savunma Bakanlığı’nın açıklamasına göre “İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Kısa savaş, uzun etki

ABD, müzakere etmekte olduğu İran’a neden saldırdı? Temel nedeni şu: ABD İsrail hegemonyasında bir yeni Ortadoğu düzeni kurmak istiyor.

Devamını Oku
02.03.2026
Şantaj mı, denge arayışı mı?

Önce şu listeye bir bakalım: Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung, Kanada Başbakanı Mark Carney, İrlanda Başbakanı Micheál Martin, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo ve Almanya Başbakanı Frederic Mertz...

Devamını Oku
28.02.2026
ABD’nin ‘altın çağı’ mı?

ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’deki rekor süreli konuşmasını kendi propagandasına dönüştürdü.

Devamını Oku
26.02.2026
Rubio’nun ‘Hıristiyan birliği’ mesajının anlamı

ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee “Nil’den Fırat’a uzanan bölgenin İsrail’in hakkı olduğunu” savundu. Neden? Çünkü Tevrat’a göre Tanrı o toprakları Yahudilere vaat etmiş!

Devamını Oku
23.02.2026
NATO 3.0

Münih Güvenlik Konferansı’nın önemli başlıklarından biri de NATO’ydu.

Devamını Oku
21.02.2026
BM düzenine üç tehdit

Önce Davos’ta, ardından Münih’te “uluslararası düzenin yıkıma uğradığı” saptandı.

Devamını Oku
19.02.2026
Münih sirki

Başlıktaki benzetme İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’ye ait: “Genellikle ciddi bir etkinlik olan Münih Güvenlik Konferansı’nın, İran söz konusu olduğunda Münih sirkine dönüşmesini görmek üzücü.”

Devamını Oku
16.02.2026