Meriç Velidedeoğlu

Soylu ‘bir skeç’

17 Nisan 2020 Cuma

Değerli dostlar, İngilizce olan “skeç” (sketch) sözünün, sözlük anlamı “taslak”; ne ki daha çok, radyoda yayımlanması için hazırlanmış, “güldürü” niteliğindeki kısa “oyunlar” için kullanılıyor.

Konu edilen olay, “başlar, sürer, noktalanır” topu, topu en çok “30 dakika” içinde.

Skeç”ler, hemen hemen, “1980” yılına dek yer aldı, “Ankara ve İstanbul Radyo Programları”nda; çok da beğeniyle dinlenirdi, özellikle de siyasal konularda olanlar.

Bu “skeç” konusunu anımsamamın nedeni, geçen cuma gecesi yaşadıklarımızın, daha doğrusu “83 milyon”a yaşatılanların bir “tiyatro oyunu”na daha doğrusu tam bir “skeç”e benzemesinden...

Bilmem ki ne dersiniz?

Şimdi geçen haftaki “10 Nisan Cuma” gecesine dönelim; o gece, saat “22.00”de duyurulan, iki saat sonra, “24.00”te başlayarak, iki gün sürecek olan “Sokağa Çıkma Yasağı” ilanından sonra, üç yüz bin kişinin sokağa dökülmesiyle “yaşananlar” karşısında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu:Öngöremedim!” itirafında bulunup sorumluluğu üstüne aldı, istifasını verdi; ayrıca Erdoğan’dan “kendisini bağışlamasını” da istedi...

Bilindiği gibi, iki saat sonra Saray’ın “istifa”yı kabul etmediği haberi geldi; Soylu görevini sürdürecekti...

Olay başladı, sürdü bitti; “iki saat” içinde; tam bir “skeç”...

Gerçekte bağışlanan kimdi?

Kuşkusuz “sokağa çıkmayı yasaklayan!

Bakan Soylu’nun kendi başına bu kararı alması söz konusu olmadığına göre.

Ayrıca “İYİ Parti”nin Genel Başkanı Meral Akşener, Erdoğan’ın bu durumunu şöyle dile getirdi: “Erdoğan’ın, o akşam, ‘canı sokağa çıkma yasağı çekti’ ve birden sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Bilim yok, plan yok, program yok!” diyerek...

Değerli dostlar, o cuma gecesi (10 Nisan) olanları TV’de izlerken, ertesi günü Cumhuriyet’te okurken, “1944-1945”lerin “İkinci Dünya Savaşı” günlerinin başta “ekmek” olmak üzere, yiyecek, giyecek, ilaç, okul gereksinmeleri, örneğin “ekmek karnesi” gibi, her bir ihtiyaç için evlere dağıtılan ya da muhtarlıktan alınan belgelerle nasıl sağlandığını; hem de hiç aksamadan; henüz bir ilkokul öğrencisi olsam da anımsıyorum. Çünkü, kalem, defter, silgilerimiz; siyah önlüğümüz, canımız denli kıymetliydi...

Öte yanda değirli dostlar, o günlerde il, ilçe merkezlerden uzak köylerin çoğunda da, özellikle “1940” yılından başlayarak, kırsal kesimin çocuklarının da kitapları kalemleri canlarıydı; dahası bağlar, bahçeler, tarlalar da onların kitaplarıydı; okul sıralarında öğrendiklerini, uyguluyorlardı, “Köy Enstitüleri” yoluyla... Anadolu’nun yüzü değişiyordu... İnanılmazdı... Anımsanacağı gibi, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç öncülüğünde kurulan “Köy Enstitüleri” Anadolu’nun kırsal kesiminin halkını bilinçlendiriyordu.

Ne ki, İnönü’nün, “Çoğulcu Demokrasi” atılımları doğrultusundan yararlanarak kurulan Demokrat Parti’nin (DP) ilk hedeflerindendi “Köy Enstitüleri”; sonunda kapatıldı.

Bir bakıma “DP”nin günümüzdeki uzantıları, bu kez de “özgür düşünce”yi mahkûm etmek için ataktalar, yeni “İnfaz Yasası” dolayısıyla...


Yazarın Son Yazıları

‘Torpil’ 18 Eylül 2020
İlahiyatçı ne diyor? 11 Eylül 2020
Yine mi? 4 Eylül 2020
‘Ağustos’ ayı 28 Ağustos 2020
‘Mecelle’ 14 Ağustos 2020
Lozan’dan Lozan’a! 7 Ağustos 2020
86 yıllık... 17 Temmuz 2020
Düğme 10 Temmuz 2020
Bir zamanlar... 26 Haziran 2020
‘65 yaş üstü’ 5 Haziran 2020