Sağlık Cumhuriyeti

10 Mart 2024 Pazar

TBMM, 23 Nisan 1920’de kurucu Büyük Millet Meclisi olarak açıldığında Kurtuluş Savaşı sürüyor; Türk milleti 1853’te başlayan bir ufalanmada Kırım, Balkanlar derken Arap çölleri ve Kafkaslar’dan sonra Anadolu’ya uzanan beş cephede zaten 67 yıldır savaşıyordu. 

Düşmanla son çarpışmalar devam ederken, 30 Ağustos 1922 günü zaferin ne büyük ne de Türklerin olacağı belli; kısaca Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı bile kesinleşmiş değildi. 

Ülke yangın yeri, millet yorgun, yoksul ve hastalıktan kırılıyordu. 

Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa’ya yazdığı mektupta, “Balkan, Dünya ve Kurtuluş savaşlarından sonra ülke haraptı. Para, malzeme, insangücü yoktu ama borç, bulaşıcı hastalık çoktu. Bir de inanç ve umut...” diyordu. “Üç milyon insanımız trahomlu. Sıtma, tifüs, verem, frengi salgın halde. Bit ciddi sorun. Nüfusumuzun yarısı hasta. Bebek ölümleri yüzde 60. Sığır vebası hayvanlarımızı öldürüyor.” 

YOKSUL, YOKSUN VE HASTA TÜRKİYE

Sözünü ettiği nüfusumuz 13 milyon olup ortalama ömür 40 yıldı. Okuma yazma oranı erkeklerde yüzde 7, kadınlarda yüzde 0.4’tü. Tüm yurtta 86 hastane, 554 doktor, 60 eczacı, 4 diplomalı hemşire, 136 diplomalı ebe vardı. Diplomalı diş hekimi yoktu. 6 milyon yurttaş, enfeksiyon hastalıklarıyla boğuşuyor, doğan her iki bebekten biri 1 yaşına giremeden ölüyordu. 

Meclis’in açılışından sadece 12 gün sonra, 2 Mayıs 1920’de kabul edilen 3 numaralı yasayla kurulan 11 bakanlıktan ve dünyadaki ilk sağlık bakanlıklarından biri, Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekâleti oldu. 

ÖTEKİ KURTULUŞ SAVAŞI

Askeri cephede süren savaşa, sivil cephede insanlarımızı yaşatmak savaşı eklenmişti. Sağlık Bakanlığı’nın bürokratik örgütlenmesini Dr. Adnan Adıvar yaptı, sağlıkçı ordusunu Dr. Refik Saydam kurdu ve yönetti. Adı Türk tıbbına altın harflerle yazılan Dr. Saydam’ın kurduğu Hıfzıssıhha, Kızılay, Çocuk Esirgeme, Veremle Savaş, Sıtma Enstitüsü gibi kurumlarla yoksul ve yoksun Anadolu’da ikinci bir Kurtuluş Savaşı verildi. “Kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet” doğan her çocuğu aşılayarak, pek çok hastalığı silip attı topraklarımızdan. 

Cumhuriyetimizin 10. yılında, sağlık cephesinde 30 Ağustos’a koşut bir sivil zafer kazanılmış; Türkiye, salgın hastalıklarla mücadelede dünyaya parmak ısırtan bir başarı elde etmişti. 

CUMHURİYETİN SAĞLIK DEVRİMİ

Bursa’nın yüz akı Nilüfer ilçesinde açılan Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi işte bu başarı öyküsünü belgelerle, kalıtlarla, görsellerle canlandırıyor. Yokluklar ve yoksunluklar içinde özveriyle yazılan Sağlık Cumhuriyeti tarihçesini sergiliyor. 

Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem’in mimar kimliğiyle yarattığı “Yeni kuşak Nilüfer” sosyal belediyeciliği sayesinde ve mimar Reyhan Öztaş’ın duru, sade ve güzel çizgileriyle inşa edilen müze; öğrencilere ve ziyaretçilere temalı konferanslar, geçici sergilerle değişen ve gelişen bilgiler aktaracak biçimde düzenlenmiş. Müzenin ikinci katı, yakında Sinem Us’un şaşkınlık verici ecza koleksiyonunun sergileneceği ecza müzesine dönüşecek. 

KÜLTÜR ŞIRINGASI, BİLİNÇ AŞISI

Adını taşıyan müzeyi “Sağlık alanında özveri ile çalışanlara adanmış bir saygı duruşu” olarak niteleyen Dr. Ceyhun İrgil’e gelince... Kendisini Türkiye’nin kültür belleğini diri tutmaya, unuttuğunu anımsatmaya adayan bu bilge insanın, sanat ve bilim arasında köprü kuran eski Yunan bilgelerinin yolundan gittiğini söyleyebilirim. 

Çok başarılı bir cerrah olan ve çok başarılı Bursa milletvekilliğini “Bir dönem yaparım” deyip tüm ısrarlara rağmen TBMM’ye dönmeyen Ceyhun İrgil; okuduğu ve topladığı binlerce kitap, belge, kalıt koleksiyonuyla müzelere, kitaplıklara yaşam veriyor. Yazar olarak önemli belgesellere, araştırma kitaplarına imza atıyor. Biricik amacı giderek cahilleştirilen halkımıza, gençlerimize kültür şırıngasıyla etik bilinç aşılamak. 

Çünkü cehalet ahlaksızlığı, etik bilinç ise sosyal vicdanı yaratır. Laik ahlak taşıyan kültüre ve kültürlü insanlara her meslekte ihtiyacımız var.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları