Azrail’e mektup

19 Mayıs 2015 Salı

Sevgili Azrail,
Muhtemelen duymuşsundur, bu ülkede açık açık yapılan darbeler tarihe karışalı 30 yılı aştı.
Askeri tehditler epeydir denizin dibini boyladı.
Demokrasi uzun zamandır onu bir tramvay gibi gören ve ineceği durağı gözleyenlerin ikiyüzlü niyetine emanet.
Darbeler artık hukuk yoluyla sivil sivil yapılıyor; muhaliflerin ipi gizlice kaydedilen kasetlerle çekiliyor.
İktidardaki politikacıların mal güvenliği gibi can güvenliği de iyi korunuyor.
Buralarda artık kimsenin kimseyi eski usul devireceği, kimsenin kimseyi eski usul asacağı yok.
Yeni usul başka.
Artık minareler süngü, kubbeler miğfer; camiler kışla, müminler asker...
Yani seninkiler iktidarda.
Ölülerimizi gömen biziz; kürsülerde kefene sarılıp konuşan onlar.
Politik arenanın en önemli noktalarında duranlar ellerinde metrelerce beyaz bez, ona bir kendilerini doluyorlar; bir ülkeyi...
Sanki enselerinde senin nefesin, üzerlerinde gölgen var.
Bu arada kendi nefesleriyle başkalarının canını alıyor; kendi gölgeleriyle başkalarının hayatını karartıyorlar.
Sonra da, “Ha öldürüldük ha öldürüleceğiz” diye meydanlara çıkıyorlar.
Kimse dokunmadığı hatta dokunmayacağı halde, durduk yerde tıslayan vahşi ve şirret hayvanlar misali...
Oysa belli, seçimle geldikleri yerden nihayetinde seçimle gidecekler.
Bunu bildikleri için seçim öncesi iki koldan saldırıyorlar.
Paralelliklere tutuna tutuna tırmandıkları zirveyi bu kez başka bir paralelliğe tutunarak koruma taktiği uyguluyorlar.
Mağduriyet edebiyatında sınır tanımıyorlar.
Biri Mursi’yle aynı akıbete uğrama ihtimalinden giriyor; öbürü sana selam çakmaktan çıkıyor.
Bu arada haberin olsun, seni de fena harcıyorlar.
Kimi kurumsal, kimi ferdi...
Geçen ay görmüşsündür, gazetelerde kendisini Azrail olarak tanıtan bir dolandırıcı haberi vardı.
Senin kılığına giren bu sahte ölüm meleği, siyahlar giyip bir kapıyı çalmıştı.
Kapıyı açan kadına “Günahın çok, kefaretini öde. Ondan sonra canını alacağım. Az sonra binaya biri girecek. Parayı ona ver” demişti.
Sonra dolandırıcının ortağı binaya girmişti.
İkili oyundan habersiz kadın, “Bu adam Azrail olduğunu söylüyor” diyerek gelen kişiden yardım istemişti.
O kişi kendisini Azrail olarak tanıtan ortağını görmüyor gibi yaparak, onu Azrail’in sadece kendisine göründüğüne ikna etmişti.
Kadın az sonra canını alacağına inandığı Azrail’e kanıp korkmuş, varını yoğunu dolandırıcılara vermişti.
Ancak akşam olanları kocasına anlatınca dolandırıldığını anlamıştı.
Diyeceğim şu ki, şimdilerde bizim ülkede senin adını kullanıp insanları kandırmak moda.
Ferdi ya da kurumsal, adın dolandırıcıların ağzından düşmüyor.
Benden sana selam olsun; Azrail buralarda çok seviliyorsun.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yanık saraylar 4 Ağustos 2021
Patron çıldırdı 30 Temmuz 2021
Vatandaşın evi 23 Temmuz 2021
Mültecinin evi 21 Temmuz 2021