Reklamın, içeriği kapladığı bu dünya

03 Mart 2021 Çarşamba

Diyelim ki;

Her gün milyonlarca kişi gibi internette yığınla haber sayfasını didik didik okuyorsunuz. Ülkede ve dünyada ne olupbittiğini o sayfalardan öğreniyorsunuz.

Politik sevincinizi de politik öfkenizi de o mecrada okuduğunuz haberler, yazılar belirliyor.

Kadın cinayetlerine tepkiniz internetten aldığınız bilgilerle şekilleniyor.

İnsan haklarına duyarlılığınız, sosyal medyadan öğrendiğiniz meselelerle gelişiyor.

Peki...

İnternette haber okumaya çalışırken sayfanın sağında solunda beliren reklamlar...

Ve onları kapatmak için harcanan çabalar...

Kapatmazsanız gözünüze çarpan ve mütemadiyen sayıları artan mallar...

O malların arasında okuduğunuz haberler...

O haberlerin içeriğinde kan dondurucu gerçekler...

O gerçeklerin önüne geçen ticaretler...

Algoritmalarla belirlenen tahmini ilginizin ve ihtiyaçlarınızın okuduğunuz her haberde, her yazıda kıyıdan köşeden lamba cini gibi beliren reklamlarla gözünüze sokulması... Tüm bunlara nasıl katlanıyorsunuz ve neden isyan etmiyorsunuz?

EKRANIN SAĞINDA BELİREN BİR MOBİLYA REKLAMI

İçeriğini önemsediğiniz bir haber sitesinde “derin internet”te satışa çıkarılan 7 yaşındaki Yezidi bir kız çocuğuyla ilgili haberi okuyorsunuz.

Bir çocuğun internetten satılabiliyor olması yeterince korkunçken...

Polisin bu ticaretin kökünün kazınmasına gücünün yetmemesi daha da korkunçken...

IŞİD’in bu ülkede kaçırılmış çocukları bünyesinde barındırdığı bir ortamı rahatça gizleyebilmesi felaketken...

Bütün bunların başkent Ankara’da gerçekleşmesi kan dondurucuyken...

Kaçırılan Ezidi kadınların ve çocukların bir pazarı olabilmesinin, bu ülkede, bu dünyada kanıksanabilecek kadar olağan sayılması dehşet vericiyken...

Ekranın sağında beliren bir mobilya reklamı...

Haberin altında yanıp sönen bir elektronik eşya tanıtımı...

Yanda akan boy boy bilgisayar teklifleri...

Yanıp sönen palto modelleri ya da mayo resimleri...

Bir görünüp bir kaybolan, en pahalısından en ucuzuna takı setleri...

Nasıl oluyor da sizi şiddetli bir öfkeye ve itiraza sürüklemiyor?

İnternetten ücretsiz haber alma hakkını, sosyal medyayı para ödenmeden kullanma fırsatını kazanabilmek için bu planlı reklam bombardımanına maruz kalmak zorunda olduğunuza sizi ikna eden düzen, duygularınızdan ahlakınıza, inançlarınızdan sezgilerinize, bilgilerinizden tercihlerinize kadar, her açıdan sizi biçimlendiriyor.

Okuduğunuz onca korkunç haberin, önemli metnin sağında solunda reklam olmasının paradoksuna gönüllü olarak katlandığınızın ve buna itiraz edebilecek ciddi dayanaklarınız olduğunun bile farkına varamayacak kadar uyuşturulmuş bir algıyla, oy veriyorsunuz, ahlak tarif ediyorsunuz, inançlarınıza, değerlerinize sahip çıkıyorsunuz ve gelecek için hayaller kuruyorsunuz.

Kurmayın.

Çünkü bugününüzü de geleceğinizi de hayalleriniz ya da istekleriniz belirlemeyecek, düştüğünüz kapitalist tuzaklar belirleyecek.

RUHUNUZUN DUYMADIKLARI

Bu dünyada derin internet diye bir şey olduğuyla...

O derin internette çocuk bile satıldığıyla...

O çocukları satan şebekenin devletlerle ilişkileri olan ve savaşlarda kilit roller oynayan terör örgütleri olduğuyla...

O örgütlerin bu ülkenin başkentinde bile rahatça bir ev tutup kendisini gizleyebilecek ve korkunç ticaretini sürdürebilecek kadar gücü bulunduğuyla...

İtiraz etmediğiniz hatta neredeyse artık rahatsız bile olmadığınız bu reklam ve haber ilişkisinin bağını kurmadığınız için;

Şu anda muhtemelen bir kız çocuğu daha derin internette satışa çıkarılmaya hazırlanıyor.

Polis, bu kez o satışı yapanları yakalayamayacak. O çocuğun başına gelenler haber bile olmayacak. Sizin ruhunuz bu ticareti duymayacak.

Siz parmağınızı, tam iktidara ya da düzene ya da bir terör örgütüne öfkelendiğiniz bir haberi okurken ilginizi çeken bir reklamın üzerine götürüvereceksiniz.

Bir eksiğinizi giderme dürtüsüyle alışverişe odaklanacaksınız.

Reklamın, içeriği kapladığı alandaki haber bir kez daha güme gidecek. 

Eksiğiniz gerçekten eksik miydi onu bile düşünmeyeceksiniz. 

Kendi aldığınızla ve verdiğinizle ilgili hesaplar yaparken, sizden alınan nedir, size verilen nedir görmezden geleceksiniz. 

Tıpkı biz gazetecilerin haberler arasına sıkıştırmazsak ayakta kalamayacağımıza çoktan ikna olduğumuz internetteki, televizyonlardaki, gazetelerdeki, dergilerdeki o reklamların etik açıdan ne anlam taşıdığını görmezden gelmemiz gibi.

...

Hep birlikte her şeyi tüketirken ne de güzel tükeniyoruz.

Ve dünyayı cehenneme doğru hep birlikte ne de güzel yuvarlıyoruz. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları