Miyase İlknur

Herkes kemalini söyler

04 Haziran 2022 Cumartesi

Utandım...

Şahsım adına değil ülkem adına utandım.

Oy vermesem de, eleştirsem de oturduğu makam tüm ülkeyi temsil eden bir makam. Ekonomiyi kötü yönetebilir, dış politikada yanlışlar yapabilir. Bunların telafisi var. Seçimle gönderirsin olur biter. Ama ülkemi birinci derece temsil edilen makamda oturan bir kişi anayasal hakkını kullanarak gösteri yapanlara sokak argosunun en bayağısı bir kelimeyle hakaret ediyorsa bu ayıp sadece onun değil hepimizin.

Umarım cumhurbaşkanının kullandığı bu kelime dış basında yer almaz. Beğenmesek de, eleştirsek de o makamda oturan bir kişi dış dünyada bizi temsil ediyor. Kendi vatandaşlarına “sürtük” kelimesini layık gören bir cumhurbaşkanı ülkemizin saygınlığını nasıl temsil edecek?

En merak ettiğim cumhurbaşkanının bu ağır hakareti konusunda eşi, gelini ve kızlarının ne düşündüğü...

Cumhurbaşkanı daha önce de küfür ve hakaretleri muhaliflerine boca etmişti. TRT ve yandaş kanalların bu konuda bir tavır almasını beklemiyoruz zaten. Ama ben muhalif kanalların yerinde olsam cumhurbaşkanının konuşmalarını yayımlarken ekranın bir köşesine “+18” notunu sabitlerdim. Milletin çoluk çocuğu var. Bu kötü kelimeler filmlerde “bip”leniyor. İyi de konuşmasında hangi hakareti ve küfrü kullanacağı önceden kestirilemeyen ve cumhurbaşkanının konuşmaları canlı yayımlandığı için böyle bir “bip”leme yapmak da mümkün görünmüyor.

AKP dezanformasyon yasasının gerekçesini güya sosyal medyada yalan paylaşımların önüne geçmek amacıyla çıkarıldığını öne sürmüştü.

Peki cumhurbaşkanının hâlâ Gezi Direnişi sırasında söylediği “Camide içki içildi” yalanına abanmasını ne yapacağız?

Camide içki içildiğine ilişkin bir görüntü var mı?

Bir tanık var mı?

Yok.

A Haber ve FETÖ medyasının eline bir boş bira kutusunu alıp caminin her köşesinde taşıyıp görüntülemesi dışında...

Türk filmlerinde esas oğlanın cebine ya da arabasına esrar konması bile daha inandırıcı. 

Polisten can havliyle kaçan biri hangi ara bira alacak ya da içecek?

İktidar medyası Erdoğan’ın “sürtük” kelimesi karşısında sus pus...

Cumhuriyet tarihi boyunca pek çok cumhurbaşkanı ve başbakan gördük. Turgut Özal ve Çiller dışında argo ve cinsellikle ilgili bir söz duymadık. 

Erdal İnönü, Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal hakkında birtakım iddialarda bulununca, dönemin Başbakanı Turgut Özal torunu Turgut’u kastederek:

“İnönü bizim Ahmet’le uğraşıyor. Ahmet biraz ağır gelir, daha ufağı var. Küçük Turgut var. onunla uğraşsın” dediğinde olay olmuştu. Özal’ın bu sözlerine İnönü, “Bu seviyesizliği halk değerlendirecek” diyebilmişti ancak.

İnönü, bugünleri görseydi Özal’ın bu seviyesiz sözünü hayli masum ve edepli bulurdu.

İMAM YELLENİRSE...

Herhangi bir konuda bireysel tavır alamayan yandaş medya mensupları Saray’dan atılan işaret fişeğine bakarak onunla uyumlu bir duruş sergiler. Çoğunlukla da Saray’ın sık sık tavır değiştirmesi karşısında aynı kıvraklıkla dönüş yapamayanlar ofsayta düşerler.

Cumhurbaşkanının dili, parmak sallaması, had bildirmesini bile taklit eder, kendi meslektaşlarına aynı dille sataşır, parmak sallar ve had bildirmeye kalkışırlar.

Hepimizin vergileriyle ayakta duran TRT’nin ana haber sunucusu Ersoy Dede’nin meslektaşı Berna Laçin’in Bebek sahilinin geldiği durumdan duyduğu kaygıyı dile getirmesi üzerine verdiği yanıt tam bir edepsizlik örneği.

Yuh ki yuh...

Siz nasıl bir ailede yetiştiniz, küfürden başka verecek bir yanıtınız yok mu? 

Kimi antolojilerde Pir Sultan Abdal’a, kimisinde Şah Hatayi’ye bazılarında ise Turabi Baba’ya atfedilen dizelerle bitirelim yazıyı:

Pir Sultan’ım doğan aylar

Geçinir yoksullar baylar

Herkes kemalini söyler

İncinme gönül incinme


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Ders vermeyin ders alın 6 Ağustos 2022
Devletin çivisi... 9 Temmuz 2022