Miyase İlknur

Siyasette zamanlama

15 Ağustos 2020 Cumartesi

Tarihe adını yazdıran komutan, lider ve iş insanları doğru zamanda, doğru yerde durmaları ve doğru hamleleri nedeniyle bunu başarmışlardır. Moda deyişle “timing”ini iyi ayarlayamayanlar ise yetenekli, başarılı hatta haklı bile olsalar çabaları heba olmuştur.

Siyasette hele zamanlama hayati öneme sahiptir. Zamanlamayı iyi yaptığında olmazı oldurursun. Ama zamansız eyleme geçtiğinde de boş havuza atlayıp kafayı gözü yararsın.

Yakın siyasi tarihimizde zamansız hamlelerin nelere mal olduğunu ve umut vaat eden pek çok siyasetçinin oyun dışı kaldığına tanık olduk.

1973 genel seçimlerinin ardından kurulan CHP-MSP koalisyon hükümeti kısa sürede birçok başarılı işe imza atmasına rağmen Kıbrıs Harekâtı sonrasında kitle desteğini arkasına aldığına inanan Başbakan Bülent Ecevit, üfürükten bir nedenle koalisyonu bozup erken seçime gitmek istemişti. Olası bir erken seçime “Kıbrıs Fatihi” olarak girecek olan Ecevit, tek başına iktidara gelmeyi hesaplamıştı. Ama yanlış hesap Güniz Sokak’tan döndü. Ana muhalefet lideri Demirel, koalisyon ortağı MSP ve MHP’yi yanına alarak l. Milliyetçi Cephe hükümetini kuruverdi.

Tek başına iktidar hevesiyle başbakanlıktan olan Ecevit, 1977’ye kadar beklemek zorunda kaldı. 5 Haziran 1977 seçimlerinin akşamında kesin sonuçlar alınmadan yine aculca davranıp genel merkezin balkonundan “Şu an itibarıyla 226 milletvekilini aştık ve tek başına iktidarı garantiledik” açıklaması yapmıştı. Ertesi gün kesin sonuçlar alındığında görülecekti ki, partisi 213’de kalmıştı. Ecevit’in erken müjdesini alan partili gençler soluğu Demirel’in evinin önünde alıp siyasi nezakete aykırı sloganlar atınca, hiddetlenen Demirel, kafasında II. Milliyetçi Cephe’yi kurmuştu bile.

1980’den sonra da hesap hatası

12 Eylül darbesinden sonra partilerin kuruluşuna izin verildiğinde de Ecevit, zamanlama ve hesap hatası yapmıştı. Darbe öncesi partisine verilen yüzde 41.8’lik oyun sadece kendisine verildiğini düşünerek Halkçı Parti ve SODEP’in kuruluşuna destek vermemiş, kendisinden işaret bekleyen donanımlı, parti terbiyesi almış örgüt kadrolarına beklemelerini söylemişti. Ama siyaset boşluk kaldırmazdı. DSP, 1985’te kurulduğunda sosyal demokrat kadrolar ve seçmen, çoktan tercihini yapmıştı. 1983’te kurulan HP ve SODEP’in birleşmesinden oluşan SHP ana muhalefet partisi olarak solda çekim merkezi olmuştu.

DSP, iki kez barajın altında kalmasından sonra 1999’da iktidar oldu olmasına ama o da bir başka siyasetçinin yanlış ve zamansız hamleleri nedeniyle gerçekleşti. CHP lideri Deniz Baykal, REFAH-YOL iktidarına koalisyon ortağı olarak katılmış olsaydı ya da 1999’da Mesut Yılmaz başbakanlığındaki hükümetin düşmesine neden olacak hamleyi yapmasıydı, DSP’nin birinci parti olması mümkün olamayacaktı.

1990’lı yıllarda İnönü’ye karşı iki kez aday olup kaybeden Baykal, eski partilerin yeniden açılmasına olanak tanıyan yasanın çıkmasıyla yandaşlarıyla ayrılıp CHP’yi kurmasa, 1994’te İnönü’nün istifa etmesi nedeniyle kuvvetle muhtemel SHP liderlik koltuğuna oturacaktı.

Zamansız partiler

Baykal’la birlikte SHP’den istifa edip CHP’ye geçen bir parlak siyasetçi daha vardı. SHP’de iken gelecekte lider adaylarından biri olarak gösterilirdi. Öyle ki kurultaylarda lider adaylarının konuşmasından sonra salon boşalır, delegeler Gençlik Parkı’nın kafelerini doldur ama sadece o müstakbel lider adayı kürsüye çıkınca nefes nefese koşturarak salona doluşurlardı. O isim Ertuğrul Günay’dan başkası değildi. SHP’de önce bakan, sonra da genel sekreter olamayınca CHP’ye geçen Günay, CHP’de de örgütlerden sorumlu olamayınca DSP’ye geçmişti. Parti iktidar ortağı olmasına rağmen beklediği ve bence de hak ettiği görevi alamayınca yeniden CHP’ye dönmüştü. Döner dönmez de 1999 seçimlerinde baraj takılan CHP’de Baykal’ın istifasıyla boşalan genel başkanlığa aday olmuş ancak seçilememişti. Oysa Günay, CHP’den ayrılmamış olsa delegeler büyük bir ihtimalle onu genel başkanlığa getireceklerdi. CHP’de yine bekleyemeyip AKP’ye geçti Günay. Sonrasını biliyorsunuz.

Şahıslar dışında bir de zamansız kurulan partiler var. Bir siyasi partiden kopanların oluşturduğu partiler içinde başarı kazanmış şu anda kadar tek parti var; o da pek çok kez adını değiştiren HDP. 1989’da SHP’den 8 Kürt milletvekilinin Paris’te toplanan Kürt konferansına gittikleri için haksızca ihraç edilmeleri nedeniyle parti içinde sol kanada mensup 10 milletvekilinin de istifasıyla kurulan HEP’in, zamanla farklı bir siyasi çizgiye evrilmesi nedeniyle tutmuştur.

Kıssadan hisse...


Yazarın Son Yazıları

Bak şu Müyesser’e!.. 12 Eylül 2020
Ne vereyim abime? 5 Eylül 2020
Siyasette zamanlama 15 Ağustos 2020
Kim ağa, kim maraba? 8 Ağustos 2020
CHP’nin toyu 25 Temmuz 2020
Fethedilmişi fethetmek 18 Temmuz 2020
Tek umut Abdullah Gül 11 Temmuz 2020