‘Yalan’
Müjdat Gezen
Son Köşe Yazıları

‘Yalan’

05.06.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

İçimizde hiç yalan söylememiş olan var mıdır?... Bence yok. Genel olarak insanoğlu yalana sığınma gereksinimini duyar. Hatta “Beyaz Yalan” diye bir şey bile uydurmuştur. Yalanı iyi kullanan siyasi partiler, bütün dünyada iktidar olmuşlardır. İnsanoğlu kendi de yalan söylediği için, yalan söyleyen politikacılara yabancılık hissetmezler. Ülkenin ekonomik durumu, adalete bakışı, genel olarak bazı kesimlerdeki seçmeni pek ilgilendirmez. Dünyanın bütün sosyal bilimcileri bu konuda kendilerine göre bazı açıklamalar yapsalar da asıl neden bence insanoğlunun “yalan”la olan yakın ilişkisidir. Bizde “Yalandan kim ölmüş?” diye atasözü bile vardır. Hatta kardeşim Uğur Dündar, bunu bir kitabına isim yapmıştır. Tiyatromda kapalı gişe oynadı oyunu. Seyirci akın akın geldi “Yalandan kim ölmüş?” lafını duyunca... Anlayacağınız; yalan toplumların vazgeçilmez bir parçasıdır. Ahlaksızca ama böyle işte... 

SEYFİ BEY

Cihangir’deki evimizin alt katında otururdu. Elif’i çok severdi. Hiç evlenmemişti ve çocuğu yoktu. Elif iki üç yaşlarındaydı o zamanlar. Bizim salonun penceresinden baktığımızda onu hep dikiş dikerken, kostümlerini hazırlarken görürdük. Arada bir bizim kata çıkar, Elif’le konuşurdu. Bir devlet dairesinde çalıştığı için maaşı yetişmiyordu. Bu nedenle geceleri başka kılıkta Kulüp 12’de şov yapıyor ve çok beğeniliyordu. Ünlü oldu. Çünkü çok büyük bir yetenekti. Kimse onun yaptığı işi yapamazdı. Bir erkek olarak kadın kılığında sahneye çıkıyor, doğaçlama yapıyor ve sesi güzel olduğu için arada bir şarkı söylüyordu. Zaten kanto işi sanki onun içindi. Giderek yoruldu ve yaşlandı. Biz taşındık önce Cihangir’den. Anadolu yakasına geçtik. O da öyle yaptı. Kendine harika bir saray yavrusu yaptırdı. Giderek sağlığı bozulmaya başladı. Bir müzikal koyuyordum sahneye: “Gel bir görün git, seni yormayacağım” dedim. “Artık yapamam, kendimi çok yorgun hissediyorum” dedi. Kimsesi yoktu. Bütün servetini eğitim vakıflarına bağışladı. Ve bir gün çekti gitti bu dünyadan. Çok mutlu bir adam değildi Seyfi. Devlet memurluğundan “Huysuz Virjin”e geçmesi kolay olmadı. 

Yıprattı onu. Sonunda çekti gitti işte. Hoş seda olarak hep kulaklarımdadır sesi. “Katina’nın elinde makası dikemez ah dikemez.”

ÇAYKOVSKİ

Klasik Batı müziğinde o kadar çok değerli besteci var ki. Bunları birbirinden ayırmak, karşılaştırmak olası değil. Ama benim en sevdiğim Çaykovski’dir. Rus bestecilerin hepsinin ayrı bir yeri vardır bende. Gelgelim Çaykovski bir başkadır. Patatit Senfoni, İtalyan Kapriçyosu, Kuğu Gölü Bale Süiti anlatılmaz derinliktedir. İtalya’da bir otelde kalıyor, karşısında askeri garnizon var. Her gece yat borusu çalıyor. Çaykovski bu melodiden etkileniyor ve “İtalyan Kapriçyosu”nu besteliyor. Askerliğini yapan erkekler bilirler. Yat borusu çalar garnizonlarda ve yatarız. Ama uyu uyuyabilirsen. Aklına doğduğun yaşadığın şehir, annen, baban, arkadaşların, yakınların gelir. Dön sağa dön sola... Moskova Çaykovski Konservatuvarı’nı görmek gerekir. İki üç salonu var ama ana salon dünyada çok az yerde var. 1866 yılında kurulan bu okuldan, çok sevdiğim ve piyano konçertosuna deli olduğum büyük besteci Rahmaninof da yetişme. Çaykovski bir kadınla evlendiğinde gönlünde yatan aslan bir erkek. Bunalıma giriyor... Ben Dede Efendi’yi de Itri’yi de Selahattin Pınar’ı da Âşık Veysel’i de severim. Onların yeri ayrı. Ama şu anda kulaklarımda İtalyan Kapriçyosu çınlamakta. Yat borusuyla başlıyor. Yatalım o zaman.

HİSAR

1962 yaz sezonu. İ.B Şehir Tiyatrosu yaz temsillerini Rumelihisarı’nda yapardı. Muhsin Hoca’nın (Ertuğrul)  İstanbul seyircisine bir armağanıydı bu. O yıl. “Makbet” oynuyoruz. Ben yine figüranım. Bir ziyafet sahnesi var. Hisarın tam ortasında bulunan yuvarlak alan sahne. Fakat hoca, surları da kullanıyor oyunda. Giriş kapısının hemen sağında surların gezinme yeri var. Oraya kocaman bir ziyafet masası koydular. Masadaki altı kişinin biri de benim. Sırtım seyirciye dönük olarak oturuyorum. Ama yevmiyemi veriyorlar. Masada her türlü yiyecek var. Bir de tavuk yapmış butafor. Tahtadan. İlk oyun. Ben tavuğu aldım elime. Uzaktan da görülüyor tabii. Masaya hızla vurunca “taaak” diye bir ses çıktı. Tavuktan öyle ses çıkmaz. Tavuk tavuktur neticede. Masaya vurma sesi hisarın akustiğinde çok yankı yaptı. Tavuk ölü olduğu için yankı da yapmamalı. Herkes ister istemez sesin geldiği yöne baktı. Elimde tavukla kala kaldım. Yani müsebbip alenen görülüyor. Bir hafta ceza aldım. Ayıptır bu yaptığım. Hiç normal değil. Ama o zaman on sekiz yaşındaydım ve normal olacak kadar... Neyse...

Yazarın Son Yazıları

‘Acayip Şiirler’den

Fazıl Say bu kitaptaki şiirlerimi bestelemek istemişti. Şimdi yeniden okuyup buraya aktarmalar yaparken “İyi ki yapmamış, tutuklanırdı” diyorum.

Devamını Oku
19.05.2025
Dedem

Dedem

Devamını Oku
12.05.2025
Ekonomi

Ekonomi

Devamını Oku
05.05.2025
Mektup

Mektup

Devamını Oku
28.04.2025
Şeytanın aklına gelmez

Şeytanın aklına gelmez

Devamını Oku
21.04.2025
Müjdat Gezen yazdı...

İmamoğlu’na mektup

Devamını Oku
14.04.2025
Unutulanlar

Unutulanlar

Devamını Oku
07.04.2025
Fıkralar

Fıkralar

Devamını Oku
31.03.2025
Ergin

Ergin

Devamını Oku
24.03.2025
Celal Sururi

Celal Sururi

Devamını Oku
17.03.2025
Celal abi

Celal abi

Devamını Oku
10.03.2025
Vehbi Koç Ödülü

Vehbi Koç Ödülü

Devamını Oku
03.03.2025
Yoruldum

Yoruldum

Devamını Oku
24.02.2025
‘AB’

‘AB’

Devamını Oku
17.02.2025
Adalet

Adalet

Devamını Oku
10.02.2025
Hale

Hale

Devamını Oku
03.02.2025
Toprağını sevsin!

Toprağını sevsin!

Devamını Oku
06.01.2025
Eğri oturalım, doğru konuşalım

Eğri oturalım, doğru konuşalım

Devamını Oku
30.12.2024
Menderes

Menderes

Devamını Oku
23.12.2024
Atatürk mavisi

Atatürk mavisi

Devamını Oku
16.12.2024
Elif

Elif

Devamını Oku
09.12.2024
Hastaneler

Hastaneler

Devamını Oku
02.12.2024
Hiç mi insan biriktirmediniz?...

Hiç mi insan biriktirmediniz?...

Devamını Oku
25.11.2024
Süalp Tansan

Süalp Tansan

Devamını Oku
18.11.2024
Baylan günleri

Baylan günleri

Devamını Oku
11.11.2024
Açık açık söyle

Açık açık söyle

Devamını Oku
04.11.2024
Biz ne zaman böyle olduk?

Biz ne zaman böyle olduk?

Devamını Oku
28.10.2024
Ottoman

Ottoman

Devamını Oku
21.10.2024
Dümbüllü

Dümbüllü

Devamını Oku
14.10.2024
Selam

Selam

Devamını Oku
07.10.2024
Resim

Resim

Devamını Oku
30.09.2024
Siz yaptınız

Siz yaptınız

Devamını Oku
23.09.2024
Fiyaskom

Fiyaskom

Devamını Oku
16.09.2024
‘Halkalar’

‘Halkalar’

Devamını Oku
09.09.2024
Irkçılık ve...

Irkçılık ve...

Devamını Oku
02.09.2024
Kendini sorgulamak

Kendini sorgulamak

Devamını Oku
26.08.2024
Süveyda

Süveyda

Devamını Oku
19.08.2024
Teknik direktör

Teknik direktör

Devamını Oku
12.08.2024
Geçen haftadan devamla...

Geçen haftadan devamla...

Devamını Oku
05.08.2024
Abdi İpekçi

Abdi İpekçi

Devamını Oku
29.07.2024