Erdoğan çayı demledi!

16 Aralık 2020 Çarşamba

Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni Başkan Biden’la birlikte nasıl bir sürecin işleyeceği usul usul netleşiyor.

Erdoğan ilk işaret fişeğini şöyle verdi:

Biden’la çay içmişliğimiz var...

İkinci işaret fişeğini Bakû’da verdi. Şiir diplomasisi ile ABD’nin kanlısı İran’ı hassas yerinden selamladı.

Bunlar görünenler. ABD’de de yeni yönetimle temaslar çoktan başlamış durumda. Diplomasi anlamında mesleki birikimi olmayan eski AKP Eskişehir Milletvekili Murat Mercan’ı Japonya Büyükelçiliği’nden ABD Büyükelçiliği’ne atadı. Mercan, AKP’nin kuruluşundan beri Erdoğan’ın yanında. 15 Temmuz öncesinde her AKP’li gibi o da FETÖ’yü bir hizmet hareketi olarak görüp, bulunduğu ortam neyse ona göre diyalog kuruyordu. Atama için şu yorum abartı olmaz:

Erdoğan, Washington Büyükelçiliği’ne özel temsilcisini atadı.

Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Feridun Sinirlioğlu’nun görev süresinin uzatılması, fiili büyükelçiliği onun yapacağını gösteriyor.

***

ABD tarafına gelince... Trump giderken Biden gelirken Türkiye’nin “düşman ülke” statüsünde ambargo ile karşı karşıya kalması kabul edilebilir bir durum değil.

ABD bu davranışıyla Türkiye’yi “başka kampa” mı itmek istiyor?

Elbette değil. Tam tersi, Türkiye’yi daha fazla yanına çekmek için hazırlanmış bir planla karşı karşıyayız.

Yakın geçmişte yayımlanan eski Başkan Obama’nın anılarında sık kullanılan bir cümle var:

Türkiye’ye ihtiyacımız vardı...

Anahtar cümle bu. ABD’nin bölgede Türkiye’ye ihtiyacı var. Bu bağlamda, Türkiye’nin bağımsız hareket etmesine, bölgede ABD çıkarlarına zarar verecek küçük bir adım dahi atmasına karşı.

Sadece Biden değil, olası kabinesinde de Türkiye ile geçmişte çok çalışmış kadrolar var. Biden’ın yanı sıra onlar da Türkiye’nin bölgedeki vazgeçilmezliğini kabul ediyor. Bütün mesele bunun kendisine pahalıya mal olmaması. Türkiye’deki kurumlarla değil de sadece bir kişiyle muhatap olmak işine geliyor. Biden biliyor ki Türkiye’ye istediğini yaptırmak için ne TBMM’ye gereksinimi var ne Dışişleri’ne, Erdoğan’ı ikna etti mi, iş tamam.

İkna için de yöntem mi yok!

Biden, NATO’yu arkasına, AB’yi de yanına almış görünüyor.

***

Büyük devletlerin ambargosu, hedef ülkeyi zayıflatır ama o ülkenin liderini güçlendirir. Adını anmaya gerek yok, bunun çok örneği var. Hele otoriter liderler için “dış düşman”dan güzeli yoktur. Kapalı kapılar ardında pazarlığını yap, açık mikrofonlar önünde ağzına geleni söyle... Hah şöyle! Muhalefet partilerinin sahasını da daraltırsın; bizden yana mısın, düşmandan yana mı? Muhalefeti yanına çekerken, karşı tarafın da kulağına fısıldarsın:

Bunlar sana karşı çok azgın, zor tutuyorum!

Eğer lider, kendi iktidarından önce ülkesini düşünüyorsa, ambargo zorludur. Ülke ekonomisi zora girer. Lider, bunun acısını hisseder.

Türkiye-Amerika ilişkileri yukarıda özetlediklerimize paralel bir süreç izliyor. Perdenin önü ile arkası farklı. Keşke sorumlu noktadakiler “önce Türkiye” diyebilseler. O zaman ABD ambargo kararı mı aldı, 12 maddeden bilmem kaçını uygulama işareti mi veriyor. Derler ki:

Bu ambargo uygulanırsa biz de İncirlik’i kapatmakla işe başlar, arkasını getiririz...

Bunun yerine çay demlendiğini görüyoruz.


Yazarın Son Yazıları

Ş-ahlanış! 17 Ocak 2021
Demoktatörlük! 13 Ocak 2021