KKTC’de seçim düğümü!

13 Ekim 2020 Salı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci tura kaldı. Mevcut Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı yüzde 29.8, Başbakan Ersin Tatar yüzde 32.3 oy aldı. İki aday 18 Ekim’de yüzde 50’yi geçmek için yarışacak. Sonucu üçüncü sıradaki Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) aldığı yüzde 21.7’lik oy belirleyecek. 

Akıncı ve CTP, AB’nin de söylemi olan federal çözümü, yani Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile ortaklığı savunuyor…

Tatar’ın başında bulunduğu Ulusal Birlik Partisi (UBP) gelinen noktada iki ayrı devletli çözümden başka yol kalmadığını savunuyor…

AKP iktidarı kayıtsız-şartsız, açık-gizli Tatar’ın yanında görünüyor. 

AKP, sadece Türkiye’de değil, Kıbrıs’ta, hatta Balkanlar’da da Türkleri kutuplaştırdı. 

Erdoğan, iki kez özel uçağını gönderip Saray’da ağırlayacak kadar Tatar’la ilişkiyi derinleştirdi. Son olarak Maraş açılımı da benzetmek gibi olmasın, Türkiye’deki açılımlara döndü. Bu yolla dünyaya mesaj verelim derken KKTC’de hükümet düştü, Tatar’ın ortağı çekildi!

***

Kıbrıs, 1571’de Osmanlı hâkimiyetine girdi…

1878’de Abdülhamit döneminde İngilizlere verildi.

1923’te Lozan’da Türkiye’nin tümüyle devre dışı kalacağı madde İsmet İnönü tarafından reddedildi. Çözüm geleceğe bırakıldı.

1959’da Adnan Menderes döneminde Türkiye’nin devrede olacağı bir statü oluştu. 

1963’ten itibaren tüm adada Rum - Yunan ortaklığını öngören “enosis” hedefine dayalı, Türklere yönelik katliama varan saldırılar düzenlenmeye başladı.

1974’te Ecevit-Erbakan hükümetinin kararıyla Barış Harekâtı düzenlendi. Bugünkü yapının sınırları oluştu. Harekâtla Yunanistan’da darbeyle işbaşına gelen “Albaylar Cuntası” çöktü. (Ecevit, bir bakıma adaya barış Yunanistan’a demokrasi getirdi.)

15 Kasım 1983’te Rauf Denktaş’ın liderliğinde KKTC’nin kuruluşu ilan edildi.

3 Kasım 2002’de işbaşına gelen AKP, KKTC’yi AB sürecine ve kendisinin uluslararası kabulüne kurban etti.

24 Nisan 2004’te BM Genel Sekreteri’nin adını taşıyan Annan Planı’na, Denktaş “hayır” derken AKP “evet” için her şeyi yaptı. Dönemin Başbakanı Erdoğan’ın iki cümlesi vardı:

40 yıllık politikalarla bu iş çözülmez…

Biz bir adım önde olacağız…

Birinci cümle Denktaş’ı dışlamaya yönelikti, ikinci cümle Rum yönetimine ve AB’ye selamdı…

Annan Planı’na GKRY’nin “hayır”, KKTC’nin “evet” demesinden sonra yeni bir yol haritası çizilebilirdi. Ankara, “Mademki Rumlar hayır diyor, biz KKTC’nin tanınması için yeni bir süreç başlatıyoruz” diyebilirdi.

AKP’nin 18 yıllık politikasının özeti şu:

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı, “Türkiye’den tehdit alıyorum” dedi!

Olacak şey değil! 

***

Geldik bugüne…

Günlük siyasi tartışmalar bir yana Kıbrıslıların yüzde 82’si Türkiye Cumhuriyeti’ni bir garantör devlet olarak istiyor. Ancak Türkiye’deki hükümetlerin KKTC’nin iç siyasetine karışmamasını istiyor.

Önceki gün yapılan seçime katılımın yüzde 58’de kalması “umut yorgunluğunun” bir göstergesi. Bu, KKTC tarihindeki en düşük katılım.

AKP’nin Akıncı’ya cephe alması oylarını azaltmamış görünüyor. Tatar’a verilen destek de sandığa yansımamış. Partisinin oyu yüzde 40, Tatar’ın oyu yüzde 32!

AKP’nin atacağı en sağlıklı adım şu olur:

18 Ekim’de sandıktan kim çıkarsa, KKTC’nin temsilcisidir, halkın iradesi kabulümüzdür!

Aksi halde düğüm kalınlaşacak!


Yazarın Son Yazıları

Seçim istemek yetmez! 26 Kasım 2020
Kılavuzu ABD olanın... 25 Kasım 2020
11 Mart’a dönüş! 19 Kasım 2020
40. yıl! 11 Kasım 2020