Koronadan sonra tufan!

05 Mayıs 2020 Salı

Ciddi krizler için kullanılan sözlerden biri şudur:

Kriz dönemine hâkim olan, sonrasını yönetir!

Türkiye’de de dünyada da mevcut iktidarların bu sözden hareket ederek, ne olursa olsun salgın sürecini başarı ile yönettiklerini ilan edip başka bir düzenin konuşulmaması için her şeyi yaptıklarını görüyoruz. 

Bölgesel ortaklıklar büyük yara aldı. Ülkeler büyük ölçüde kendi içine döndü. Başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere küresel yapıların da böyle bir salgına hazır olmadığı görüldü. Afrika çöllerinde ülkelerden biri ötekinin sınırına 50 metre girse bunu sorun edip anında toplanan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, sınır tanımayan bir salgın var, ortada yok. 10 Nisan’da, herkes sormaya başlayınca video ile toplandılar. Ancak açıklama yapmadılar. Sokağa çıkma yasağına uymaları güzel de kendilerine konuşma yasağı da mı koydular? Pek çok konuda anlaşan beşli, koronayla ilgili ortak nokta bulamadı!

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva 15 Nisan’da gerçeği ilan etti:

“Benzeri görülmemiş bir ekonomik krize doğru gidiyoruz.”

***

Bu tablo doğal olarak şu yorumları beraberinde getiriyor:

“Vahşi kapitalizmin sonu geldi...”

“Yeni bir dünya düzenine doğru gidiyoruz...”

“1980’lerde başlayan finans küreselleşmesi dalgası çöküyor...”

Bu saptamalar özünde doğru. Ancak bunun devamında, daha güzel bir dünyanın yakın olduğu, artık sosyal devlet kavramının öne çıkacağı yorumları için çok erken.

Küreselleşme dalgası zaten krizlerle birlikte devam ediyordu. Şimdi de salgın krizi ne kadar ciddi olursa olsun, iktidarını vermek istemeyecek.

Bu dalganın güçlü ortaklarından biri AKP iktidarıdır. 18 yıldır ülkenin ne kadar değeri varsa satanlar, kalanları da Varlık Fonu yapıp piyasaya sürenler şimdi, “dünya böyle gitmeyecek” demeye başladılar.

Bir zamanlar, “Bu ülkeye komünizm lazımsa onu da biz getiririz” diyenler vardı. Şimdi iktidarı kaybetmemek uğruna, “Bundan sonra ulusal ekonomi lazımsa onu da biz yaparız” demeye başladılar.

“Paramız var, ithal ederiz” diyenler, “tarım seferberliği” demeye başladılar.

***

Ankara’da esen hava şu:

AKP sınır tanımaksızın sertleşmeye hazırlanıyor. Bunun ipuçlarını kurşunlu, Boğaz’ın derinliklerine kadar alçalan tehditlerden görmek mümkün.

Toplumun, “biz bu hale nasıl geldik” sorusunu soramayacağı, sadece hayatta kalmayı düşüneceği bir “kıvamda” olması için her şey yapılacak.

İktidarın öteden beri “güçlü görünmek” için uyguladığı yöntem, rakiplerini sindirmek, etkisiz hale getirmek. Bu anlamda gündemindeki konu; CHP’li, Millet İttifakı’nın dayanışmasıyla seçilen belediye başkanları. AKP Genel Merkezi, CHP’li başkanların salgın döneminde yaptıkları yardımların halktaki yansımasını ölçmek için bir araştırma yaptırmış. Sonuçlar, AKP açısından kötü! Yardımlar toplumda kabul görüyor, halk “bunu veren başkan hangi partili” diye bakmıyor. AKP’li belediye başkanları “daha çok yardım yapan belediye” propagandası yapmak için kentin zenginlerine gittiklerinde, “Paraları Biz Bize Yeteriz Türkiyem kampanyasına yatırdık” yanıtıyla karşılaşmışlar!

Saray’da bu duruma çare aranıyor!

İktidarın, koronayı propaganda fırsatına çevirmek için ABD’den Somali’ye kadar yardım uçakları kaldırması gerçekleri örtmeye yetmiyor. 

Ekonomideki kötü gidişi elbette en iyi iktidar görüyor. Sıcak para kaynakları da kurumuş durumda. 

Bütün bunlara karşın iktidar yaşanan olumsuzluklardan zerre kadar sorumluluk almayıp korona sonrasında tartışma ortamına dahi izin vermek istemeyecek. 

Yani koronadan sonra tufan...

AKP bu tufanı kendi içinde ve ülkede daha sert adımlarla karşılamaya hazırlanıyor.

Bununla mücadele etmenin yolu, halkı arkasına alacak güçlü bir seçenekten geçiyor. 

Onun günü de bugün...

Yarın değil...

Baştaki sözü yineleyelim...

Kriz dönemine hâkim olan, sonrasını yönetir!


Yazarın Son Yazıları

Siyasette bu yaz tufan… 27 Mayıs 2020
Yalnız milyonlar! 17 Mayıs 2020
Silahlar konuşurken... 12 Mayıs 2020
Öyle bir Cumhuriyet ki! 7 Mayıs 2020
Koronadan sonra tufan! 5 Mayıs 2020