Şahsımrasi!

11 Mayıs 2021 Salı

Adım adım hazırlanan, fiilen 2018’de başlayan şahsım rejiminin sonuçları usul usul ortaya çıkıyor.

Hemen altını çizelim, son günlerde yaşadıklarımız daha başlangıç. Bu gidişin devamını öngörmek hiç de zor değil.

Türk tipi dedikleri sistemin “şahsım”dan başka tipi yok. Ancak şahsım öyle tek kişiden ibaret değil. En tepedeki şahsımın altında da orta boy, küçük boy şahsımlar var!

Bir sistemde kurumları ve kuralları ortadan kaldırdınız mı, geriye şahsımlar kalır. Her biri kendisini en tepedeki şahsıma en yakın şahsım olarak kabul ettirmeye çalışır.

İşte Sedat Peker olayı... Tepenin şanı, şerefi uğruna karakolda bile milletvekili dövdürdüğünü, yetmedi, kemiklerini kırdırdığını söylüyor... Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın AKP’li milletvekili oğlu Tolga Ağar’la ilgili buram buram savcılık kokan iddialar ortaya atıyor... Süleyman Soylu’yu hedefine koyuyor...

Bir savcı resen harekete geçmiyor. Zira şahsım rejiminde “resen” gitti, “reis”en geldi!

Sadece ucu görünen olaylardan anlaşılıyor ki Sedat Peker için kırmızı bültenle kırmızı halı aynı anda hazır tutulmuş, hangisi gerekiyorsa o kullanılmış. 

Geçmişte de devleti temsil eden kişilerle yeraltı dünyasının adamları iç içe olurdu ama gelinen nokta daha vahim. Devlet şahsımlaşmış durumda!

***

Ruhsar Pekcan olayı da yine üst şahsımdan alt şahsımlara giden bir durum.

Pekcan, doğal olarak şöyle düşünmüş:

- Milli Eğitim Bakanı’nın özel okul sahibi, Sağlık Bakanı’nın özel hastane sahibi, Turizm Bakanı’nın özel seyahat şirketi sahibi olduğu bir ortamda elbette Ticaret Bakanı da şirket sahibi olmalı. Ee, ben şirketi kurduktan sonra başına kimi getireceğim? Elbette kocamı! Dezenfektan ticaretini kiminle yapacağım? Elbette en büyük alıcı devletle. Burada piyasa koşullarını şirketim lehine oluştururken şahsım olarak niye devreye girmeyeyim ki! Bu benim en doğal hakkım.

Bizce de Ruhsar Hanım son derece haklı.

O zaman neden görevden alındı?

Öyle sanıyoruz ki, alt şahsım olarak kazanç hanesini artırırken gerekli paylaşımı yapmamış. Tepedeki şahsım durumdan tam haberdar olmamış gibi. Muhtemel, öteki alt ve yan şahsımlar da görülmemiş.

Bu tür şeyleri paylaşmazsan paylarlar!

128 milyar dolar olayında da yine parçalı şahsımlar devreye girmiş görünüyor. Kendilerini anlatmaya çalışırken bile çuvallamaları bundan olsa gerek. 

Her şey para değil elbette... Yetki paylaşımı da önemli. Bu ortamda Emniyet Genel Müdürlüğü de tuttu, yasayla yapılması gereken bir düzenleme için genelge yayımladı. Orada da İçişleri Bakanlığı merkezli ayrı şahsım oluşmuş olmalı!

***

Şahsım rejimi dedik ama bu sisteme bir ad koymak gerekli. “Tek adam” oturmuyor. Zira sistemde bir adamlık yok...

Geleneksel olansa tek sözcüklü bir tanım. 

Her şey şahsım üzerine kurulurken toplum da buna göre ayrıştırılmış durumda. 

Bir yanda şahsımın hısımları var...

Bir yanda şahsımın hasımları...

Şahsımrasi desek!

Böylece demokrasiden otokrasiye giden rejimlerin yanına bir yenisini eklemiş oluruz...

Üstelik alt söylemleri de hazır:

Canım öyle istiyor...

Devlet benim...

Seçeneğim benim...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Oyun içinde oyun! 22 Haziran 2021
Afganistan B-ataklığı! 16 Haziran 2021