Ukrayna ile Suriye Arasında!

07 Temmuz 2014 Pazartesi

Türkiye sadece coğrafya olarak mı Ukrayna ile Suriye’nin ortasında?
Dileyelim öyle olsun.
Bu iki ülkenin son yıllarda yüz yüze kaldığı olumsuzluklar, Türkiye’nin sırtını dönebileceği cinsten değil. Zaten dönseniz bile tarih eteğinizden çekiyor, gündem kucağınızdan düşmüyor. O yüzden de nereye dönerseniz dönün çevremizdeki sorunlar kucağımızdan eteğimize bizi bırakmıyor.
Türkiye usul usul Cumhurbaşkanlığı seçimi iklimine girerken acaba kuzeyimizde Karadeniz komşumuz Ukrayna ile güneyimizde Akdeniz ve kara komşumuz Suriye’de devlet başkanlığı seçimlerine nasıl girildi, seçimler ne tür sonuçlar doğurdu?
Soruyu girişteki soruyla birleştirip Şam ve Kiev’i sütuna yatıralım.
Suriye’de 2011 yılından bu yana süren iç savaşta 200 bini aşkın insanın öldüğü sanılıyor. Kabul edilen rakam 150 bin, Birleşmiş Milletler bu sayının ikiye katlanmış olabileceği endişesinde. Bu ülkede 3 Haziran’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimine 3 aday katıldı. Biri halen bu koltukta bulunan Esad’dı. Öteki iki aday ise Haccar ve El Nuri idi.
Bütün propaganda olanaklarını elinde bulunduran Esad oyların yüzde 88’ini alarak yerini korudu. Seçime katılım Şam yönetimine göre yüzde 70’lerdeydi, gözlemcilere göre seçmenin yarısı bile değil.
Konu salt sandıksa Esad, “Halkın yüzde 88’i beni seçti” diyor, milli iradeyi temsile devam ediyor.

***

Ukrayna ise 1991’de Sovyetler’in çökmesinden sonra kavuştuğu bağımsızlığını 2004’teki “turuncu devrim”le devam ettirdi... “Devrim” Ukrayna’yı coğrafi ve ruhi olarak ortadan ikiye bölerken iki taraf oluştu:
Batı yanlıları ve Rusya yanlıları...
Süreç iki yanı doğurdu ama deyim yerindeyse “Ukrayna yanlıları” doğurmadı!
Ne diyelim; kendi planın yoksa, başkalarının planının parçası olursun!
Ukraynalılar geçen mayıs ayında sandığa gittiler. Yeni devlet başkanı olarak “çikolata kralı” diye bilinen Petro Poroşenko’yu seçtiler. Poroşenko tıpkı unvanı gibi gerçekten çok zengindi, 1.5 milyar dolar kişisel serveti vardı, bir de televizyon kanalı. Ancak Ukrayna’da işler çikolata gibi tatlı gitmedi. Seçim sonrası ülke ortadan ikiye bölündü. Ukrayna’nın önde gelen sporcularından birisi şöyle diyordu:
Dünyanın en bölünmüş ülkesiyiz.”
Bu sadece coğrafi bölünmüşlüğü anlatmıyordu, kalpler ve beyinler de bölünmüştü.
Dinyeper Irmağı artık Ukrayna’nın ortasından akan doğal bir zenginlik değil, ülkeyi ikiye bölen bir gerilim hattı.
Kırım Tatarları ise bu bölünmüşlüğün ortasında yeni kırımlar yaşama tehlikesinin kıskacında.

***

Yukarıdaki aktarımı herhangi bir önyargı ile paylaşmadık. Daha net ifade ile Türkiye de böyle bir kaderi paylaşabilir iması içinde değiliz. Ancak İbn Haldun’dan Napolyon’a kadar pek çok devlet adamı ve siyaset bilimcisinin değişik cümlelerle ifade ettiği, “coğrafya ülkelerin kaderini belirler” gerçeğini göz ardı etmemek gerekiyor.
Sovyetler dağıldığında Karadeniz’deki Sovyet donanması da Ukrayna ile Rusya arasında ikiye bölünmüş, bu tablo Türkiye’yi “Karadeniz’de en büyük deniz gücüne sahip ülke” konumuna getirmişti. Deniz Kuvvetlerimizin yaşadığı iç saldırı, Rusya’nın stratejik adımları durumu değiştirdi.
Suriye ile 2000’lerin başında ortak bakanlar kurulu yapacak kadar iyi ilişkiler içindeydik. 2011’den itibaren bu ülkenin içişlerine karıştık. 2012 yılı yazında Dışişleri Bakanı, “Esad’ın haftaları kaldı” demişti.
İşte böyle...
Suriye ile Ukrayna arasındaki Türkiye AKP’nin akıldışı politikasına rağmen bütünlüğünü korumaya çalışıyor.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Kıbrıs defteri... 21 Temmuz 2021