Cumhurbaşkanlığı ve ‘Sandık Mühendisliği’

09 Ağustos 2014 Cumartesi

Hedefi on ikiden vuran tahminleriyle ünlü Konda biliyorsunuz son seçim anketini açıkladı:
Erdoğan yüzde 57; İhsanoğlu yüzde 34; Demirtaş yüzde 9!
“Oh!” dedim; “Mis. Lokum gibi! İktidar açısından ne ideal rakamlar böyle bunlar”...
Erdoğan yüzde 57 ile 1. turda Cumhurbaşkanı…
Ülkede eh.. nerden baksanız yüzde 34’lük muhalafet de kafadan vardır değil mi?
Başbakan yüzde 57 değil de, mevcut şartlarda yüzde 60’ı aşan oranla Köşk’e çıkacak olsa, bu fazla inandırıcı olmaz…
Demirtaş’ın sıkı yüzde 10 bandına yaklaşan bir oyu vardır…
Eh; CHP’si, Gezi’cisi, Paralelcisi.. şu bu derken muhalafet de nereden baksanız yüzde 30’u gene aşar…
Muhalefet cılız bir yüzde 30 sınırında kalsa; bu ikna edici olmaz.
İnsanlar rahatlıkla “Yok artık deve!” diyebilir.
Şurada 50 gün öncesine dek kimsenin tanımadığı “Ekmeleddin İhsanoğlu şemsiyesi” altında alternatif arayan “evsiz muhalefet oylarının”, yüzde 34’e takılıp kalmasına ise kimse uzun boylu şaşmaz…

Bir taşla birkaç kuş
Yüzde 57 itiraf edelim Erdoğan için efeli, şık bir oran.
Böylece ikinci tur badiresi savuşturulmakla kalmıyor…
Gezi ve 17-25 Aralık’ın “rövanşı” sandıkta döne döne alınmış oluyor; “karizma” temize çekiliyor ve “yenilmez lider” mitosu tazeleniyor.
Bundan âlâsı can sağlığı.
Yüzde 54 ve yüzde 57 arası oran… Erdoğan için -üstteki mantık gereğiolmazsa olmaz, mutlaka elde edilmesi gereken “kritik oy yüzdesi”dir…
Yüzde 57’ye varmayıp sonuçta yüzde 54’te de kalsa gerçi, “sağlam irade” için arzu edilen sonuç fersah fersah hasıl olmuş olur...

Sürprize geçit yok
Bu elverişli, “her derde deva” sihirli oran üzerinde düşünürken.. aklıma komşu İran ve komşu Rusya’da hep böyle “kritik oranlarla” alınan seçimler geldi.
İstikrarı hiç sarsmayan ve zinhar sürprizle sonuçlanmayan bölgenin danışıklı dövüş seçim pratiklerini; Putin’i son kez tartışmalı biçimde Kremlin’e taşıyan Rusya’nın 2012 Cumhurbaşkanlığı seçimleri ardından “İleri Demokrasilerde Seçim Mühendisliği” (8-10 Mart, 2012) adıyla yayımladığım bir mini dizide aktarmıştım.
Meselenin yalnız sandıktaki seçim hilelerinden ibaret olmadığını; “seçim mühendisliğinin” bu ülkelerde çok ince ölçüm biçimlere dayanan bir bilim düzeyine çıkarıldığını anlatan iki kısımlık dizide; temel noktanın “sürprizin önünü almak” olduğunu söylüyordum:
“Sandık sonuçlarının milimetresiyle öngörülebildiği, sonuçları önden kotarılan; sürprize geçit vermeyen seçim şovlarına bu ülkelerde ‘seçim mühendisliği’ adı veriliyor” demiştim…

Kem gözlere şiş oranlar
Gerçek muhalefeti olmadığı için, İran’da “seçim mühendisliğinin” “kritik oy yüzdeleri” örneğin her daim “katılım oranları” etrafında belirlenmekteydi…
“2009 isyanının açtığı güven bunalımının aşıldığını göstermek isteyen mollalar, ‘yüksek katılım oranını’ rejimin kredibilitesinin tesisi ve halkın rejimle et tırnak olduğunu Batı’ya göstermek maksadıyla kullanıyor. Bu nedenle mollaların beklentisi (2012 Martı’ndaki son İran parlamento seçiminde) en az ‘yüzde 60’ katılım olarak ilan ediliyor. Bu kritik oran, tam isabetle seçim ertesinde yüzde 64 olarak tebarüz ediyor…
Sokak gösterileriyle yıpranan Putin’in, Rusya’da imajını tamir edecek ‘kritik oy yüzdesi’ de seçim arifesinde -gene aynı şekilde- yüzde 60 bandında belirleniyor.
Putin’in böylece ikinci tura kalmaksızın zaferini tescilleyeceği; ‘iç düşman’ muhaliflerle, ‘dış düşman’ Batı’ya karşı -aynı mollaların hesabında olduğu gibi!- bu fiyakalı oy oranının ‘kem gözlere şiş’ sergileyeceği düşünülüyor….
Çünkü Moskova ve Tahran’da ‘oy mekanizması’ seçmenlerin tercihlerini yansıtmaktan çok; rejimin devamını sağlayan bir ‘istikrar’ ve ‘meşruiyet’ nişanesi olarak görülüyor...
‘Kritik orana’ varmak için oy satın almaktan hileye dek her yol bu nedenle mubah sayılıyor.
Putin de aynı mollalar gibi, (4 Mart 2012 seçiminde!) ‘kritik rakam’ yüzde 64’ü buluverdi.
‘Yüzde 64’; iki ileri demokrasi ülkesinde statükoyu sürdürmeye yarayan sihirli anahtar oldu…”
Sonucu genelde önden kestirilen seçimler olduğu için, katılımın hep düşük olageldiği İran’da; bu göz boyayan “yüzde 64’lük” oran; sosyal medyada daha sonra “Yüzde 80 evde TV seyrederken, sandığa koştuğunu öğrendi!” esprilerine yol açmıştı.
Putin iktidarını törpülemek amacıyla hedeflerini, son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “Çar”ı ikinci tura zorlamak olarak koyan Rus muhalefeti ise öyle fazla espri yapacak ve gülecek gücü kendinde bulamadı...
Çeyrek asır boyunca Kremlin’e.. Stalin misali demir atmaya kararlı görünen Putin’in son cumhurbaşkanlığı projesine karşı aylar boyu Sibirya soğuğuna aldırmadan büyük kentlerde yürüyen muhalif kitleler; “yüzde 64”lük zafer karşısında geri çekildi.  


Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020