Olaylar Ve Görüşler

Anafartalar Kahramanı - Doç. Dr. Hüner Tuncer

25 Nisan 2020 Cumartesi

Askerlerinin önünde korkusuzca taarruza öncülük eden Mustafa Kemal, bu davranışıyla büyük bir komutanın nasıl olması gerektiğinin eşsiz bir örneğini sergilemekteydi.

Kara savaşlarının ikinci dönemi 6 Ağustos 1915 tarihinde başlamıştı. Anafartalar’da yer alan muharebeler, Çanakkale kara savaşlarının en kanlı çarpışmalarını oluşturmaktaydı.

Anzak (Australian and New Zealand Army Corps) taarruz kolları, 6 Ağustos gecesi Sazlıdere Vadisi ile Azmakdere arasındaki sarp bir arazi şeridinden kuzeye doğru ilerlemeye başlamıştı.

Burası Mustafa Kemal’in, “olası bir düşman taarruzuna karşı kuvvetli tutulması” için 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa’yı uyardığı, ancak Esat Paşa’nın “Merak etme Beyefendi, buradan gelemezler!” dediği yerdi.

‘AZ GELİR’

Kocaçimen Tepesi dolayında Yarbay Cemil komutasında toplanan 9. Tümen ile Yarbay Willmer’in komutasındaki Anafartalar Müfrezesi, Saros Grubu Komutanı olan Albay Ahmet Fevzi’nin emrine verilmiş ve Albay Fevzi’ye, Conkbayırı’na hareket etmesi emredilmişti. Albay Fevzi komutasındaki bu birlikler, Anafartalar Grubu adını aldılar.

Albay Ahmet Fevzi Bey, 7 Ağustos 1915’te Anafartalar Grup Komutanlığı’na atanmıştı. Ordu Kurmay Başkanı Kâzım (İnanç) Paşa, 8 Ağustos’ta 5. Ordu Komutanı Liman von Sanders adına Mustafa Kemal’i telefonla arayarak Liman Paşa’nın, Mustafa Kemal’in durumu nasıl gördüğünü ve ne gibi bir önlem alınmasını düşündüğünü öğrenmek istediğini iletmişti. Mustafa Kemal’in, bu soruya yanıtı şu oldu: “Bu dakikada tek bir önlem kalmıştır ve bu da bütün mevcut kuvvetlerin tahtı kumandama (komutam altına) verilmesidir.”

Sanders, alaylı bir karşılık vermiş ve “Çok gelmez mi” diye sormuştu. Mustafa Kemal’in yanıtı ise şu oldu: “Az gelir!”(1) Liman von Sanders, Mustafa Kemal’in sorumluluk almaktan hoşlanan bir lider olduğu görüşündeydi ve onun enerjisine güveni tamdı. Böylece Mustafa Kemal, 19. Tümen Komutanlığı’nı 27. Alay Komutanı Yarbay Şefik’e devretti ve 9 Ağustos’ta Anafartalar Grup Komutanlığı’nı üstlendi.

KORKUSUZ BİR ÖNCÜLÜK

Mustafa Kemal’in büyük bir başarıyla yönettiği Birinci Anafartalar Muharebesi (9 Ağustos 1915) sonucunda Anafartalar’da ilerleyen İngiliz Kolordusu ile Conkbayırı-Kocaçimen kesimine taarruz eden Anzak taarruz kollarının birleşmesi engellenmişti.

İngiliz resmi savaş tarihinde şöyle deniliyordu: “Bir Türk komutanı, Çanakkale Savaşları’nın kaderine hâkim olmuştu.”(2) Mustafa Kemal, 10 Ağustos Conkbayırı taarruzundan önce birliklerine alçak bir sesle şöyle seslenmekteydi: “Asker düşmanı yeneceğimiz konusunda hiçbir kuşku yoktur! Ancak, acele etmeyin. Önden ben gideyim. Ben kırbacımı kaldırdığım zaman, hepiniz öne fırlarsınız.”(3) Askerlerinin önünde korkusuzca taarruza öncülük eden Mustafa Kemal, bu davranışıyla büyük bir komutanın nasıl olması gerektiğinin eşsiz bir örneğini sergilemekteydi. İngiliz resmi tarihini yazan Oglander, şöyle yazmaktaydı:

“Son 24 saat içerisinde Türkler, büyük bir komutana sahip olmanın, düzenin, askerliğin, kahramanlığın, mücadelenin bütün örneklerini vermişlerdi... Anzaklar, bu muharebede 12 bin kişi kayıp vermiştir...
Türkler, cephenin bütün hâkim noktalarına yerleşmişlerdi. Bu muharebe sonunda İngilizler, önceden sahip bulundukları üstünlüklerini yitirdiler.”(4)

Liman von Sanders, Conkbayırı zaferini kazanan Mustafa Kemal’i şu sözlerle kutlamaktaydı: “Büyük iş başardınız! General Hamilton kazanmış olsaydı İstanbul yolu açılmış olacaktı.Olay tarihe büyük bir İngiliz zaferi olarak geçecekti. Savaşın gidişi değişecekti. İngilizler, İstanbul’a Ruslarla birlikte gireceklerdi. Siz, yetersiz bir güçle bu büyük zaferi tersine çevirdiniz. Bu zafer tarihe sizin adınızla geçti!”(5)

Conkbayırı muharebesi, iki nedenden ötürü çok önemliydi: Müttefik saldırılarına başarıyla karşı durarak Mustafa Kemal, Osmanlı Devleti’nin o anda çökmesinin ve İstanbul’un ele geçirilmesinin önüne geçmiş; ikinci olarak da bu muharebe, Türk halkına Mustafa Kemal’in üstün cesareti ile askeri hünerini gösterme fırsatını sağlamıştı. Bundan böyle Mustafa Kemal, “Anafartalar Kahramanı” olarak anılacaktı.

MUSTAFA KEMAL'İN ROLÜ 

Gelibolu’nun resmi tarihini yazan bir İngiliz kurmay subayı, Mustafa Kemal’in Çanakkale’de oynadığı rolü şöyle ifade etmekteydi: “Tarihte çok ender olarak tek bir tümen komutanının gayretleri, yalnızca bir muharebenin gidişatında değil; aynı zamanda, bir savaş harekâtının kaderinde ve hatta bir ulusun yazgısında bu denli derin bir etki bırakabilmiştir!”(6)

DOÇ. DR. HÜNER TUNCER

­­­­­1 Turgut Özakman, Vahidettin, M. Kemal ve Milli Mücadele, 6. Basım, Bilgi Yayınevi, Ankara, Şubat 2007, s. 158’den Mustafa Kemal, Arıburnu Muharebeleri Raporu, s. 186.

2 Özakman, Vahidettin, M. Kemal ve Milli Mücadele, s. 151.

3 Uluğ İğdemir, Atatürk’ün Yaşamı, I. Cilt, 2. baskı, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1988, s. 72.

4 Aspinal Oglander, “Gelibolu (İngiliz resmi tarihi)”, çev. Muharrem Feyzi, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, Sayı 28/Haziran 1987, s. 56.

5 Turgut Özakman, Diriliş, Çanakkale 1915, 14. basım, Bilgi Yayınevi, Ankara, Mart 2008, s. 512.

6 Alan Palmer, The Decline and Fall of the Ottoman Empire, John Murray, London, 1995, s. 229.


Yazarın Son Yazıları