Olaylar Ve Görüşler

Korkunun ecele yararı yoktur, gidecekler...

20 Mayıs 2019 Pazartesi

Türkiye ittifakından söz ediliyor. Ülkenin yarıdan fazlası parlamenter sistemi istiyor, kuvvetler ayrımını istiyor, bağımsız yargıyı istiyor. 31 Mart seçimleri ile bu istem kanıtlandı. Hiç kuşku yok, her şey çok güzel olacaktır.

YSK diyet ödedi, sandıkta kazanılmış bir seçimi yok saydı. İstanbul seçimleri yenilenecek. AKP görev süreleri dolan YSK üyelerinin görev sürelerini uzatmıştı. YSK bu işlemin diyetini ödedi. Hukuka ve yasalara, eski kararlara aykırı bu yenileme kararı ile Yandaş Seçim Kurulu, AKP gözünde aklandı, ancak ulusumuzun gözünde karalandı. Cumhuri- yet tarihimizde böyle bir demokrasi ayıbı yaşanmadı. YSK’nin hangi baskılar altında kaldığı, ne ile tehdit edildiği er geç ortaya çıkacaktır.
2002 yılında güzel yurdumuzda eksikleri olmasına karşın bir demokrasi vardı. Parlamenter sistem vardı. Herkesin güvendiği bir adalet sistemi ve yargı vardı. Laiklik yalnızca anayasada yazılı bir kural değildi, işleyen bir kuraldı. Tarımda kendi kendine ye- ten ülkelerden birisiydik. Hayvancılığımız kendi gereksinimlerimizi karşılayacak düzeydeydi.
Ulusumuzun güvendiği kurumlar vardı. Yargıtay vardı. Danıştay vardı. Anayasa Mahkemesi vardı. Özerk üniversitelerimiz vardı. Yüksek Seçim Kurulu vardı. Hepsinin ötesinde herkesin güvendiği Cumhuriyet’in ordusu vardı.

Çöküş...
Ne acı ki 2019 yılına geldiğimizde bu kurumların hiçbirisi yok. Önce 1991 yılında TCK’nin 163. maddesi kaldırıldı. Bu madde, Laikliğe aykırı davranan ve bir din devleti kurmayı amaçlayan siyasal parti- leri yasaklıyordu. Uğur Mumcu’nun deyimi ile kalpaksız Kuvayı Milliyeci sevgili Muammer Aksoy bu maddenin kaldırılmasına, bu madde kalkarsa dinci partilere yol açılır diyerek karşı çıkmıştı. 163. madde kaldırılınca dinci partilerin yolu açılmış oldu. Muammer Aksoy haklı çıktı. Ve 2002 yılında AKP iktidar oldu. Cumhuriyetin tüm nitelikleri değiştirildi. Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı yapan Abdullah Gül, bu görevlere gelmeden İngiltere’de basına yaptığı bir açıklama da “Kuran’a aykırı ne kadar yasa varsa hepsi değiştirilecek ve hepsi Kuran’a uydurulacak” diyordu.
Zaman içerisinde “irtica”, devletimiz için tehlike olmaktan yazılı kararlarla çıkarıldı. Böylece irticanın devlet içerinde yuvalanmasının da yolu açılmış oldu. AKP bir cemaatla birlikte Cumhuriyet’in ordusunun kahraman subaylarını ve vatanseverleri kumpas davaları ile cezaevlerine atarak ordumuzu etkisizleştirdi. Ülkemiz tarikatlara ve irticaya teslim edilmiş oldu. Anayasa değişikliği ile Cumhuriyetimizin yönetim biçimi değiştirildi. Parlamenter sistem yok edildi. Kuvvetler ayırımı ortadan kaldırıldı. Her şey bay Erdoğan’ın iki dudağı arasından çıkacak sözlere bağlandı. İslamcı faşist bir yönetim biçimi uygulamaya konulmuştu. Karşı çıkan herkes terörist ve vatan haini sayılıyordu. Karşı çıkan herkes için davalar açılıyor, cezalar veriliyordu.

Ses çıkarın...
31 Mart seçimleri ile AKP büyük illeri kaybetti. Seçim sonuçları AKP’nin işine gelmedi. Seçimi yitirdikleri halde bunu bir türlü kabullenemediler. Tekrar tekrar sayımlar ve olmadık hukuksuzluklar yapıldı. Sonunda İstanbul seçimleri iptal edildi. Bu hukuksuzluklara karşın Danıştay’dan, Yargıtay’dan, Anayasa Mahkemesi’nden, Hukuk Fakülteleri’nden hiç ses çıkmadı. Eğer gerçekten bu kurumlar bağımsız olsaydı, AKP bunca olumsuzluğa imza atamazdı. Şimdi de çıkaracakları hukuk dışı yasalarla kaybettikleri için belediye başkanlarının yetkilerini kısmaya çalışıyorlar. Yargıtay, Danıştay, AYM, hukuk fakülteleri, Cumhuriyetin ordusu korkmayın bu hukuksuzluklara ses çıkarın. Ses çıkarın ki yarın çocuklarınızın yüzüne bakabilesiniz.

Gidecekler...
Kılıçdaroğlu’na Çubuk ilçesinde açık bir linç girişiminde bulunuldu. Geçmişte de DP’nin girişimleri ile İnönü Uşak’ta taşlanmış, yine CHP suçlanmıştı. Demek ki geçmişten hiç ders almıyoruz. Saldırganı salıveren savcının geçmişte Ensar Vakfı yöneticisi olduğu ortaya çıktı. AKP’nin inek hırsızından kahraman, Ensar yöneticisinden savcı çıkardığı anlaşılıyor. Bu saldırı karşılıksız kaldığı için bu kez gerçekleri yazan bir gazeteci Demirağ öldüresiye dövü- lüyor, saldırganlar yine bırakılıyor. Güzel yurdumuz Türkiye bu olamaz. YSK’nin kararı öncesinde Öcalan ile avukatlarının görüştüğü ve bir açıklama yayımlandığını görüyoruz. Hiç kuşku yok Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırı, Öcalan ile görüşme ve açıklama bir bütünün parçalarıdır. Bay Erdoğan kızgın demiri soğutmaktan, 82 milyonun birliğinden, Türkiye ittifakından söz ediyor. Kendisine karşı olanları, kendisini eleştirenleri terörist sayıyor. Milli iradeyi tanımıyor. Türkiye ittifakı nasıl olacak. Erdoğan partili cumhurbaşkanıdır. Öyle olunca yalnızca AKP’lilerin Cumhurbaşkanıdır. Ülkenin yarıdan fazlası size karşı, getirdiğiniz yeni sisteme karşı. Yarıdan fazlası, parlamenter sistemi istiyor, kuvvetler ayrımını istiyor, bağımsız yargıyı istiyor. 31 Mart seçimleri ile bu istem kanıtlandı. Korkunun ecele yararı yoktur, gidecekler. Hiç kuşku yok, her şey çok güzel olacaktır.

EROL ERTUĞRUL


Yazarın Son Yazıları