Olaylar Ve Görüşler

Yeni KHK bir umut mu?

26 Ocak 2017 Perşembe

Bütün sıkıntılarına rağmen, 685 sayılı KHK, görevlerinden çıkarılan kişiler için hukuki bir imkân olabilir. Ama gerçek anlamda bir hukuki denetimden bahsedebilmek için, hukukun temel ilkelerinin gözetildiği bir süreç şart.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen olağanüstü hal (OHAL) kapsamında kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) birlikte herhangi bir denetim yapılmadan on binlerce kamu çalışanının görevine son verildi. Bu OHAL KHK’lerinin ardından, ihraç edilen ve aralarında muhalif kimliğiyle bilinenlerin de olduğu binlerce kamu personelinin aklındaki soru “Görevime geri dönmek için nereye başvurmalıyım?” oldu. Kamu personelinden görevlerine dönmek için hukuki yollara başvuranların talepleri, başta Anayasa Mahkemesi olmak üzere Danıştay ve idare mahkemeleri tarafından usuli gerekçelerle reddedildi. Bu durumdaki kişiler sadece görevlerinden ayrılmak zorunda kalmayıp anayasanın kendilerine verdiği hak arama özgürlüğünü de kullanamadı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ise önüne gelen iki başvuruda vermiş olduğu kararlarda iç hukuk yollarının tüketilmediğini kabul etti. Bu şekilde KHK ile görevinden çıkarılan kamu görevlilerinin etkin bir hukuki başvuru yapma imkânları da kalmadı.

OHAL Komisyonu
KHK’lerle görevlerinden çıkarılanların hangi hukuki yollara başvurulabileceğine ilişkin belirsizlik, 23 Ocak 2017’de yayımlanan 685 sayılı “Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması” Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile bir nebze de olsa açıklığa kavuştu. 685 sayılı KHK ile birlikte ilgili işlemleri denetlemek ve bir karara varmak üzere kendine özgü bir idari teşkilat yaratıldı ve “Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu” (OHİK) kurulmasına karar verildi.

Komisyon yapısı
Önce kurulacak komisyonun yapısına kısaca bakalım. Komisyon, OHAL kapsamında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu’nca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan KHK hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere kuruldu. OHİK, yedi üyeden oluşuyor. Kurulun üye profiline bakılınca, bu denli önemli bir görev üstlenen komisyonun üyelerinin daha katılımcı bir usulle seçilmesi uygun olurdu.

Görevleri
685 sayılı KHK’ye göre OHİK’in görevleri iki kısımda değerlendiriliyor. Birinci kısım OHAL kapsamında doğrudan KHK’lerle tesis edilen, kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişiğin kesilmesi, öğrencilikle ilişiğin kesilmesi, dernekler, vakıflar, sendika, federasyon ve konfederasyonlar, özel sağlık kuruluşları, özel öğretim kurumları, vakıf yükseköğretim kurumları, özel radyo ve televizyon kuruluşları, gazete ve dergiler, haber ajansları, yayınevleri ve dağıtım kanallarının kapatılması ve nihayet emekli personelin rütbelerinin alınması gibi işlemlerine ilişkin başvuruların değerlendirilmesi ve karar verilmesidir.
İkinci kısım ise OHAL kapsamında yürürlüğe konulan KHK’lerle gerçek veya tüzel kişilerin hukuki statülerine ilişkin olarak doğrudan düzenlenen ve birinci fıkra kapsamına girmeyen işlemlerdir.

İki yıllık süre
OHİK’in süresi, 685 sayılı KHK’nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl. KHK ile Bakanlar Kurulu bu süreyi bitiminden itibaren 1’er yıllık süreler halinde uzatmaya yetkili kılınmış.
OHİK görev alanıyla ilgili hususlarda her türlü bilgi ve belgeyi ilgililerden talep edebiliyor. Buradaki ilgili kapsamına başvurucular girdiği gibi bu işlemleri hazırlayan ve Bakanlar Kurulu’na sunan idareler de giriyor. Dolayısıyla herhangi bir idare bu belgeleri vermemezlik edemeyecek, kişilerin kamu görevlerinden çıkarılmalarına gerekçe olarak neye dayanıldığını ortaya koymak durumunda kalacaktır. Bu durum başvuruların hızlı ve etkin bir şekilde çözülmesi için idarelere bir yükümlülük getirmekle birlikte, idare tarafından komisyonun belge ve bilgi taleplerinin karşılanmaması durumunda yaptırım öngörülmüyor. Söz konusu eksikliğin, komisyonların çalışmalarını nasıl etkileyeceğini zaman gösterecek.

Başvuru 60 gün içinde
685 sayılı KHK kapsamına giren konulardaki başvurular, valilikler aracılığıyla görevinden çıkarılan kişinin en son görev yaptığı kuruma yapılabilecek. Gerek valilikler gerekse kurumlar, kendilerine yapılan başvuruyu gecikmeksizin OHİK’e iletmek zorunda.
Daha önceki KHK’lerle görevinden çıkarılanlar, OHİK başvuruları almaya başladıktan sonra 60 gün içinde başvuru yapacaklar. Ancak OHİK’in başvuru almaya başlayacağı tarih, henüz belli değil. Bu nedenle ilgililerin, OHİK’in faaliyete geçişini takip etmeleri çok önemli. Zira, eğer bu süreler içinde başvuru yapılmaz ise başvuruları sürenin geçirilmiş olmasından dolayı reddedilecek.

Cevap süresi muğlak
Bu başvurularda en çok eleştirilecek husus ise OHİK’in hangi süre içinde başvuruya cevap vereceği hususunun muğlak bırakılması. Ayrıca ilgili düzenlemeye göre, KHK kapsamında yapılan başvurular hakkında idari makamların başvurulara 60 gün içinde cevap vermemesi durumunda, dava açılabilmesine imkân sağlayan İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanması engelleniyor.
Bu şekilde OHİK’e neredeyse süresiz bir değerlendirme yetkisi veriliyor ve ilgililerin belli bir süre içinde OHİK’ten cevap alamamaları durumunda dava açabilme hakları ellerinden alınıyor. Söz konusu tercih, uygulamada OHİK’in başvuruları hangi süre içinde değerlendireceğini belirsiz ve ucu açık hale getirebilecektir. OHİK’e tanınan ve süreyle bağlı olmayan bu geniş hareket alanı, KHK ile öngörülen yargıya başvurma hakkını da etkisiz kılabilecektir. Söz konusu düzenlemenin hak arama özgürlüğünü kısıtlayacak şekilde yorumlanmamasını temenni ediyoruz.
OHİK kararlarına karşı başvuruları reddedilenler kararın kesinleşmesinden itibaren 60 gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da dava açabilir. KHK’ler ile görevinden çıkarılmalarına karar verilen kamu personeli için OHİK’in kararına karşı başkaca bir idari başvuru yolu öngörülmediğinden dolayı, Danıştay’da dava açma süresi OHİK kararının ilgiliye tebliğ edilmesinden itibaren başlayacaktır.

Kurumlar için de geçerli
Yukarıda açıkladığımız noktalar aynı KHK ile okuluyla ilişiği kesilen öğrenciler, kapatılan dernek ve vakıflar ile kapatılan vakıf yükseköğretim kurumları da benzer şekilde başvuru yapma imkânı kazanacaklar. Ancak 685 sayılı KHK ile getirilen bu düzenlemelerin ilgilileri için gerçek bir hak arama yolu olup olmayacağını ancak uygulama ile birlikte önümüzdeki günlerde göreceğiz. OHİK uygulamalarına karşı yargının takınacağı tutum da, ülkemizin hukuk devleti niteliği açısından önemli bir sınav olacak. Bütün işaret ettiğimiz sıkıntılarına rağmen, 685 sayılı KHK ile getirilen bu yol, önceki KHK’lerle görevlerinden çıkarılan kişiler için hukuki bir imkân olabilir. Ancak gerçek anlamda bir hukuki denetimden bahsedebilmek için, hukukun temel ilkelerinin gözetildiği bir sürecin işlemesi şarttır.  

BÜRGEHAN EMRAĞ
Avukat, İstanbul Barosu, İstanbul Üni., Kamu
Hukuku, Doktora


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları