Bugünkü Türkiye ve dünyadaki gerilimli siyasi ortamda bu yazılar dam üstünde saksağan gibi duruyor olabilir ama ülkemizin temel sorunlarını bilen insanlar arasında ilgi yoğun. Esas olan da budur. CHP’de bilim ve yenilik üzerine HBT yazarı Müfit Akyos’un iktidar alternatifi CHP için yazdığı ve burada yayımladığım bilim ve yenilik üzerine notlar önemli bir tartışma açtı. (www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/orhanbursali/chp-de-bilim-ve-yenilik-yokmu-2490627)
Dünkü yazımda da sanayici Hüseyin G. Öklem “devlet özel sektör işbirliği” örnekleri ile konuyu derinleştirdi.
Bugün de yine bu konularda bilgisine güvendiğim Nejat Bayülke tartışmaya katıldı ve bakın neler söyledi:
***
Sayın Bursalı,
1950-60 yılları arasında yüzde 49 özel, yüzde 51 devlet sermayesi ile kurulmuş çok şirket var,
Bunlardan başarılı olmuş biri Çanakkale Seramik Fabrikası o yıllarda yaygınlaşan enterkonnekte elektrik iletişim hatlarının direklerine porselen fincan üretmek için kurulmuştu. Bugünün büyük KALE grubunu bu çekirdek oluşturmuştur. Devlet zamanla sermaye artırımlarına katılmayarak kuruluşu Bodur ailesine devretmiş gibidir.
Bir ikinci başarılı örnek Arçelik’tir. Arçelik Devlet Malzeme Ofisi için çelik masa, dolap vb. üretmek için kurulmuştu. 1970 yılında devlette çalışmaya başladığım zaman bütün büro eşyalarının markası Arçelik idi. Bu çelik büro eşyalarının temeli saç kıvırma tezgâhıdır. Saç kıvırma makinesi ile buzdolabı ve çamaşır makinesi üretimine geçmek kolaydır. Bir elektrik motoru ve kompresör eklemek yeter. Arçelik firmasında 1980’lere kadar devletin (DMO) hissesi vardı. Sonra bu hissenin 18 milyon dolara Koç Holding’e satıldığını gazetelerde okuduğumu sanıyorum.
***
Şimdi de su politikaları konusunda uzmanlığı ile tanıdığımız Dursun Yıldız’ın mesajını paylaşıyorum:
Orhan Bey, bu konu çok önemli. Yenilikçi ve stratejik politika hedefleri koymadan olmaz. Bu konulara bugünden samimi bir şekilde hazırlık yapılmadan hiç olmaz. Sorunlar çok karmaşık ve birbirleriyle ilintili duruma geldi. Çözümü de zorlaştı.
Başka bir yenilikçi bakışa ve radikal yaklaşıma ihtiyaç var. Patinaj yapmadan yol alınması gerekiyor.
***
İki destek mektubu daha:
Levent Ahmet Alkan: Kaleminize sağlık. İyi ki bu mektubu yayımladınız. Muhteşem bir yazı, olağanüstü bir tespit, yapıcı bir uyarı. Çok teşekkür ederim, düşüncelerimize tercüman olduğunuz için.
***
Feridun Yalvaç: Yazınızda çok önemli olan ekonomi modeli konusuna yaklaşımınıza bütünüyle katılıyorum. Uzun süredir ilkesiz ve modelsiz politika yapmak en geçerli moda oldu ve maalesef yolumuzu kaybettik. İçi boş sözlere, sloganlara değil, Türkiye gerçeğine uyan politikalara ihtiyacımız var. Sağ olun, var olun. İyi dileklerimle...
***
R. Cem Muşkara: Bizim politikacıların kafasına uzak ama gerçekçi güzel bir yazı olmuş. Sonu biraz ümitsizlik kokuyor ama gerçekte de zaten bu duruma bilinçli ve programlı olarak düşürüldüğümüze inanıyorum.
***
Evet millet, iktidara gelindiğinde ülkeyi yeniden rayına oturtmak için ekonomide plan program üzerinde kafa yoruyor ve çözüm bekliyor.
Çözüm ekonomiyi kendi haline bırakmak, liberal politikalara güvenmek değil. Bugüne kadar da genellikle yapılan budur. Ülkemizde üretemediğimiz pek çok temel ekonomik değer var. Kapsamlı bir bakışla bu konulara nasıl yaklaşılacak?
Yoksa, iktidara gelince ülkemize doğrudan yatırımlar akacak, ekonomi ayağa kalkacak anlayışıyla hiçbir şey yapılamaz.
Bu ülke ortalama on yıllardır yılda 50-60 milyar dolar ithalat-ihracat açığı veriyor. Bu açığı önce minimize ederek ikinci aşamada fazlalığa yönelten ekonomi politikaları olmadan, eski tas eski hamamla baş başa kalırız.
CHP yenilikçi ekonomi politikalarına yönelmeli ve ülkenin saygın uzmanlarıyla birlikte ortaklaşmalı, parti politikalarında içselleştirmelidir.