İktidar değişimi tam da kapıdayken sahnede Erbaş
Orhan Bursalı
Son Köşe Yazıları

İktidar değişimi tam da kapıdayken sahnede Erbaş

12.09.2021 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bu, şüphesiz yeni bir görüntüdür. AKP liderinin siyaseti dini söylem ve simgelerle birlikte sürdürdüğü zaten bellidir, öyle ki “içeri” girmesine neden olan uyduruk dizeler, siyasetin dini nasıl koçbaşı-yol açıcı olarak kullandığının uç noktasıydı. Bugün baktığımda bu dizeleri siyasette yükseliş yolu için bilinçli seçtiğini söyleyebilirim. Nitekim 1999’da 4 aylık olağandışı hapis hayatıyla birlikte siyasi yükselişi müthiş bir hız kazandı.

Büyük bir mağdur insan yaratıldı. “Şiir okuduğu için” hapse atılan siyasi lider oldu. Birlikte yola çıktığı arkadaşları arasında liderlik yolunu pekiştirdi, daha sonra liberal kanatçıların destekleri için vesile yaratıldı: Şiir okuduğu için. Oysa okuduğu dizeler için yargılandığı ceza maddesi “halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik” etmekti.

Bunu niye anımsattım?

BİR ÜST AŞAMA

Evet, siyasette dinci söylemi elden hiç bırakmadı, dış siyasette “Müslüman Kardeşler”in arka planda liderliğine bile soyundu. Ama bugün dinci söylemini bir başka aşamaya yükselttiğini belirtmek için.

Özellikle son üç yıl içinde siyasi iktidarının ve kimliğinin görünür şekilde erimesi ile birlikte, Erbaş ve Diyanet faktörünü, hızla siyaset ve toplum hayatına soktuğunu görüyoruz.

Diyanet’i devlet hiyerarşisinde hızla yükseltmesi... Diyanet’e birkaç küçük ülkenin ve pek çok bakanlığın toplamını aşan bütçeler pompalaması... Ayasofya gösterisi... Yargıtay’ın açılış törenine Yargıtay ve Diyanet başkanlarını alması ve dua ile açılışın yapılması...

Ve Erbaş’ı siyaset arenasına sokarak alabildiğine konuşturması...

SİYASETLE AT BAŞI GÖREV

Tüm bunları Diyanet’in siyaset kurumuyla at başı bir görev üstlendiğinin göstergeleri olarak kabul etmeliyiz.

Özellikle Erbaş’ın son söylemleri, toplumun neredeyse şeri hükümlere göre yönetilmesi ateşli arzusuyla dolup taşıyordu.

Temsil ettiği inanç tarikatının hayatın hemen her alanına girmesini savunuyor, adalet, ticaret...

Şüphesiz ki ve tabii ki siyaset!

Erdoğan’ın, Yargıtay Başkanı’nın yanına Diyanet İşleri Başkanı’nı çıkarması çok anlamlıdır!

Adeta medeni hukukun temsilcisi Yargıtay’a eşdeğer ama edilen duayı ön plana alarak söylersek dinci dogmaların temsilcisi ve uygulayıcılığına talip Diyanet İşleri Başkanı’na öncelik veren bir görüntüden bahsediyoruz.

‘KULLUĞUNUZU UNUTMAYIN’

Bir siyaset başı olarak gençliğe bile sesleniyor Erbaş. 

Şuna bakın: “...gelinen noktada toplumsal hayatı tüm veçheleriyle etkisi altına alan bireysellik, dünyevileşme, sanal hayat, popüler kültür ve hayatın temel gayesi olan kulluktan vareste gündelik anlayışlar, gençliği her taraftan kuşatmıştır. Gence adeta kul olduğunu unutturan bir etkileşim var..”

Hayatın temel gayesi “kulluk”muş ve gençlere de kul oldukları unutturuluyormuş!

Bunları RTE söyleyemiyor ama kime söylettiğine bakın.

Öyle gözüküyor ki iktidarının çöküş döneminde Erbaş’ı sahneye sürüyorsa çöküş bildiğimizden daha hızlı seyrediyor demektir.

Otoriter rejimler ve otoriter kişiler, millet- seçmen iradesinin artık koltuklarında oturmaya yetmediği zamanlar, destek olarak, ruhanilik, halifelik giysileri, Tanrı’dan gelen sufleleri, rüyalarda inen Tanrısal emir ve talimatları devreye soktukları çok olmuştur. Trump’tan tutun Bush’a kadar..

İKTİDAR DEĞİŞİMİ KAPIDAYKEN

Bu tip siyasetçilere seçmen iradesi, anayasal çerçeve yetmiyor.

Kendileri de artık dini esvaplarla sahnede zuhur edemeyeceklerine, kılıç kuşanamayacaklarına, hele hele arkalarında bıraktıkları siyaset pratiği de ruhanilik taslamalarına elverişli bir zemin oluşturmayacağına göre, dinsel makamları ve cüppe ve sarıkları yardıma çağırmaları normal.

Erbaş, sıradan bir seçimle oraya oturtulmuş değil.

Bugün yaptıklarına, önceki Diyanet başkanları pek de cesaret edemediler...

RTE, Erbaş’a toplumsal ve siyasal bir rol biçmiş görünüyor.

Tam da artık sivil siyaset söylemlerini tükettiği, ülkeyi soktuğu açmazlardan çıkarabilecek araç ve gereçleri sıfırladığı ve büyük iktidar değişiminin kapıya gelip dayandığı bu zamanlar.

Sahne alan Erbaş’ı izleyeceğiz.

Yazarın Son Yazıları

‘Yargı silahı’nı kullanmada uluslararası başarı

Özgür Özel bir konuşmasında Brezilya’da Lula’nın rakiplerince siyaseten mahkûm edildiğini ve sonraki seçimlerde yeniden başkan seçildiğini anımsattı, ayrıntıya girmedi.

Devamını Oku
29.03.2026
Hürmüz’ü İran kapatmadı! Petrol krizi dünyayı dağıttı...

Petrolün dünya ekonomisi ve ülkeler için ne kadar önemli olduğu, Hürmüz Boğazı’nı İran’ın güvenlik alanı olarak ilan etmesiyle yeniden ortaya çıktı.

Devamını Oku
26.03.2026
Mahkemelerden ellerinizi çekin...

Mahkemelerden ellerinizi çekin...

Devamını Oku
22.03.2026
Tapu meselesi ve adalet bakanı

HP başkanının 11 tapu artı kanıtlanmamış bir duyum, 2 mülk satımı ve toplamda 452 milyon liralık bir varlıkla ilgili açıklamalarını dinleyince tabii ki insanın bu kadar mal mülk iddiaları karşısında dudakları uçuklar dedim. Büyüklüğü tartışılır ama bir siyasi kıyamet kopartacak bir durumla karşı karşıya olduğumuz açık seçik.

Devamını Oku
19.03.2026
Yargıyı silah olarak kullanmanın büyük ekonomik kayıpları

Biz bunu resmen derinlemesine yaşıyoruz ama yargıyı siyasi rakiplerine karşı yok edici bir silah olarak kullanan örneğin Brezilya’da bu sonuçları görünce (*) gözlerimiz yine İBB operasyonlarının, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuklanmasının ve CHP’ye açılan kapatma davalarının Türkiye ekonomisini nasıl vurduğunu ve halkı yoksullaştırdığını biliyoruz.

Devamını Oku
17.03.2026
‘Yargı Silahı’: Mehmet Pehlivan hücresinden yazıyor...

Dünkü yazımı tamamlayıcı olarak masumiyeti çiğnenmiş, görev alanı yüksek güvenlikli bir hücre içine hapsedilmiş İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın kitabı, Tunç Soyer ile birlikte geldi.

Devamını Oku
16.03.2026