Beyaz Saray Protokolü!

10 Nisan 2012 Salı

 

Devletlerin uluslararası protokol kurallarının temelinde karşılıklılık ve denklik geçerlidir.

Türkiyeye ABDden yüksek düzeyde bir komutan geldiğinde Genelkurmay başkanı, milli savunma bakanı ile görüşmesi gibi olağan ziyaretlerin ardından başbakan ve hatta bazen cumhurbaşkanı bile kabul etmektedir!

Buna karşılık Vaşingtona giden Türk Genelkurmay başkanını, bırakın ABD başkanını, yardımcısı bile kabul etmez Hatta Türk dışişleri bakanı cumhurbaşkanı ya da başbakan ile gitmemişse Beyaz Saraya kabul edilmez. ABDde bu uygulamanın dışına iki kez çıkıldığını anımsıyorum.

Birincisi 10 Aralık 2002de ABD Başkanı George V. Bush, Recep Tayyip Erdoğanı daha başbakan değilken AKP Genel Başkanı sıfatı ile kabul etmişti. ABD Başkanının başka ülkelerden hangi parti başkanını kabul ettiğini doğrusu oldum olası merak etmişimdir. Ardından martta Erdoğan başbakan oldu. Bu ziyaret Erdoğana, ABD Başkanı Barack Husein Obamanın açıkladığına göre bugün beş adamından biri olma yolunu açtı!

İkinci olay ise 4 Nisanda yaşandı. Obama, Mesud Barzaniyi bir devlet başkanı gibi Kürdistan lideri olarak Beyaz Sarayda kabul etti. Öncesinde Başkan Yardımcısı Joe Biden, savunma ve dışişleri bakanları da Barzani ile görüştüler.

Obama, Iraktaki Arapların yanlış anlamamaları için olacak, bu beklenmedik kabulden bir gün önce Irak Başbakanı Nuri el Malikiyi telefonla arayıp Birleşik Iraka destek verdiğini söyledi. Obama, tavşana kaç tazıya tut der gibilerden aynı gün Kürt kökenli Cumhurbaşkanı Celal Talabaniye de telefon edip rakip partiler arasındaki farklılıkların giderilmesi amacıyla bir ulusal konferans çağrısını desteklediğini bildirdi.

Demek ki Sam Amca iyi adam seçmek için gereğinde devlet protokolünün dışına çıkabiliyormuş!

Avrupada İstifa Salgını!

 

Macaristan Cumhurbaşkanı Pal Schimittin doktora tezinde intihal (aşırma) yaptığı gerekçesiyle 2 Nisanda görevinden istifası, basınımızda yeterince yankılanmadı.

1970 yılında Ankarada epe dalında dünya şampiyonu olup altın madalya kazanan Schimitt, kasımda Türkiyeyi ziyaret etmişti.

Aşırma olayını bir Macar gazetesi gündeme taşımıştı. Gazeteye göre Schimitt 1992de modern olimpiyat oyunları hakkında bir tez yazarak doktor unvanını almıştı. Ancak tezin yüzde 80i Bulgar spor profesörü Nikolay Georgievin aynı konudaki çalışmasından aşırılmıştı!

Cumhurbaşkanı önce Yok böyle bir şey! demiş, iktidardaki partisi bulvar basınının zırvaları açıklamasını yapmıştı. Üniversite, ocak ayında bir inceleme başlattı. Koskoca dünya şampiyonu cumhurbaşkanı gerçekten aşırmıştı!

Schimitt Anayasaya göre cumhurbaşkanı Macar ulusunun bütünlüğünü temsil etmelidir. Ben ne yazık ki bölünmenin simgesi oldum. Görevimin konumunu terk etmek olduğunu hissediyorum diyerek istifasını açıkladı. Cumhurbaşkanının doktor unvanı da düştü.

Türkiye ziyaretinde Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, Schmitte onursal doktor unvanı vermişti Bu unvan da acaba düşecek mi?

***

Ömer Dinçer İstanbul Marmara Üniversitesinde işletme profesörü idi. Bu görevinin yanı sıra İstanbul Belediye Başkanı iken Erdoğanın danışmanı oldu. 2003te Ankaraya Başbakanlık Başdanışmanlığı’na atandı. Oradan müsteşarlığa yükseldi. 2007de İstanbuldan milletvekili seçildi. 2009da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na getirildi. Son seçimde de 4+4+4 eğitim düzenlemesi için Milli Eğitim Bakanlığı koltuğuna oturtuldu.

Dinçer, üniversitede iken çeşitli yayınlar yaptı. Bu yayınlardan biri İşletme Yönetimine Giriş adlı kitaptı. Kitapta intihal (aşırma)olduğu savlandı. 2005’te YÖK Genel Kurulu, İşletme Yönetimine Giriş adlı kitapta aşırmanın varlığını kabul ederek Dinçere üniversiteden uzaklaştırma cezası verdi.

Dinçerin milletvekili dokunulmazlığını kazandıktan sonra başvurduğu Ankara 1. İdari Mahkemesi, 2008de itirazını reddetti. Üniversite öğretim üyeliğinden çıkarıldı. Ancak, profesör unvanını kullanabiliyordu.

Ne var ki, üniversite özerkliğini ve bilimsel dürüstlüğü gerçekleştirmekle yükümlü Yusuf Ziya Özcan başkanlığındaki YÖK, 2005 tarihli genel kurul kararını 2010’da kaldırdı. Dinçer Bu iddiaların arkasında Ergenekoncular var dedi.

***

Almanya Cumhurbaşkanı Christian Vulff, 17 Şubatta hakkında son zamanlarda çıkan haberler nedeniyle yeteri kadar güvene sahip olmadığına inandığını, görevini ne ülke içinde ne de yurtdışında başarılı bir biçimde yerine getirmesine olanak kalmadığını söyleyerek istifasını açıkladı.

Vulff, 2 yıl önce, cumhurbaşkanlığına seçilen en genç Alman olmuştu. Basında, Vulffun Aşağı Saksonya Eyaleti Başbakanlığı döneminde, işadamlarından konut için ucuz kredi sağlamak”, eşi ve kendisinin tatillerinde başkalarının konuğu olmayı kabul etmek, bunları yazan gazetecileri tehdit etmek ile suçlanmıştı. Sonuçta ortaya dökülen belgeler çıkar sağlama kuşkusunu doğrulayınca Vulffun ayağı altına da karpuz kabuğu konuldu.

Vulff ve eşi, son olarak 17 Eylülde Vansee Gölünde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşini tekne ile gezdirmişlerdi.

***

Basınımızda zaman zaman garip haberler çıkıyor. Yok, Başbakanın çocuklarının Amerikada eğitim bursunu bir işadamı karşıladı Yok, gemi almaları sağlandı. Yok, Başbakan, Antalya Belekte ünlü otel zincirinin konuğu olarak ailecek tatil yaptı.

Almanları dünyanın en dürüst insanları bilirdim. Koskoca Alman Cumhurbaşkanı, işadamlarının oyuncağı ile gerdeğe giriyor. Alman kökenli Macar Cumhurbaşkanı aşırma yapıyor. Olacak iş mi?

Lütfen artık siyasal dürüstlüğü Erdoğan ve Dinçerden, daha doğrusu biz Türklerden öğrensinler. Bundan sonra bizimkilere asla toz kondurmayacağım...


Yazarın Son Yazıları

Bir ‘Müjdeye’ Doğru! 21 Ağustos 2020
İtiraflar... 18 Ağustos 2020
“Toparlanma sinyalleri!” 14 Ağustos 2020
Ayasofya (17)… 7 Ağustos 2020
Ayasofya (16)… 4 Ağustos 2020
Ayasofya (15)... 31 Temmuz 2020
Anayasa (14)… 28 Temmuz 2020
Ayasofya (13)... 24 Temmuz 2020
Ayasofya (12)... 21 Temmuz 2020
Ayasofya (11)… 17 Temmuz 2020
Ayasofya (10)… 14 Temmuz 2020
Ayasofya (9)… 10 Temmuz 2020
Ayasofya 8... 7 Temmuz 2020
Ayasofya 7... 3 Temmuz 2020