Laik devletten kesitler...

24 Eylül 2021 Cuma

“Hürmetli” okurlarım!

“Esselamü aleyna ve ala ibadillahissalihin!

“Günaydın!” yerine Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın kitabındaki fetvaya uydum...

***

AKP Reis-i Umumisi, Reis-i Cumhur, AKP Reis-i Umumisi Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta “İnşallah enflasyonu en kısa sürede kontrol altına alarak fahiş fiyat artışlarının önüne geçeceğiz...” demişti.

Erbaş da “Allah’a ve ahiret gününede inanan bir mümin işinde ve ticaretinde harama ve gayri meşru kazanç yollarına başvurmaz. Fahiş fiyatlarla insanları mağdur etmez...” diye fetva verdi!

***

Diyanet personelinin maaşlarını “faizsiz finans kurumları aracılığıyla ödemeye başladıklarını” açıklayan Erbaş, şu bilgiyi verdi:

“İslamın haram kıldığı ve haksız kazanca yol açarak büyük bir sömürü aracı olan faizle mücadele noktasında, Diyanet İşleri Başkanlığı olarak personelimizin maaşlarını faizsiz finans kurumları aracılığıyla ödemeye başladık. Ülkemize, milletimize hayırlı olsun...”

Erdoğan da Merkez Bankası’na “faiz” konusunda baskı yapmıyor mu?

***

Diyanet İşleri Başkanlığı, yılbaşında yayımladığı “Sosyal Medya Ahlakı” adlı kitapta, “sosyal medyada hukuki düzenlemelerin yetersiz kaldığı alanlarda ‘fıkıh’ın devreye girebileceği önerisinde” bulundu. 

Kitabın önsözünde Erbaş, sosyal medya için düzenleme çağrısı yaparak “Sosyal medyanın kullanımıyla alakalı hukuki çerçeveyi belirleyen yasal mekanizmanın yanı sıra güçlü bir bilincin inşası elzemdir!” diye yazdı.

Ardından Erdoğan da “sosyal medyaya ilişkin düzenlemeler yapılacağını” belirterek “Ekim ayından itibaren bununla ilgili de Meclis’te bir çalışma yürütülecek” diye konuştu...

***

Şu noktayı unutmayalım: 

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre, “Diyanet İşleri Başkanı” da bir “memur”dur.

Ayrıca “633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Yasası’nın 25. maddesi” de şöyle: 

“Kuruluşunun her derecesinde görev alan personel, Memurin Kanunu’nun hizmetliler için yasak ettiği siyasi faaliyetten başka, dini görevi içinde veya bu görevin dışında, her ne suretle olursa olsun, siyasi partilerden herhangi birini veya onların tutum ve davranışını övemez ve yeremez. Bu gibi hareketleri tahkikatla sabit olanların, ilgili ve yetkili mercilerce işine son verilir.”

“Şeyhülislam” değil, bir “memur” olan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş hakkında basına yansıyan haberlere özetle göz atalım...

***

“Lozan Zafer mi, Hezimet mi?” kitabı, “Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanun” çerçevesinde toplatılan ve hakkında açılan dava ile Kadir Mısıroğlu Eskişehir, İstanbul cezaevlerinin yanı sıra Bakırköy Akıl Hastanesi’nde yatmıştı!

Mısıroğlu, ayrıca “Eğer bir Müslüman, ‘Atatürk’ü seviyorum!’ derse ya ahmaktır ya sahtekârdır!” ve “Keşke Yunan galip gelseydi, ne hilafet yıkılırdı ne şeriat yıkılırdı!” demiş ve eklemişti:

(Atatürk’ün) Heykellerin köpek leşi gibi sürüklendiğini göreceksiniz.”

Ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü ağzından düşürmeyen Mısıroğlu, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü için de “9’u 5 geçe kenefe gidin” demişti.

Mısıroğlu, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ı “Şeyhülislam” ilan etmişti! Devlet memuru, Diyanet İşleri Başkanı, Prof. Dr. Ali Erbaş, Mısıroğlu ölmeden önce, başkan kıyafetiyle, “Atatürk düşmanına geçmiş olsun” ziyaretinde bulunmuştu! 

AKP Reis-i Umumisi, Reis-i Cumhur, Vezir-i Azam Recep Tayyip Erdoğan da Mısıroğlu için “başsağlığı” mesajı yayımlamıştı!

Pes, değil mi?

***

İnsanın aklına sevimli “vantrilok” sözcüğü geliyor... Kucağına yapay bir çocuk koyup kendisi de ağzını açmadan sanki karnından konuşurcasına, kucağındaki yapay çocuğu konuşturan “vantriloklar” ilgi çekerler!

***

“Diyanet İşleri Başkanlığı”, Atatürk’ün emriyle 3 Mart 1924’te “İslam dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek amacıyla Cumhurbaşkanlığı’na bağlı olarak” kurulmuştu...

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi internet sitesinde kurumun tarihçesine yer veriliyor. Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan günümüze din hizmetlerinin tarihçesinin anlatıldığı, bugüne kadar alınan kararların, yapılan değişikliklerin ve kurumun işlevini içeren söz konusu sayfada “kurucusu” Atatürk’ten söz edilmiyordu. Tepkiler üzerine Atatürk’ün adı eklendi. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları