Virüs belası kadınların başında patladı

10 Nisan 2020 Cuma

Kaç kadın şu anda odanın bir köşesine büzülmüş, elini yüzüne siper etmiş kendini tokatlardan tekmelerden korumakta... Kaç kadın yeni bir dayağa sebebiyet vermemek için gözyaşlarını bile içine akıtmakta, kaç kadın sığınacak bir yeri olmamanın çaresizliği içinde?..

Koronavirüsün herkesi evlerinde kalmaya zorladığı şu günlerde aile içi şiddet sayısındaki patlama karşısında rakamlar var sadece ortada, öldürülen kadınların sayıları; yetkililerden ise tek ses yok... Ne kadar süreceği bile bilinmeyen karantina Türkiye’de ve dünyanın birçok yerinde koronavirüsten daha tehlikeli bir yöne doğru evrilmekte onlarca kadın için... Koronavirüsün evde kalarak yayılma hızı düşerken ev içinde şiddet daha sık, daha tehlikeli hale geliyor...

Önemli bir çağrı Birleşmiş Milletler’den geldi. Genel Sekreter Antonio Guterres, sosyal medyadan “Tüm hükümetleri salgınla mücadele kapsamında kadınların güvenliğini ilk sıraya koyma” çağrısı yaptı.

Peki, çözüm ne? Öncelikle ilk yapılması gereken “evde kal” çağrısı ile artan aile içi şiddeti “koronavirüsün yol açtığı kamu sağlığı krizleri” kapsamına almak. Ve önlemler geliştirmek, bütçe ayırmak... Yoksa durum vahim. Aile içi şiddet tıpkı virüsün insan bedeninde yayılması gibi yayılacak.

İstanbul’da aile içi şiddet yüzde 38 artmış. Paris’te yüzde 35, İtalya’da yüzde 32... Dünyanın hemen her yerinde veriler korkunç. Üstelik umutsuz durumdaki kadınların gidecek yerleri de yok. Enfeksiyon riski büyük olduğu için var olan sığınaklar da çözüm değil. Üstelik günler boyu kapalı ev içinde şiddet gören kadın, çoğu zaman telefonla yardım bile isteyemez halde, polisi dahi arayamayacak kadar korku içinde.

Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde travma uzmanı Judith Lewis Herman’a göre, ev içi istismarcıların, eşlerini ve çocuklarını kontrol etmek için kullandıkları zorlayıcı yöntemler baskıcı rejimlerin siyasi tutukluların iradelerini kırmak için kullandıkları yöntemlerle büyük bir benzerlik taşıyor.

Eczaneler ve marketlerde kod

Aile içi şiddet koronavirüsün artçıları gibi dalga dalga yayılırken ülkelerin aldıkları önlemler ve ayırdıkları bütçeler de yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Fransa’da hükümet kadına karşı şiddetle mücadele eden kadın kuruluşlarına 1 milyon Avro’luk destek paketi ayırdığını açıkladı. Ve zaten boş olan otel odalarının şiddet gören kadınlara tahsis edileceğini ilan etti.

Sokağa çıkma yasağının olduğu Avrupa ülkelerinde tek açık mekânlar olan eczaneler ve marketler de kadının yardım çağrısını iletebileceği yerler. Eczaneye giren kadının sadece “maske19” kodunu söylemesi yeterli. Marketlerde yardım notunu iletebileceği kiosklar oluşturuluyor.

Avustralya hükümeti koronavirüs krizi nedeniyle artan şiddeti önlemek ve mağdur kadınları desteklemek üzere 92 milyon dolarlık bir destek paketi hazırlıyor.

İngiltere’de “silent touch” uygulaması yaygınlaştırılıyor. Kadınlar telefonlarındaki bir tuşa basınca konuşmadan yardım isteyebiliyor.

Çocuklar da nasibini alıyor

Aynı ev içinde yaşayan çocuklar da nasibini alıyor bu durumdan. Ya onlar da şiddet mağduru olarak ya da duruma seyirci kalarak. Kimi evlerde çocukların istismardan, şiddetten korundukları tek yer okulları idi. Şimdi bu çocuklar evlerde. İstismarcıları ile sürekli dip dibeler. Ve seslerini duyuracak kimseleri yok.

Covid-19 bitecek ama şiddet artacak

Bir gün salgın bitecek. İnsanlar yeniden sokaklara çıkacak. Ama şiddet daha da artacak. Neden mi? Çünkü koronavirüsün tahrip ettiği ekonomilerin, işsizliğin, yoksulluğun kadınlar üzerindeki etkisi daha da artacak. Araştırmalara göre iş kaybı, iflas gibi kişisel krizler kadına yönelik şiddeti artırıyor. Bu yaşadığımız krizin son dönemlerin en büyük ve yıkıcı krizi olduğu gerçeğinden yola çıkarsak kadınların işi hiç de kolay değil.


Yazarın Son Yazıları

Koronazizm 17 Nisan 2020