Öztin Akgüç

Güveni, İtibarı Zedelemek

13 Mayıs 2012 Pazar
\n

\n

\n

\n

Kişiler kendi, kurumlar da mensuplarının davranışlarıyla kimlik, inanç, itibar kazanırlar ya da güven yitirirler. Yasa ile, yönerge ile, ilkeler yazmakla, övgüyle kurumlar kimlik, itibar kazanmaz. Mensuplarının davranışları, bıraktıkları izlenimler, yaptıkları işlerle bir kurum güven, itibar kazanır ya da yitirir. Bu nedenle bir kurumun elemanları, mensupları, davranışlarında, görevlerini yerine getirmede daha duyarlı ve titiz olmak zorundadırlar. Yaptıklarıyla, davranışlarıyla yalnız kişisel olarak değerlendirilmezler, aynı zamanda mensup oldukları kurumlara ya itibar kazandırırlar ya da kurumun itibarını zedelerler, duyulan güveni sarsarlar. Bu nedenle kurum elemanlarının, çalışanlarının, mensuplarının hem kuruma hem de topluma karşı manevi sorumlulukları vardır. Kişiler bu sorumluluğu duymalı, ona göre hareket etmelidirler. Davranışlarıyla yalnız kendi itibarlarını değil, kurumun itibarını da zedeleyeceklerini göz önünde tutmalıdırlar.\n

\n

Kişi ne övgüyle, ne bulunduğu mevkiyle, orunla değer kazanır, ne de yergi ile değer yitirir, aşağılanır; kişi davranışlarıyla, tutumuyla yaptıkları ya da yapmadıklarıyla değerlendirilir. Ziya Paşanın bu bağlamda özlü deyişi, Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmazgerçeği yansıtır. Lafla cesur, kahraman, lider, bilim adamı, yazar olunamaz. Yalakalığa bakmayın, sonuçta kişinin somut olarak ne yaptığı sorgulanır.\n

\n

***\n

\n

Övgü, sövgü, yerginin nereden kaynaklandığı, kimlerden geldiği de önemli ipuçları verir. Övgü, belli çevrelerin sesyayarlığını yapanlardan, iç ve dış çıkar çevrelerinden geliyorsa, o kişi ya da kurumdan kuşkulanmak, hangi amaçla övgü düzülüyor diye düşünmek gerekir. Unutmamak gerekir ki bazı çevreler kazip şöhretler üretip, onları kullanıp, kamuoyuna belli iletileri verdirirler. Bu kişilerin miatları dolunca da onları bir yana atıverirler. Bu nedenle belli çevreler bir kişiye övgü düzüyor, ödül veriyor, destekliyorsa, o kişiye ciddi olarak kuşkuyla bakmak gerekir.\n

\n

Türkiyede güven bunalımı giderek derinleşiyor. Şunu açıkça, yüreklice söylemek gerekir: Türkiyede öteden beri yargıya, kolluk güçlerine, yerel yönetimlere hatta devlete karşı güvensizlik vardır. Bu düşünce, bu izlenim, günümüzde güven bunalımına dönüşüyor ve derinleşiyor. Bunun nedenleri şöyle özetlenebilir:\n

\n

***\n

\n

Partizan, baskıcı, ayrımcı, her aracı kullanarak iktidar sürecini uzatmaya çalışan iktidarın yanlı tutumu; söz uygulama tutarsızlığı.\n

\n

Atamalarda, liyakat ölçüsünün bir yana itilerek, esen yele göre yelken açanlara saygıda, övgüde kusur etmeyenlere; ilkeli davranmaktan çok emirleri, istekleri yerine getirmeye hazır, amade olan kişilere öncelik verilmesi.\n

\n

Bazı bürokratların kamu görevlisi olma bilinci ile değil, belli çevrelere hatta kişilere yaranmak güdüsü ile hareket etmeleri.\n

\n

Nesnel (objektif) olmayan uygulamalarla hukukun temel ilkelerinin yerleşik kurallarının askıya alınması.\n

\n

Nitelikli, kişilikli olanların dışlanması, geri planlara itilmesi.\n

\n

Dış güçlerce desteklenen bir planın sinsice uygulandığı kuşkusu.\n

\n

Kutsal kavramların ardına sığınarak kişisel ya da mensup olunan camianın çıkarlarını kollama,\n

\n

İleri demokrasi maskesi altında buyurgan bir yönetime temel hazırlama çabaları.\n

\n

Güven vermeyen kişilerin, kuruluşların tek yönlü propaganda aracı olarak kullanılması.\n

\n

Bu liste uzatılabilir. Her yanlı açıklama, her yanlı tutum, her insan onuru ile bağdaşmayan davranış, güveni ve kurumların itibarını zedelemektedir.\n

\n

***\n

\n

Güven bunalımı, ülkenin geleceği için en büyük tehlikedir. Birey, vatandaş, ülkeyi yönetenlere, bilim adamlarına, yargı organları başta olmak üzere devletin tüm kurum ve kuruluşlarına güvenmek ister. Güven, bireyin en önemli gereksinimlerinin başında gelir ve sağlıklı bir toplumsal yaşamın da temel öğesidir.\n

\n

Kurumlar, mensupların davranışları, açıklamaları, tutumlarıyla güven duygusunu zedelememeli, tersine, zedelenen güveni onarmalıdırlar. Sövgü düzeyinde aşağılama ile itibar kazanılamaz.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Arayış 21 Ekim 2020
Peçenin ardını görmek 19 Ağustos 2020
CHP’li olabilmek 12 Ağustos 2020
Kriz derinleşiyor 22 Temmuz 2020
Kriz derinleşiyor 15 Temmuz 2020