Öztin Akgüç

Kriz derinleşiyor

22 Temmuz 2020 Çarşamba

Analiz yapmak, olayı belirlemek, nedenlerini irdelemek, öngörülerde bulunmaktır. Günü kurtarmak için izlenen politikalar, finansal kriz, bankaların yükümlülüklerini, taahhütlerini zamanında yerine getirememe olasılığını da artırmaktadır. TCMB’nin sürekli rezerv kaybı, cari işlemler açığının büyümesi, banka kredilerinin genişlemesi, hanehalkının borç yükünün ağırlaşması, ülkeden sermaye çıkışı, makro, ekonomik riskler olarak finansal krize de yol açabilecek gelişmelerdir.

Ulusal parası tam konvertibl olmayan ülkelerin merkez bankaları, dış borç servisini zamanında yerine getirebilmek, gerektiğinde kambiyo piyasalarına müdahale etmek, kur istikrarını koruyabilmek, piyasalara güven verebilmek için, uluslararası rezerv tutmak zorundadır. Bir ülkenin resmi uluslararası rezervi, yabancı para cinsinden finansal varlıklarıyla uluslararası standartta altın mevcudundan oluşur. IMF nezdinde rezerv dilimiyle FON’un tahsis ettiği özel çekim hakkı da (SDR) resmi rezerve dahildir. Uluslararası brüt rezervden merkez bankasının döviz yükümlülükleri indirilerek net rezerve ulaşılır. TCMB’nin brüt döviz varlığının ve yükümlülüğünün ana kaynağını, bankaların döviz tevdiat hesapları zorunlu karşılığı olarak yatırdıkları mevduat oluşturur. MB’nin döviz rezervinin yeterliliği değerlendirilirken, “Brüt Döviz Rezervi / Kısa Vadeli Dış Borç; Brüt Döviz Rezervi / Bankacılık ve Reel Sektör Konsolide Bilanço İçi Döviz Pozisyon Açığı; Net Döviz Rezervi / Cari İşlemler Açığı; Net Döviz Rezervi / Aylık Ortalama İthalat; Net Döviz Rezervi / Yıllık Döviz Gideri” gibi göstergeler dikkate alınır. TCMB’nin günümüzde net döviz rezervi oluşmadığından yukarıdaki göstergelere göre döviz rezervi yetersizdir. Kırılgan, dış borcu yüksek, cari işlemler açığı veren bir ülkenin döviz rezervinin yetersizliği, kredi değerliliğini etkilemektedir. TCMB’nin yedek akçesinin Hazine’ye aktarılması önemli değil, döviz rezervinin azalmakta oluşu risk oluşturur.

Ülkeler arası fiziki mal ve hizmet hareketlerinin izlendiği cari işlemler hesabı, dış ticaret açığının büyümesi, turizm başta olmak üzere hizmet gelirlerinin azalması sonucu cari yılda açık vermekte ve açığın artması da beklenmektedir. Ülkenin dış ödemeler bilançosu tanım gereği dengede olduğundan, cari işlemler açığı oluştuğunda, açık, finans hesabı fazlası ve/veya rezerv azalışı ile fonlanır.

Ülkeler arası fiziki mal ve hizmet hareketleri cari işlemler hesabında izlenirken, kaynak akımları finans hesabında yer alır. Finans hesabının üç ana ait bölümü; (1) doğrudan yabancı sermaye yatırımları, (2) yurtdışı yerleşiklerin menkul kıymet alım-satımının izlendiği portföy yatırımları, (3) dış borç, ana para hareketleridir. Yurtdışı yerleşiklerin, yeni bir tesis kurulmasına, mevcut bir işletmenin üretim kapasitesinin genişletilmesine, atıl bir tesisin yeniden faaliyete geçirilmesine yönelik, ülkenin üretim gücünü artırıcı yatırımları, doğrudan yabancı sermaye yatırımı olarak nitelendirilmektedir. AKP döneminde tüm istatistikler eyletildiği gibi, iyi görüntü verebilmek için, yabancılara gayrimenkul, duran varlık satışlarını da içerecek şekilde kapsamı genişletilmiştir. Cari yılda, dünya ekonomik koşulları nedeniyle doğrudan yabancı sermaye yatırımlarında azalış beklenmektedir. Yabancıların DIBS ve hisse senedi satarak BIST’ten çıkmakta oluşları, yerli yatırımcıların da dış finansal pazarlara yönelmesi sonucu finans hesabının açık vermesi olağandır. Dünyada likidite bolluğuna karşın; ülkemizin dış borcunun yüksekliği, kırılgan ekonomiler listesinin başlarında yer alması yanı sıra, politik nedenlerle de dış borçlanması zorlaşmıştır. Dış borçlanma, ülkemizin risk priminin, kredi temerrüt swap puanının (CDS) yüksekliği nedeniyle de pahalı hale gelmiştir. Finans hesabından yeterli katkının gelmemesiyle rezervin tehlikeli biçimde azalması makro ekonomik risk oluşturmaktadır.

Bütçe olanaklarının sınırlı oluşu nedeniyle ekonominin canlandılması yükünün, siyasal baskılarla, finansal riskleri de yüksek olan bankacılık kesiminin üzerine yıkılması, finansal krize giriş zeminini hazırlamaktadır.

Cari işlemler açığının büyümesi, ülkeden sermaye çıkışı, uluslararası rezerv azalışı, banka kredilerinde hızlı genişleme, hanehalkı borç yükünün artması, fiilen reel negatif faiz uygulanması, bankaların mikro riskleri yanı sıra, makro ekonomik risk oluşturmaktadır. Amaçları finansal istikrar sağlamak da olan TCMB ve BDDK’nin siyasal baskılarla, finansal istikrarı bozacak düzenlemeler yapmaları da finansal kriz riskini artırmaktadır. Mevcut ekonomik krize bir de finansal krizin eklenmesi halinde krizden çıkışın V dönüşü yapması bir yana U dönüşü yapması dahi zaman alacaktır. Günü kurtarma pahasına izlenen politikalar gelecekteki riskleri artırmaktadır.


Yazarın Son Yazıları

Yapışkanlık 28 Ekim 2020
Arayış 21 Ekim 2020
Peçenin ardını görmek 19 Ağustos 2020
CHP’li olabilmek 12 Ağustos 2020
Kriz derinleşiyor 22 Temmuz 2020