Öztin Akgüç

Mehmetçik Vakfı’na Bağış

11 Ekim 2013 Cuma
TSK Mehmetçik Vakfı, görev yaparken
yaşamını yitiren Mehmetçiklerin bakmakla
yükümlü oldukları yakınlarına, gazi ve
engelli Mehmetçiklere yardımda bulunuyor.
Toplumun; şehitlerine, gazilerine ve
engellilere borçlu olduğuna ve kişilerin
bakmakla yükümlü oldukları yakınlarının
muhtaç duruma düşmelerinin de toplumun
bir ayıbı, bir duyarsızlığı olduğuna inanırım.
Bu ayıbı, bu borcu bir ölçüde de olsa
kapatmaya çalışan Mehmetçik Vakfı’nın
desteklenmesi gerektiğini düşünürüm.
Mehmetçik Vakfı; gönderdiği broşürde
yer alan bilgilere göre kuruluşundan Eylül
2013’e kadar yaşamını yitiren 16 bin 266
Mehmetçiğin yakınına 9 bin 387 gazi ve
engelli Mehmetçiğe, 3 bin 505 Mehmetçik
çocuğuna toplam 380.6 milyon TL yardımda
bulunmuştur.
Yine broşürde vakfın her ay 3 bin 548 gazi
ve engelli Mehmetçiğe bakım yardımı, 1414
şehit, gazi ve engelli Mehmetçik çocuğuna
öğrenim yardımı 4 bin 477 beş ve altıncı
derece engelli Mehmetçiğe de ekonomik
destek olmak üzere ayda toplam 4.8 milyon
TL yardım yapıldığı bildirilmiştir.
Bu rakamlara bakılarak yardım ve
desteklerin yeterli olduğu söylenemez.
Mehmetçik Vakfı daha geniş mali olanaklara
sahip olarak yardım, destek görevini yerine
getirmelidir. Şehitlere, gazilere, engellilere
toplumun manevi borcu, yükümlülüğü
vardır. Bu desteğin sürekli olmasını
dilemekle beraber, en azından kurban
bayramlarında toplumumuzun yardım ve
desteklerinin artacağını umarım.
Bu yıla kadar Mehmetçik Vakfı’na
kurban bağışı, kesimli ve kesimsiz olarak
yapılabiliyordu. Bu yıl Diyanet Başkanlığı’nın
fetvası, bildirimi uyarınca, vakıf kesimsiz
kurban bağışı alamıyor. Vakfın broşüründe
şu bilgi yer alıyor: Diyanet İşleri Başkanlığı,
kurban vecibesinin yerine getirilebilmesi
için kesimi, kan akmasını gerekli görüyor.
Vakıf, Diyanet Başkanlığı’nın bu görüşü
doğrultusunda, ancak kesimli kurban bağışı
alabiliyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı, bu görüşüyle,
kanımca dinin bir şekil öğesini yine özün,
amacın önüne çıkarmış oluyor.
Amaç, kan akıtılarak bir dini vecibenin
yerine getirilmesi değildir. Amaç dayanışma,
yardım, paylaşma, hatırşinaslıktır. Kurban
kesme olsa olsa bu amacın törensel bir
yönü olabilir.
Müslümanlığın özünde dayanışma,
paylaşma, insanları muhtaç durumda
bırakmama, muhtaç olanlara yardım ve
yardımın da onur kırmayacak, gösterişe
kaçmayacak şekilde gizli yapılması vardır.
Ne yazık ki hemen her alanda olduğu gibi
ibadette de öz bir yana itilmekte şekil,
gösteriş ön plana çıkmaktadır. Şekilcilik
kolaydır; geniş kitleleri görsel olarak etkiler,
iddialı bir sav olacak ama azgelişmişlik
göstergesidir. Kişiler ve toplumlar geliştikçe,
düşünme ve görüş derinliği arttıkça şekilcilik
azalır, öz öncelik kazanır.
Müslümanlık, çeşitli gruplarca, çıkar
amaçlı istismar edilmekte, istismar edilirken
de şekil ön plana çıkarılmaktadır. Emperyal
güçler, İslam coğrafyasında egemenliklerini
oluşturmak için; siyasiler oy hesapları ile
şekilci hacı, hoca, ulema takımı toplumda
itibar, statü kazanmak için, bir grup da
maddi çıkar sağlamak için teröristler bile
terör eylemlerine destek için dini istismar
ediyor. Dini istismarcıların elinden kurtarmak
da dini bir vecibe halini alıyor.
Bir çıkar beklentisi ile cennete gitmek
için, Sırat Köprüsü’nden geçmek için
ibadet yapılmaz, kurban kesilmez. Bu tür
davranışlar, Tanrı’ya en hafif tanımlama ile
saygısızlıktır. İnanılarak ibadet yapılır, vecibe
yerine getirilir.
Dayanışma, paylaşma, hatırşinaslık öz
olduğuna göre, niye ille kesim yapılarak,
kan akıtılarak vecibe yerine getirilsin ısrarı
sorgulanabilir. Kesim yapılmadan da bu
gerek yerine getirilebilir. Kaldı ki Mehmetçik
Vakfı’na yapılacak havaleler aslında bir
bağış değildir, sadece bir dini vecibenin
yerine getirilmesi de değildir. Toplumun
gazilerine, şehit yakınlarına, engellilere karşı
bir yükümlülüğünün yerine getirilmesidir.

Yazarın Son Yazıları

Arayış 21 Ekim 2020
Peçenin ardını görmek 19 Ağustos 2020
CHP’li olabilmek 12 Ağustos 2020
Kriz derinleşiyor 22 Temmuz 2020
Kriz derinleşiyor 15 Temmuz 2020