1 Mayıs 2013
Sadık Çelik
Son Köşe Yazıları

1 Mayıs 2013

04.05.2013 06:42
Güncellenme:
Takip Et:

Taksim’e çıkmak, inşaat çukurlarından dolayı tehlikeliydi. İşçilerin o çukurlara düşme
ihtimalleri göze alınamadı. Bunun üzerine; Kilolarca biber gazı, tonlarca tazyikli su, farklı illerden getirtilen destek polislerle yirmi bin kişilik polis kuvvetinden oluşan barikatlar, seferleri iptal edilen metrolar, metrobüsler, vapurlar, gökyüzüne kalkan köprüler, adeta bir sıkıyönetim ilanı ve durdurulan, felç olan kent yaşamı… Hepsi işçilerin olası bir arbedede inşaat çukuruna düşmemesi içindi.

Oysa ki Taksim’deki inşaat çukurunun etrafının yeterli barikatlarla çevrelenip ya da
hatta inşaat çukurunun üzeri geçici olarak kapatılarak Taksim meydanına girilmesin diye
değil de sadece Taksim Meydanı’ndaki çukura düşülmesin diye, en fazla birkaç gün önceden alınması yeterli olacak önlemlerin yükü, zahmeti, bu amaçla harcanan enerji şimdikinden daha mı ağır olacaktı?

İnatlaşma güdülerini susturarak sendikalarla hükümetin uzlaşması ve meydanda birkaç
gün önceden başlatılacak bazı düzenlemeler, alınacak tedbirler, 1 Mayıs 2013 İstanbul’unda gerek İşçi Bayramını kutlamak için toplanan insanların, gerekse bölgede yaşayan esnaf, turist, genç yaşlı demeden onca insanın gazdan zehirlenmesini, üzerlerine tazyikli su sıkılmasını içeren ve artık alıştığımız tüm bu skandal görüntülerin tarih belleğine geçmesini, ülkenin imajının bu derece zedelenmesini önleyebilirdi.

Bir tarafta çözüm sürecinin, demokrasi ve özgürlükler genişletilerek barış sürecine
ve kalıcı barışa çevrileceği ilan ediliyor; diğer taraftan dünyanın hiçbir ülkesinde benzerine
rastlanmayan, demokrasinin esamesinin okunmadığı İşçi sözde Bayramı görüntüleri izleniyor.

Demokrasinin ayrılmaz bir parçası olan özgürlüklerin, tam da aksinin olmasının
dillendirildiği ve beklendiği bir dönemde, bu denli yenme ve yok edilme çabası, atılan
demokrasi naralarıyla, en hafif tabiriyle, çelişiyor.

Kafatası çatlayan ve vali tarafından “tam bir radikal” diye bahsedilen, tekstil işçisi babasının anlattığına göre ise sadece ailesine yapılan haksızlıklar için İşçi Bayramını kutlamaya giden 17 yaşındaki Dilan, sıkılan biber gazından hastaneye kaldırılan onca insan, siyasetçiler, polise taş atarak meydana çıkmanın yolunu arayan işçiler, içleri biber gazıyla dolan hastaneler… Ve radikal ya da marjinal gruplardan olmanın, insanların kafasının üzerinde bomba patlatılmasına haklı gerekçe olarak gösterildiği bir 1 Mayıs.
Dün şehrin sokaklarında gördüğümüz manzara, demokrasi ve özgürlüklerin savunucusu, insan merkezli siyaset yapan bir devletin değil; halkıyla inatlaşan, dediğim dedik, sorun çözmek değil yaratmak yolunda uzmanlaşan otoriter bir yapının yansımasıydı.

Hâlbuki polis müdahalesi olmadığında, insanlar üst düzey yasaklarla çileden çıkartılmadığında herhangi bir sıkıntı yaşanmadan, halaylarla, şenlik havasında, işçiler ve işçi bayramı için, bazı kimselerce inatla anlamazlıktan gelinse de simgesel ve duygusal anlamı büyük olan Taksim meydanında kutlandığına hepimiz şahit olmuştuk bundan önceki yıllarda.

İşçilerin çukura düşmesi başarıyla engellendi. Engellenemeyen; demokrasi riyakârlıkları ile havadaki acı biber kokusu ve özgürlük - demokrasi özleminin işçilerin ve
toplumun kalbini bir kez daha yaktığı gerçeği oldu.

 

Ruj da yok

THY’nin kabin görevlilerinin yeni üniformalarıyla ilgili skandal henüz soğumamışken
bir yasak daha geldi.

Etek boyundan makyaja kayan dikkatler, ruj renginin kırmızı, bordo ya da pembe olmasının sakıncalarını keşfetmiş olmalı ki bu renklerin yasaklanması gerektiğinde karar
kılınmış.

Kabin görevlilerinin makyajları frapan ya da dikkat çekecek biçimde yapılmamalıymış. Ayrıca dövmesi olan hostes adayları sınava dahi alınmayacakmış ve bunun gibi daha bir dizi 50 yıl önce bile geçerli olmayan yasaklar...

Henüz “Avrupa’nın en iyi havayolu şirketi” unvanına sevinmeye bile başlayamadan,
bu unvana yakışmayacak yasaklarla kurumun ve gıyabında ülkenin itibarını biraz daha
gölgelemeye kararlıyız.

 

Milli içkimiz

Gerçekten de alkol tüketimine karşı savaş açmalı mıyız?

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki savaş açılacak kadar vahim düzeylerde bir alkol tüketimimiz yok, hatta bu konuda dünyada son çeyrek içinde yer alıyoruz.

Öte yandan alkol çağdaşlaşmanın simgesi de değildir elbette, ancak alkol kullanımı bütünüyle kişinin kendi özgürlük alanına girer ve yurttaşlarının sağlığını düşündüğü kılıfını
tutan devlet eliyle bu alana herhangi bir biçimde müdahalenin, hele ki içinde yaşadığımız bu dönemde, belirli bir yaşam tarzını dayatma olarak yorumlanması kaçınılmazdır.

Yazarın Son Yazıları

Dijital Çağda Öksüzlük

Bugün çocuklar ebeveynlerini kaybetmiyor ama onları, yanlarındayken yitiriyor.

Devamını Oku
07.05.2026
Çocuklar Hangi Dünyanın Öznesi?

Dünya değişiyor; hızlanıyor, yoğunlaşıyor, katmanlaşıyor.

Devamını Oku
23.04.2026
Ateşin ve Dumanın Tadı Bir Çağın Üzerinde

Cinayet, ihanet, şiddet, intihar…

Devamını Oku
20.04.2026
Hayat Uzadıkça, İnsan Gözden Düşüyor

Yaşlılık, bir ömürden geriye kalan dingin bir sonbahar olmaktan çıkalı çok oldu.

Devamını Oku
10.04.2026
Yalnızlaşan İnsan, Sertleşen Dünya

Çağın baskın iklimi; yalnızlık.

Devamını Oku
03.04.2026
Büyük Savaşın Eşiğinde Bir Dünya ve Geri Çekilmeyen İran

Batı, İran’ın neden geri çekilmediğini sorgularken muhtemelen cevabı onu irrasyonel olarak tanımlamakta buluyor.

Devamını Oku
27.03.2026
Bayram Gelmiş

Bayram gelmiş… neyime.

Devamını Oku
19.03.2026
Haklısı olmayan bir savaşın ahlaki enkazı

İran savaşında haklı olan var mı?

Devamını Oku
12.03.2026
Ortadoğu’da Yeni Perde; İran - Gerçekler Başka, Hesap Başka

Bu savaş bir gecede doğmadı.

Devamını Oku
06.03.2026
Sürekli kriz halinde yaşamanın psikolojisi

Dünya da, Türkiye de uzun zamandır kesintisiz bir sarsıntının içinde. Savaşlar, yıkımlar, ekonomik daralma, yerinden edilen hayatlar, büyüyen belirsizlik, gündelikleşen şiddet, aşınan güven…

Devamını Oku
27.02.2026
İnsan doğasının ikiliği ve ilkenin direnci üzerine

İnsan tek bir varlık değildir.

Devamını Oku
19.02.2026
Epstein ile dünya bir anda kararmadı

Epstein dosyaları ortaya döküldüğünde dünyanın durması gerekirdi, değil mi? Okunanlar akıl dışıydı, anlatılanlar mide kaldırmaz cinsten. Peki gerçekten sarsıldık mı…

Devamını Oku
13.02.2026
Trump’tan tüm dünyaya

Bugün siyaset, çözüm üretmekten çok sürekli bir gerilim hâlini yönetme sanatı gibi çalışıyor.

Devamını Oku
06.02.2026
İnsanoğlu devam etmeyi sorguluyor

Dünya yaşlanıyor.

Devamını Oku
30.01.2026
Atlas ve Taşıyamadığımız Tüm Çocuklar

Şehirlerde yeni binalar dur durak bilmeden yükseliyor, AVM’ler çoğalıyor, caddeler ışıklandırılıyor. Eski mahallelerin yerinde cam cepheli yapılar, betonun içine sıkıştırılmış “modern hayat” vaatleri…

Devamını Oku
23.01.2026
İran: Kontrol Edilebilir Kaosun Kıyısında

Bazı ülkeler vardır; haritada çizilen sınırlarından fazlasıdır.

Devamını Oku
15.01.2026
Neoliberal Masaldan Gücün Yasasına: Maduro’nun Derdest Edilmesinden Öğrendiklerimiz

Maduro…

Devamını Oku
08.01.2026
Takvim değişir, peki ya insan? 2026’nın bize gelişi

Takvim değişir, peki ya insan? 2026’nın bize gelişi

Devamını Oku
01.01.2026
Toplumsal duyarsızlığın maliyeti - İfşa çağında ünlülere uyuşturucu operasyonları

Kimsenin fark etmediği bir sessizlik dolaşıyor ortalıkta.

Devamını Oku
25.12.2025
Şaşırıyoruz… ve Şaşırmamaya Alışıyoruz

Her sabah yeni bir şaşkınlığın eşiğinde uyanıyoruz.

Devamını Oku
19.12.2025
Bu ülke gerçekten kimin?

Bu ülke, gerçekten hepimizin mi?

Devamını Oku
11.12.2025
Kötülüğün yeni yurdu

Psikoloji, hukuk, dinler ve gündelik ahlakın ortak ezberinde kötülük, bireyin içindeki karanlıkla açıklanır.

Devamını Oku
04.12.2025
Kasım Üzerine: Dökülmenin ve Hatırlamanın Zamanı

Kasım, takvimin yalnız ayı.

Devamını Oku
20.11.2025
Sadakat Çağında Muhalif Kalmak

Bir toplumun neye güven duyar? Akla mı, yoksa itaate mi?

Devamını Oku
13.11.2025
Bir Tapınağın Hikâyesi: Mekânlar Değişiyor, İnsan Hep Aynı Savaşın İçinde

Denizden 150 metre yukarıda, Akropolis’in kayalık tepesinde yükselen sütunlar…

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyetin aynasında bugün

Türkiye’de uzun zamandır yeni bir fikir doğmuyor.

Devamını Oku
31.10.2025
Bir ahlak meselesi… Temiz eller, kirli zihinler

Ahlak; herkesin ağzında dolaşan fakat kimsenin pek de hayatına almadığı kelime.

Devamını Oku
24.10.2025
Bir Mahpusluk Halidir Bu Memleket

Bir ülkeyi anlamak için hapishanelerine, yani adaletin son durağına bakabilirsiniz.

Devamını Oku
16.10.2025
Öfkenin İkliminde Yaşamak: Adaletin Suskun, Zorbanın Gür Olduğu Bir Ülke

Toplum adeta bir gerilim teline dönmüş durumda; dokunan yanıyor, çekilen tınlıyor, kimse sesin kime ait olduğunu ayırt edemiyor.

Devamını Oku
10.10.2025
Gücün yakıcılığı, çekiciliği ve kontrol edilebilirliğinin önemi

Güç, insanlık tarihinin en eski büyüsüdür: Çekici olduğu kadar sınayıcıdır da insana kendini tanrı sanma yanılsaması verir...

Devamını Oku
02.10.2025
Kayıp Meslekler, Kırık Hayatlar

İnsan yalnızca yaşayan, tüketen bir beden değildir; aynı zamanda anlam üreten, topluma katkı sunan bir varlıktır.

Devamını Oku
25.09.2025
Manşetlerin Gölgesinde “Hayat”

Her gün televizyonda, gazetelerde, sosyal medyada büyük sözler, manşetler, olağanüstü gelişmeler, son dakika olaylar…

Devamını Oku
18.09.2025
Eylül Manzarası: Eşitsizlikten Umuda Eğitim

“Çok çalışırsan her şeyi başarırsın”.

Devamını Oku
04.09.2025
Tarım, Toplum ve Gelecek: Bir Yeniden Kuruluş Çağrısı

Tarım, Toplum ve Gelecek: Bir Yeniden Kuruluş Çağrısı

Devamını Oku
21.08.2025
Aşktan Öte Dertler…

İnsanoğlunun istila ettiği bu yeryüzü, artık sadece coğrafyaların değil, dertlerin de haritası.

Devamını Oku
14.08.2025
Kendine mahkum, aşka ve suça kör

Var olmak için nefes almak yetmez; insan bir yere ait hissetmek ister, bağ kurmak.

Devamını Oku
07.08.2025
Her yaz aynı alevlere uyanmak kader değil!

Dünyanın nefes almayı unuttuğu yıllar…

Devamını Oku
31.07.2025
LGS ve Eğitimin Hal-i Pürmelali, Siyasi Ahlakın Evrildiği Yer ve Bahçeli’nin Temsil Önerisinin Anlattıkları

Bu yıl LGS’de 500 tam puan alan 719 öğrenciyle rekor kırıldı. Geçtiğimiz yıl bu sayı 352’ydi. Sınav zor; ama başarı fazla…

Devamını Oku
24.07.2025
Speed ve Galata: Sistem Hatası Veriyor - Kulenin Tepesinden Bakınca Görünen; Liyakatsizlik

İstanbul’un siluetine yüzyıllardır tanıklık eden Galata Kulesi…

Devamını Oku
17.07.2025
Dev aynasındaki bireyler ve hakikatin yerine geçenler

Dev aynasındaki bireyler ve hakikatin yerine geçenler

Devamını Oku
10.07.2025