Çocuklar, köyün sokaklarında koşuşmaya, bağırışmaya başladılar:
-Ağanın kafasına kuş sıçtı! Kuşlar sıçtı kafasına Ağanın!
Ağa çok sinirliydi. Karısı, “Ne oldu” dedi. Ağa cevap vermedi, kadını itti, alet dolabını kırarcasına açtı, arandı arandı, buldu: Sapan oradaydı. Masanın üstündeki ekmeği de kapıp evden çıktı, cevizliğe doğru yürüdü.
Cevizlikte ekmekleri ufaladı, yere serpti. Gitti bir ağacın ardına çömeldi. Yarım saat sonra kocaman bir karga azmanı geldi, gökte birkaç tur attı, sonra hava meydanına inecek bir uçak gibi ön takımlarını karnına çekti, alçalmaya başladı.
Ağa bu uçağı andıran kargayı görünce dikildi, sapanına iri bir çakıl taşı yerleştirdi, lastiği var gücüyle gerdi, bıraktı: Tam isabet! Kocaman yaratık düştü, Ağa’nın iki metre ötesinde bir düzlüğe çakıldı; henüz ölmemişti, kıpırdıyordu. Ağa sopasını kaldırdı, indirdi: Kuş hareketsiz kaldı.
Ağa soluğu kahvede aldı. Çay içenler dönüp baktılar, “Ağa, çocuklar ne diyorlarmış sana?” “Ne yapmış o kuş Ağamızın başına?”
Ağa kuşun yamulmuş cesedini ortaya fırlattı.
-Bu başa devlet kuşu konar, öyle uyuz kuşlar değil! Ağanın reytingi hemen katmerlendi. Ona çay üstüne çay ısmarladılar.
Vurup düşürdüğü koca kuşun haberi eve kendinden önce varmıştı. Konu komşu tebrike geldiler, “Vur vur inlesin!” dediler.
Ertesi gün köyde sabah oldu ama güneş bir türlü doğamadı; köylüler, binlerce, belki yüz binlerce kuşun yürek tırmalayıcı seslerle çığırıp köyün semalarında tavaf ettiklerini gördüler.
-Ne oluyor?
-Alfred Hitchcock’un kuş filminin yerlisi mi çevriliyor?
-Tufan mı başladı Hazreti Nuh?
Kuşlar birden evlerin pencerelerine çarpmaya, bacalardan, açık kapılardan içeri dalıp insanları gagalamaya başladılar. Yarım saat sonra en az on ağır yaralı vardı. Tümü isabet almıştı.
-Ağa o kuşu vurmayacaktı! Gitsin özür dilesin.
Ağa, kargalardan özür dilerse karizmasının çizileceğini, çocukların yine sokaklara dökülüp olmadık sloganlar atacaklarını biliyordu.
Ayak işlerine bakan Bücür Hamdi’ye “Senden iyi bostan korkuluğu olmaz” dedi, “Git köyün girişinde kollarını açıp öyle dur.”
Kargalar Bücür’den korkmadılar, köye yeniden it dalaşı yapmaya başladılar.
Köylünün evi, tarlasındaki meyvesi, sebzesi mahvolmuş, iç pazarda, dış pazarda satacak malı kalmamıştı.
Halk kapısına dayanınca ağa artık kaçamadı ve af dilemeye koyuldu: “İşi tırmandırmak istemiyorum karga” dedi, “Sana haksızlık ettik: Bugüne kadar bize kılavuzluk edip yoruldun. Bundan böyle git, gül bahçelerinde dinlen. Yasaların en anasına bir madde katacak ve kılavuzluğunu ben yükleneceğim. Herkes görecek: Tüm yetkileri üstlenen bir kılavuz olduğumda ben, seni asla aratmayacağım!”
Kılavuzumuz karga mı olsun?
Yazarın Son Yazıları
Cumhuriyet gazetesinin benim için anlamı
Ekonomi hemen düzelecek!
Böcek yeriz o zaman!
Saraydan kız kaçırma...
Mahmut Makal’ın önemi..
Dondurmacı
Parmakla gösterilecek ülke
İmparatorun ruh sağlığı
O, Google’dan çok bilir!
Gorillere nüfus kâğıdı
Stefan Zweig’a yazık oldu!
Şimdi ne mi olacak?
Emekli olmana az kaldı!
Prof. Onur Hamzaoğlu hürriyetine kavuşmalıdır!
Kıyamet mi kopacak?
Peki, yalakalara ne olacak?
Diktatörler için rehabilitasyon
Seninki yine görücüye çıkıyor
Her şey kuşun pislemesiyle başladı
Gurulara inanalım mı?
Yangın çıkarıyor, sonra itfaiyeci oluveriyor
İstanbul Tabip Odası seçimlerinde ne oldu?
Savaşlar ve yalanlar
Tabip Odası’na kadın başkan
Yapay zekâmız
İçmeyelim mi?
Göçmek mi? Kalmak mı?
Cumhura başkan mı gerekir?
Yalancıyla köpeği
Körler ülkesinde
Onur Hoca ile timsah
Sol elin kötülükleri
Seçmeni korkutmanın yararları
Mizah yasaklandığında
Bilge bir dostum Rusça öğreniyordu
Fergana atları
Yürüyüşlerden neden korkuyorlar?
2023’te yılbaşı
Barış istenmesin mi?
Düşmanlarımız olmalı!