Dünya, G20 başkanlarını uyarma ve doğru yola getirmedeki becerimize hayran ama ortalık giderek karışıyor, ekonomide ziller çalıyor, demokrasi kalmadı, Güneydoğu rezalet, basına saldırılar, her konuda güven çoktan buharlaştı.
Bütün bunlara çare olarak “Başkanlık Sistemi” öneriliyor. Bunu her derde çözüm gösteren de var, diktatörlüğe götürecek yol olarak tanımlayan da...
Bizce bu konu üstünde biraz düşünülmeli:
Almanya, Fransa, İtalya, İsviçre gibi ülkelerde yürürlükte olan özel hukuk kurallarının büyük bir bölümü Roma hukuku temellerine dayanır. İsviçre Borçlar ve Medeni Kanunu, İtalyan Ceza Kanunu, Alman Ticaret Kanunu vb. yasalarımızın kaynakları olmuşlardır ve bu ülkelerin kanunlarını benimseyerek Roma hukukuna dayanan Kıta Avrupası hukuk sistemi içine girmişizdir.
Cumhuriyet kurulurken esinlendiğimiz Roma hukukuna dayalı Avrupa yasaları böyle sınırlı olmasaydı ve diğer bazı Roma usül ve yasalarını da benimsemiş olsaydık bugün içinde kulaç atmaya çalıştığımız girdaplarla cebelleşeceğimize bitmez, tükenmez bir mutluluk denizinde balık tutar, sörf yapar dururduk. Roma Cumhuriyeti Anayasası incelenirse görülür ki “diktatör” orada aslında karşılaşılan önemli ve can alıcı sorunları çözmesi için praetorlardan birine demokratik yollardan verilen bir sıfattır. Roma Cumhuriyeti’nin birçok sorununu gidermiş olan bu demokratik yöntem dururken biz “Başkan mı olsun? Diktatör mü olur” gibi gereksiz tartışmalarla zaman yitirmekteyiz. Oysa cesaretle davranmalı ve hukuk sistemlerinin bu ana kaynağını doğru yorumlayıp “Niye başkan olsun, diktatör olması daha iyidir!” diyebilmeliyiz.
Bunu yaparken de önemli bir ayrıntı asla gözden kaçırılmamalıdır: Roma hukukunda tek tip diktatör yoktur. Diktatörler, kendilerinden hangi sorunun çözülmesi istendiğine göre adlandırılırlar. Örneğin,
?Comitiorum habendorum causa: Seçim yapmakla yükümlü diktatör.
?Sedintionis sedandae: İsyan bastırmayla görevli diktatör.
?Dictator legibus faciendis et rei publicae: Yasa yapmak için görevlendirilmiş diktatör. vb.
Bu hayırlı yolu tuttuğumuzda bize özgü bazı sorunlarımızın bulunduğunu anımsamalı ve bunlarla uğraşacak diktatör tanımlamalarını belirlemeliyiz:
?Dictator perperit liberas: Çok çocuk doğurtma diktatörü.
?Quintius Cincinnatus dictator est qui nesciat opportunorum ad equitandum: At binmesini bilmeyen diktatör.
?Dictator qui negabant dictatoren: Ben diktatör değilim diyen diktatör.
?Qui non scit aliquid dictator: Bilmediği hiçbir şey bulunmayan (Not: Maşallahın Latincesi yoktur) diktatör.
Bu konuda anlatacaklarımız bitmemiştir. Gelecek yazılarımızda Roma diktatörlerinin eninde sonunda başlarına gelmiş olan çok çeşitli felaketleri de anlatacağız.
Roma hukuku
Yazarın Son Yazıları
Cumhuriyet gazetesinin benim için anlamı
Ekonomi hemen düzelecek!
Böcek yeriz o zaman!
Saraydan kız kaçırma...
Mahmut Makal’ın önemi..
Dondurmacı
Parmakla gösterilecek ülke
İmparatorun ruh sağlığı
O, Google’dan çok bilir!
Gorillere nüfus kâğıdı
Stefan Zweig’a yazık oldu!
Şimdi ne mi olacak?
Emekli olmana az kaldı!
Prof. Onur Hamzaoğlu hürriyetine kavuşmalıdır!
Kıyamet mi kopacak?
Peki, yalakalara ne olacak?
Diktatörler için rehabilitasyon
Seninki yine görücüye çıkıyor
Her şey kuşun pislemesiyle başladı
Gurulara inanalım mı?
Yangın çıkarıyor, sonra itfaiyeci oluveriyor
İstanbul Tabip Odası seçimlerinde ne oldu?
Savaşlar ve yalanlar
Tabip Odası’na kadın başkan
Yapay zekâmız
İçmeyelim mi?
Göçmek mi? Kalmak mı?
Cumhura başkan mı gerekir?
Yalancıyla köpeği
Körler ülkesinde
Onur Hoca ile timsah
Sol elin kötülükleri
Seçmeni korkutmanın yararları
Mizah yasaklandığında
Bilge bir dostum Rusça öğreniyordu
Fergana atları
Yürüyüşlerden neden korkuyorlar?
2023’te yılbaşı
Barış istenmesin mi?
Düşmanlarımız olmalı!