Türkiye ‘ara mal’a sıkıştı

25 Haziran 2021 Cuma

Son dönem yaşananlar ekonomimizdeki yetersizliği kerelerce ortaya koydu. Türkiye, uzun süredir gelişmekte olan ülke sınıflandırmasından çıkamıyor.

Ekonomik dengeler her sarsıldığında, “yapısal sorunlar” gündeme geliyor. Yapısal sorunların temelinde eğitim ve planlama konusu bulunuyor. Türk ekonomisindeki kırılganlıkların bir nedeni de “işçiliğe” dayanması... Yani dışarıdan alınan işlenmemiş ve yarı işlenmiş ürünler Türkiye’de işleniyor. Bunu 2018 yılında dönemin bakanı Faruk Özlü, “Bizim ihracatımızın yüzde 95’i sanayi ürünü. Ancak bunun yüzde 60 düzeyindeki bölümü dışa bağımlı” diye açıklıyor.

Yani ülke üretimimiz “ara mal” açısından büyük oranda dışa bağımlı. “Sanayileşen” Türkiye’nin bu konuyu, Cumhuriyetin kuruluş süreci dışında aşamadığı bir gerçek.

AKP döneminde sorunun çözümüne yeltenenlerden birisi eski bakan Özlü. Özlü, seçilecek bin işletmenin her birine üreteceği ara mal için özendirmeler planladıklarını, çeşitli kolaylıklar getireceklerini açıklamış. “Zaten müşterisi de hazır” demiş. Ancak Özlü şu anda Düzce Belediye Başkanı...

DOMATESİN SERÜVENİ

Şimdi bazı araştırma rakamlarına bakalım. 2012’de yapılan bir araştırmada 111 ara mal seçilmiş. Sanayi üretiminin güçlü olduğu kabul edilen Kayseri’deki 200’ün üzerindeki firmayla anket yapılmış. Anketin sonucuna göre 111 ara malın 38’i Türkiye’de üretiliyor, geri kalanı dışarıdan alınıyor. Kendisi ara malı üretmeyi düşünen işletme sayısı da yeterli değil: 48.

Aynı araştırma üretimde çalışanların eğitim durumunu da belgeliyor. Firma çalışanlarının yüzde 49’u “vasıfsız çalışan” sınıfında. Yüzde 33’ü usta-kalfa, yüzde 4’ü teknisyen-tekniker, yüzde 3’ü mühendis, yüzde 3’ü yönetici, yüzde 8’i idari kadro. Bu tablo, yoğun üretim yaptığımızı da ortaya koyuyor.

Fikir vermesi açısından bir örnek de tohum dış alımından verebiliriz. Geçen yıl Türkiye, 213 milyon dolarlık dışarıdan tohum almış. 171.2 milyon dolarlık tohum dış satımı yapmış. Dış alımda en çok para ödenen tohum, domates tohumu. Hem tükettiğimiz hem de Rusya’ya ihracı ile döviz girdisi sağlayan domatesin tohumunu yoğun olarak dışarıdan alıyoruz. TÜİK verilerine göre 2020 yılında “hıyar tohumu”na yaklaşık 9 milyon dolar harcanmış. Liste uzuyor. Tohumunu dışarıdan almadığımız ürünler ise nohut, börülce, hardal ve susam.

Üretimimiz böyle iken kaliteyi konuşmaya sıra gelmiyor...


SULAR BULANDI

Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadaki risklerden biri olarak “su savaşları”, bir dönemin tartışma konusuydu. Özellikle Fırat ve Dicle nehirlerinin suyundan Türkiye, Irak ve Suriye’nin hangi ölçüde yararlanacağı her diplomatik temasta gündeme geliyordu. Konuya ilişkin ciddi araştırmalar yapıldı. Kaynak ülkelerin hakları üzerine tezler geliştirildi. Sloganı da hazırdı: Dağlarımıza yağan kardan size ne?

Artık dağlarımıza kar yağmıyor. Doğu Anadolu’nun yüksek platolarında hayvancılık yapan bir yurttaşla sohbetimiz aklımıza geldi. Evi dere kenarındaydı. “İki yıl öncesine kadar evimin önünden kırmızı benekli alabalık yakalayıp yiyebiliyordum. Komşum üst tarafa ahır yaptı. Hayvan gübrelerini dereye dökmeye başladı, balık kalmadı” diye anlatıyordu.

Su kaynaklarımız son 30 yılda hızla azaldı, kalanlar ise bilinçsizce kirletiliyor.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Eğitimin sınavı 9 Temmuz 2021