İktidara Biat Etmeyen Marjinal-Düşman...

04 Mayıs 2013 Cumartesi

Ancak diktatörlükler, padişahlık, krallıklar düzeninde geçerli olabilecek, başlıktaki geçerli iktidar, yönetim anlayışları, günümüzde sandığın kullanıldığı; gerçek demokrasinin ilkeleri, hukuk devleti düzeni işleyişi ile geçerli olamadığı ülkelerde de çok yaygın... İslam dünyasında laik cumhuriyetin, hukuk devleti düzeninin göreceli geçerli olduğu varsayılan ülkemizde de, gerçek demokrasiye doğru atılacak adımları beklerken, tersine iktidar eğilimleri, icraatları ile yüz yüze olduğumuzun, diktatoryal düzenin yaşamın her alanında geçerli olmasını sağlayan adımların peşi peşine atıldığı bir süreci yaşadığımızın altını çizmekle yetinelim...
Bilimsel teknolojik devrim çağının en etkin silahı medyanın güdülenmesi ile gözümüzün önünde, üstelik görüntülü yaşananlar öylesine çarpıtılıp tersyüz edilebiliyor ki... İşin içinden çıkabilirsen çık, aklını kullanarak kendinden, toplumsal yarardan yana, gereken dersleri alabilirsen al... 1 Mayıs görüntülerinde babası Hey Tekstil işçisi direnişçi, Türkçesi yıllardır tazminatsız, işsiz hak arama savaşımında gencecik bir kızımız başına gaz bombasının patladığı anla kameralara takılmış. Vali Beyimiz belki de yakalanmış bu görüntüden habersiz, yanlış bilgilendirilmiş olarak önce ölümden dönen genç kızımızı, kendi arkadaşlarının taşı ya da molotofkokteyli ile vurulmuş olarak açıklıyor. Görüntü karesi yalanlanamayacak kadar net olduğundan ikinci açıklamasında iktidarları açısından ayıplı bir savunma yapılıyor, sanki devletin marjinallere doğrudan infaz uygulama hakkı-hukuku olabilirmiş gibi
“marjinal örgüt üyesi” damgası vuruluyor.. Olmuyor ölümden dönen geç kızımızın babası, hukukçular sabıkasız olduğu, kaldı ki sabıkalıların da ölümüne hedef alınamayacağı açıklamalarından sonra Vali Beyimiz son savunmalarında, “Görüntüleri ayrıntılı inceledim, taş, bilye atan marjinallerin arasında...” kurunun yanında yaş da yanabilirmiş anlamında bir açıklamanın üstüne, bu kez marjinalleri kastederek, taş, bilye attıklarını söylüyor... “Hak ettiler, ama dayak atmadık. Hak etmedi mi, etti...” cümlelerini kurabiliyorlar..

\n

***

\n

Medyamız rejimi demokrasi olan ülkeleri unutun, 12 Eylül’ün yasaklı anayasal düzenine göre dahi, işçiler, sendikal örgütlerinin 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama haklarının gasp edilemeyeceği gerçeği çok çıplak ortada iken... İstanbul halkının sıkıyönetimlerde olamayacak yasaklar içinde yüz binlerle hapsedilmeleri, gazlı, su basınçlı şiddete hedef tutulmalarından sonra bile... “Sendikalar da Taksim diye tuturmasalardı, meydanları marjinallere bırakmasalardı...” üzerinden, utanmaz bir tartışmayı sürdürebiliyorlar... Sanki Başbakan’ın kendisi son günü lütfedip kabul ettiği görüşmede sendika liderlerinin yüzlerine, Taksim’in kapılarını kapatmamış gibi... Örgüt yöneticileriyle bir gün önce yaptığı toplantıda da kameralar karşısında, tarihin canlandırılması paravanasında Taksim parkının alışveriş merkezi yapılacağını ilan etmemiş gibi. İşçilere Kazlıçeşme’yi, yeni meydanları adres göstermemiş gibi...
Zaten sorun, tartışmanın özü tam da bu değil mi? İşçi sınıfı tarihi, dahası Cumhuriyet tarihi, Taksim’in toplumsal kimliği ile korunmasını öngörmüyormuş gibi? Taksim alanını tüm anıları ile yaşatmak, kullanmak vazgeçilemez hak değilmiş gibi iktidarları ideolojik dayatmasıyla kararını vermiş. Bizi çocuklar gibi kandırıyor... Bugünün inşaat güvenliğini gerekçe yapıp, geleceğe dönük Taksim Meydanı’nı toplumsal işlevi ile kullanılmaz hale getirip, ticari rant alanındaki doyamadığı projeler arasına yerleştiriyor... Medyamız tam teslim bu haksız, insafsız, demokrasi dışı, diktatoryal ideolojik dayatmaya hizmet veriyor...
İstanbullulara günü cehenneme dönüştüren bu büyük faşizan güç gösterisinde, sadece orantısız polis gücüne hedef olan mağdurlar değil, tesadüfen olay yerlerinde bulunmuş on binlerle İstanbullu çok şeye tanık oldular... Hani o birkaç bin olduğu söylenen marjinaller, taş bilye attılar ya... Onlar bile asla kendi iradeleri ile polisin üzerine gitmeye kalkışmadılar... Polis bulabildiği her kalabalığı dağıtma isterisine yakalanmıştı diyemiyorum, büyük yerlerden emir almıştı... Hemen gazla, suyla üstlerine gidildiğinde, hani o sözde çatışmalarda deneyimli, olay isteyen, polise saldırdıkları söylenen marjinaller var ya... Onlar bile geri zekâlılar mı ki, taşla, bilyeyle en fazla birkaç dakikada yıkılacaklarını bilemesinler... Kuyruğuna basılan kedinin tırmalaması refleksi ötesinde bir şey değildi ki, taşla, bilye ile polisi hedef almaları... Ne de olsa genç ve marjinal, üstüne üstlük bu toplumun öfkeli gençleri değiller mi? Zaten iktidarları için pankart açıp protesto etme eyleminden yıllarla cezaevlerinde çürütülenleri bile marjinal. Taksim’e gitmeye kalkışmayan, orada burada her yerde toplanmaya çalışılanları, cankurtaran içindekileri bile marjinal...
Ve rejimi demokrasi olan hiçbir ülkede örneği olmayan 62 tutuklu gazetecisi olan Türkiye’de, yazıları ile terör örgütü üyeliğinden yatan arkadaşlarımız bile marjinal. Dünya basın özgürlüğü gününde onların tutuklu olmalarının çalışan gazetecilerin rehin tutulmaları, halkın gerçekleri öğrenme haklarının gasp edilmesi, düşünce özgürlüğünün katledilmesi anlamına geldiğini, onlar adına uçurduğumuz uçurtmalarla anlatmaya çalıştık... Kime?..

\n

Yazarın Son Yazıları

Öğretmen öğretir 24 Kasım 2020
Deprem.. 31 Ekim 2020