Yüzüne gözüne bulaştıkça yaşanan öfkenin patlaması

10 Ağustos 2021 Salı

Amerika’nın durumunu anlamak çok daha bir kolay.. Irak işgalinin fiyaskoyla sonuçlanması ile gelen çekilme kararının üzerine, Afganistan işgali fiyaskosunun bindirmesi. Arada her daim Türkiye’yi parçalama tutkusuyla, din ve ırk kimlikleri üzerinden oynanan oyunların, Cumhuriyet’in, Atatürk devrimciliğinin kurtuluş savaşlarının ardından gelen kuruluş savaşımının başarılarıyla oluşmuş, çok yüksek depremlere dayanıklı değerlerinin, çimentosunun gücünden kaynaklanan sağlamlığının kırılmasının gücü ile yüzleşilmesi..

Ülkemiz içinde ise en son 2002 stratejik ortaklık sözleşmesi kapsamında gelen Erdoğan liderliğindeki iktidarları ittifakları üzerinden bugünlere tek adam, Saray rejimine uzanan bir süreç yaşandı. Kuşkusuz şekil olarak bakıldığında Cumhuriyet tarihimizin Erdoğan liderliği üzerinden geçerli olmuş sandıktan çıkmış en uzun süreçli iktidarı. Liderlik üzerinden bu gerçeklik, sabah akşam başımıza kakılmakta. Ama gerçeği sadece “karizmatik” olarak tanımlanan, Erdoğan liderliğinin isim olarak başarısının altının çizilip durulması ile sınırlı.

Baştan 2002 gelişinde defolar, hülleler vardı. Kamuoyuna birkaç günde yansıtılması sağlanan, Milli Görüş’ten kopan kadroların, Fethullah Gülen cemaati ile “ılımlı İslam” projesi yapmalarına bağlanmıştı. Arabulucular, büyük medyamızın patronları şimdilerde ne düşünüyorlardır, hiçbir fikrim yok. Ancak bu başarılarını, küçücük bir medya patronluğu çıkarları uzlaşması üzerinden pazarlığa oturtmuşlardı. İş güvencesi yasası görüşmeleri içinde 212 sayılı yasa ile özel düşünce özgürlüğüne bağlı tazminat hakları ve güvenceleri olan gazetecileri kapsam dışında bırakırlarsa yargı yoluyla düşünce suçlarından işten çıkarmayı elde edecekleri hakların hesabına düşmüşlerdi.

Oyunları en hastalığa sürüklendiği günlerde Bülent Ecevit’in hem Amerika’nın Irak işgaline hem de gazetecilerin haklarının alınmasına karşı direnmesi, zor yürürken gece 03.30’a kadar süren görüşmelerde ayakta durabilmesi, direnmesi sayesinde bozulsa da Amerikan projesi Erdoğan-Gülen ittifakı gerçekleştirilmişti. Sonrasında ise Irak işgaline karşı barış cephesi ittifakının çabalarında, Amerika’ya verilen tezkere sözü ile Güneydoğu topraklarımızda çok sayıda Amerikan yeni üslerinin yapılması uzlaşması geriye püskürtülmüştü. Ünlü Türkiye toprakları üzerinden stratejik ortaklık ilk ağır darbesini yemişti.

***

Sizi tarihe boğmak için bu uzun girişi yapmadım elbet. Amacım bugünlerde yaşadıklarımıza, travmalarımıza daha bir aydınlanmacı, anlaşılabilir gözle bakabilmeye bir ucundan katkıda bulunmak. Şimdi öncelikle çok önemli, satır aralarında kalmış bir ayrıntı gibi gelen, ancak çok anlamlı gelişmenin altını çizmeliyim. Ne zamandır Başkan Erdoğan, partisinin örgüt ya da seçmen tabanına dönük toplantılarında, çay fırlatmayı hiç atlamasa da ünlü “Rabia” yeminini, üstelik parmak işaretleri ile birlikte hiç yaptırmıyor değil mi?

Geçen hafta sonu siyasal İslamın, “ılımlı İslam” projelerinin uzmanı bir uluslararası isim televizyon kanallarımızda canlı yayında ilgili soruları cevaplandırdı. Özetle Amerika’nın bu çok bel bağladığı “ılımlı İslam” projesine başarısızlıkla nokta koyulduğunun altını çizdi. Elbette Amerika ve Avrupa siyasi erkleri kendilerine hizmet etmiş uzman liderlik kadrolarına, racon gereği sahip çıkacaklardı. Anımsayacaksınız, Türkiye üzerinden, Irak üzerinden, geçmişte kullanılmış Kürtçülük hareketleri kadrolarının hepsine de sahip çıkılmıştı. Şimdi sıra Taliban kadrolarında. Besbelli içine düşülmüş ekonomik sıkışıklık, dünya çapında büyük projeler, süper yatırımlarla gelebileceklerde: “Fiyasko getiriler, yüksek götürülerle yaşanan ağır sıkışıklıkların sonuçları ortalıkta..”

Seller, yangınlar, doğal afetler, hele de pandemi ekonomik yıkımında halkımızın çok ağır yoksullaşmasına çözüm üretemezken süper projeler üzerinde siyaset ne kadar çıkmaza girmişse o kadar öfkeli savunulmak noktalarında travmalı yaşanmakta.. Halkımız yaşamın gerçekçi dayatmasında kendiliğinden, tabandan birleşip direnme gücünü ortaya koyup durdukça, sadece deprem yıkımları, seller için verilmiş onarım sözlerinin bile tutulamamasının ağır iç basınçları var.

MHP liderinin bizlere çok saçma gibi gelen, “Biz dışarıdan uçak dilenmeyiz” çıkışı bile zorunlu sesiz karşılanıyor ama yangınların söndürülmesinin başarısızlığından bölgelerin büyükşehir belediyelerinin sorumlu tutulacakları gibi bir pervasız çıkış, orman yangınları söndürme çalışmalarına yasak konması kararı ile birlikte, saçma sapan çıkışlar yapılabiliyor.. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları