Çocuklu babadan bu günlere
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

Çocuklu babadan bu günlere

20.03.2022 13:49
Güncellenme:
Takip Et:


Kızını elinden tutup gezdiren baba figüründen, çocuğunu döven babaya...

Bu yazıda öncelikle çocukların özdeşim sürecini, daha sonra da toplumdaki liderlerin, özellikle devlet büyüklerinin birer rol modeli olarak insanları nasıl etkilediklerini irdelemek istiyorum.

Çocuklarda Özdeşim

Özdeşim, çocuk gelişiminde önemli bir işleve sahiptir. Çocukların nasıl bir insan olacakları, çevreleriyle ne tür bir etkileşime girecekleri, meslekleri ve evlilikleri, büyük ölçüde kuracakları özdeşimlerin ürünüdür. 

Çocuklar, küçük yaşlardan itibaren, taklitten benimsemeye doğru ilerleyen bir özdeşim süreci yaşarlar. Özdeşim nesneleri olan kişilerin, düşüncelerini, duygusal tepkilerini ve davranışlarını, başlangıçta taklit ederler, giderek onlar gibi olmaya özenirler ve zamanla bir ölçüde onlara benzerler.

Çocukların, gençlerin özdeşim nesneleri birden fazladır. Söz gelişi bir erkek çocuk, temelde babasıyla ancak biraz annesiyle, biraz bir öğretmeniyle veya bir dizideki kahramanla özdeşim kurar. Benzeri durum kızlar için de geçerlidir; onlar da temelde anneleriyle ama babalarıyla, ablalarıyla ilâ… özdeşim kurarlar. Kişisel değerlerin, yanı sıra bir futbol takımı tutmanın temelinde sevilen kişilerle, gruplarla özdeşim kurma bulunur.

Özdeşim yaşamımızı saran bir atmosfer gibidir. Tanıdığınız yetişkin yaştaki iki kız kardeşin seslerinin, tonlamalarının birbirine benzediğini, aynı zamanda ikisinin konuşma şeklinin annelerine benzediğini fark edebilirsiniz.

Peki, özdeşim kurmada aynı cinsiyette özdeşim nesnesi seçmek şart mı? Hayır, araştırmalar göstermiştir ki çocuklar ille de kendi cinsiyetlerine uygun ana babalarıyla özdeşim kurmazlar, yaygın biçimde güçlü olanla özdeşim kurarlar. Ailede babadan veya anneden hangisi daha renkli, daha güçlü algılanıyorsa çocuklar onunla özdeşim kurarlar. Güçlü olan paratoner gibi çeker.

Ailede anne mağdur ve mağlup, baba ise mağrur ve galip ise, çocuk büyüdükçe annesine acır ve onu sever ancak babasıyla özdeşim kurar,   ‘babasının oğlu’ olur, o da anneyi ezmeye çalışabilir, evlendiğinde ise, yüksek olasılıkla babası gibi despot bir koca olur.

Yetişkinlerde Özdeşim

Özdeşim, çocuklara, ergenlere özgü değildir. Yetişkinler de toplumdaki önde gelen sanatçılarla, siyasetçilerle, yani meşhur ve güçlü olarak algıladıkları kişilerle özdeşim kurarlar, özellikle Doğulu toplumlar üst düzey devlet adamlarının davranışlarını örnek alırlar.

Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Atatürk, kazandığı olağanüstü zaferlerle, kurduğu Cumhuriyet’le, düşünce tarzıyla ve kıyafetiyle toplum için önemli bir rol modeliydi. O’nu hem erkekler, hem kadınlar, kanımca daha çok erkekler örnek aldılar. 

Atatürk ve Ülkü

Atatürk ömrünün son yıllarında bir manevî çocuk edindi; Ülkü. Ülkü’nün manevî babası olarak onunla oynar, konuşur, okuma yazma öğretirdi. Bence hepsinden önemlisi Ülkü’nün elinden tutup topluma bir "çocuklu baba" resmi sundu ve dünya tarihinde ilk kez elinde çocuğuyla dolaşan devlet başkanı oldu. 

Çocuklu baba, üstelik kız çocuğuyla baba görüntüsü, gerek ülkemizin, gerekse başka ülkelerin babaları için, göz ardı edilemeyecek bir rol modeliydi. Geleneksel toplumlarda babalar oğullarıyla gurur duyarlar, onların babası olmakla övünürler. Örneğin Hasan Dedem düşmanla savaşırken, amcamı kastederek, “ben Kâmil’im babasıyım” diye nara atarmış. Eskinin babaları arasında bunu yapan çoktu, ancak “ben Ayşe’nin babasıyım” diye bağıran yoktu. Çünkü bir kız çocuğunun babası olmak pek de övünülecek bir şey değildi. Atatürk topluma, kızıyla övünen bir baba görüntüsü sunmuştur.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında, ülkemizdeki tüm babalar değilse de, pek çok baba, ‘Kızının elinden tutup dolaşan baba’ modelinden büyük ihtimalle etkilenmiştir.

Atatürk’ten Sonra

Ülkemiz insanı, güçlü baba figürünü sever. Atatürk’ün halefleri, çocuklarının elinden tutup dolaşmadılar ancak lakabı “Baba” olan ünlü bir devlet adamımız, koruyucu ve hoş görülü bir baba portresi çizdi. Başbakan olan bu devlet adamı, bir gün kürsüdeyken yanına gelen on yaşlarında bir çocuk, muhalefet liderine sevgilerini iletmek istediğinde, gülerek ona sarılmış, söylemesine izin vermişti.

Başka tavırlar içinde siyasetçilerimiz de oldu. Örneğin bunlar arasında önemli bir isim, bir kurdele kesme töreninde aceleci davranan oğlan çocuğunun kafasına mikrofonlu eliyle iki defa sertçe vurdu. Böylece Atatürk’ün çocuğun elinden tutan baba figüründen seksen yıl sonra, çocuğu döven baba figürü ortaya çıktı. Aynı üst düzey siyasetçi yine bir gün halka hitap ederken yanına gelen çocuğun eline mikrofonu verip onun muhalefet liderine hakaret etmesine izin verdi, “Evlâdım büyüklerine saygılı ol, sen siyasete karışma” demedi. Bu da çocuğun saflığını istismar eden baba figürüydü.

Aslında çocukların saflıklarını istismar etmek toplumumuzda yaygındır. Kimi anneler küçük çocuklarına, “Ben öleyim, baban üvey anne getirsin” diyerek onların ağlamalarını gülerek izlerler.

Atatürk, kız çocuğunun elinden tutup dolaşan,  aynı zamanda kindar değil, affedici, uzlaşmacı bir babaydı; Anzaklı Annelerin ifadesiyle, onların da atasıydı, babasıydı ve Anadolu’yu işgal ettiren Venizelos’la zaferden sonra el sıkışmıştı.

Kendimizi ve birbirimizi üzmeyelim, gelişmek her yaşta mümkündür; babalar da hata yapabilirler, önemli olan değişmek, gelişmektir.



Yazarın Son Yazıları

Çocuk çeteleri

Çocuk çeteleri

Devamını Oku
22.02.2026
Balım kız, dalım oğul

Çocukluğun o hışırtılı radyo günlerinde, radyo başından ayrılmayan bir neslin belleğinde iz bırakan bir ses: Dr. Ceyhun Atuf Kansu’nun Anadolu coğrafyasını, bitkilerini ve kültürünü destansı bir üslupla anlattığı o unutulmaz radyo konuşmaları, Cumhuriyet’i ve Anadolu’yu selamlıyordu.

Devamını Oku
15.02.2026
Tükenmişlik sendromu

Tükenmişlik sendromu

Devamını Oku
08.02.2026
Reklamlar

Birçok reklam, ürünü tanıtmakla yetinmeyip manipülatif bir dil kullanır yani tüketiciyi alttan alta o malı almaya yönlendirir. Reklam öyle olmalıdır ki tüketici o reklama bakarken kendi yaşamında bir eksiklik hissetmelidir. Pek çok reklam manipülatif davranarak tüketiciyi huzursuz etmek ve şöyle hissetmesini sağlamak ister: Eğer bu benzeri ürünler sende yoksa sen fakirsin, hatta bir hiçsin.

Devamını Oku
01.02.2026
Sadun Boro’nun pusulası

Sadun Boro’nun pusulası

Devamını Oku
25.01.2026
Bezdirinin (mobbing) formülü

“Bezdiri” veya Türkçe yazılışıyla “mobbing” genelde küçük gruplar için kullanılan bir kavramdır ancak dünya ölçeğinde de kullanılabilir kanısındayım. Önce küçük gruplarda bezdiriye bakalım.

Devamını Oku
18.01.2026
Çocuklara ve gençlere hüsnükabul

Çocuklara ve gençlere hüsnükabul

Devamını Oku
11.01.2026
Çocuklarda ve toplumlarda üç tür doğum

İnsan sadece bir kez mi doğar? Fizyolojik ayrışmanın ardından gelen psikolojik onay ve sosyal yaşama katılım, bireyin gerçek doğum haritasını oluşturuyor. Bireyden devlete, kişisel tarihten toplumsal belleğe uzanan bu üç aşamalı doğum süreci, "biz" olabilmenin ve aidiyet kurmanın temellerini sarsıcı bir metaforla ele alıyor.

Devamını Oku
04.01.2026
Yine astroloji

Psikolojide, “İnsan bilişsel cimridir, bir konuda bir kalıp yargı edindiğinde yeni gelen bilgilerle bu yargıyı test etme zahmetine katlanmaz, yeni gelen bilgiyi ‘yanlıştır’ diyerek reddeder” deriz. Bu insan tercihi gelişmeyi, gerçeğe yaklaşmayı engeller. Astroloji sevdası da temelde birtakım kalıp yargılara dayanır.

Devamını Oku
21.12.2025
1727

Gerilemenin nedeni geleneklere bağlı kalmamak mıydı yoksa pozitif bilimi esas alıp gelişime ayak uydurmamak mı? Eski haritalara güvenip Rus donanmasının gelişini anlamayan yöneticilerden, yenilikten korkan toplumlara... Bilimsel ilerlemeden uzak kalmanın yüzyıllar boyunca telafi edilemeyen acı sonuçları oldu.

Devamını Oku
14.12.2025
Coşkun Faik Kavala

Bu yazıda sizlere Coşkun Faik Kavala’nın “Klimatoloji ve Çin Kaynaklarında Gök-Türk Çağında İklim Krizi” adlı kitabından söz edeceğim. Kitaba göre Geç antikçağ’da MS 536-547 yılları arasında küresel soğumaya yol açan küçük buz çağı yaşanmıştır. Söz konusu dönem özellikle Türk tarihinde önemli kırılmalar yaratmıştır.

Devamını Oku
07.12.2025
Gösteriş merakı

Bazıları kıyafetlerini ve oturdukları güzel sofraları sosyal medyada yayımlıyorlar. Altına da “Filanca lokantada nefis bir dolma yedik” şeklinde not düşüyorlar. Bence bu tavır görgüden uzak bir davranıştır. Gösteriş merakı yeni değil. Eskiden beyzadeler cins atlara binmekle övünürlerdi şimdi insanlar lüks arabalara binmekle övünüyorlar. Pek çok anne baba bana çocuklarının marka düşkünlüğüyle nasıl başa çıkabileceklerini soruyor. Onlara, “Siz markaya düşkünlük göstermeyin çocuğunuz da göstermez” diyorum.

Devamını Oku
30.11.2025
Ezilmişin itaati

Hayvanların birbirlerine veya sahiplerine itaat etmelerini klasik veya edimsel (operant) şartlama yoluyla açıklayabiliriz. İnsanların itaat etmelerinde ise üst düzey bilişsel faktörler önemlidir. Bu faktörlerden biri dış baskı olmaksızın kişinin kendi içinden kaynaklanan nedenlerden ötürü itaat etmesidir. Bu itaat türüne “ezilmişin itaati” adını vermek istiyorum.

Devamını Oku
23.11.2025
LÖSEV’li babalar

Toplumda genel kanı erkeklerin empatik becerilerinin kadınlara oranla daha düşük olduğu yönündedir. Ben bu görüşe tam olarak katılmıyorum. Erkeklerin de derin duygularının olduğunu ama toplumun bu duygularını ifade etmelerine izin vermediğini düşünüyorum. Bu görüşümü destekleyecek bir olaya LÖSEV’in Lösante Hastanesi’nde rastladım.

Devamını Oku
16.11.2025
Gözümüzden gönlümüze aktı

Gözümüzden gönlümüze aktı

Devamını Oku
09.11.2025
Babaların rolü

Genel kanı, çocukların fiziksel, sosyal ve psikolojik gelişimlerinde annenin daha etkin olduğu yolundadır. Bu bakış tarzının tamamen doğru olmadığı, çocukların gelişimlerinde babaların da etkili olduğu artık daha sık dillendiriliyor.

Devamını Oku
02.11.2025
Sanatın ve sporun koruyucu etkisi

Çocukların suçtan ve kötü alışkanlıklardan korunması için sanat ve spor etkinlikleri çok önemlidir. Dünyada ve ülkemizde çocukları iyiye, doğruya ve disiplin içinde yaşamaya yönlendirmek için başlatılan ve başarılı olan projeler vardır. Bu projelerin yaygınlaşması gençlerimizin gelişimi için zorunludur.

Devamını Oku
26.10.2025
Korku, ceza, onur

Korku içgüdüsel, onur bilinçlidir. Ceza davranışı bastırabilir ama yalnızca vicdan, insanı doğru yolda tutar. Davranışın arkasında bazen korku, bazen ceza vardır ama yalnız onur, insanı insan kılar. Kimi korktuğu için susar, kimi onuru için konuşur. Gerçek cesaret, cezanın değil vicdanın sesini dinlemektir.

Devamını Oku
19.10.2025
Cüzdan ve vicdan

Bazı bütünleri oluşturan iki parça birbirinden bağımsızdır, birinden diğerine geçiş olmaz ancak bu iki parça birbirini tamamlar. Buna “dikotomi” denir; iyilikle kötülük gibi. Ya iyisinizdir ya da kötü, ikisinin arası yoktur. Yaşamı dikotomik olarak görmek bilgisayar yerine abaküs kullanmaya benzer. Bilim insanları artık evreni anlamak konusunda dikotomi yerine “bağlantısallık” ilkesini kullanıyorlar. Bu ilkeye göre insan beynindeki nöronları veya evrendeki nesneleri tek tek incelemek anlamlı değildir. Onları, içlerindeki birimlerin birbirleriyle etkileşimlerinin örüntüsüne bakarak anlamaya çalışmak gereklidir.

Devamını Oku
12.10.2025
Don Kişot anne babalar ve siyasiler

Çocukların masa başı etkinlikleri, sokak oyunları, maalesef artık eskide kalmaya başladı, onların yerini dijital dünyanın oyunları aldı. Çocuklarının tabletlerin, bilgisayarların başından kalkmasını, eskisi gibi yaşamalarını isteyen anne babalara, bu yüzden “Don Kişot anne babalar” diyebiliriz.

Devamını Oku
05.10.2025
Helikopter anne babalar ve yöneticiler

Çocuğun ihtiyaçlarını gidermek kaygısıyla sürekli etrafında dolaşan ebeveynler için kullanılan bir kavramdır, “helikopter anne babalar”. Böyle yetişen bir çocuk bonzai gibidir. Gerektiği gibi yetişemez, güdük kalır ve sürekli bakıma gereksinim duyar.

Devamını Oku
28.09.2025
Kazan, kazan, kazandır

Kazan-kazan anlayışı çoğu kez adil görünse de üçüncü tarafların kaybı pahasına işlediğinde hem doğaya hem topluma zarar veriyor. Bu durumda önerim kazan-kazan yerine “kazan-kazan-kazandır” ilkesinin benimsenmesidir.

Devamını Oku
21.09.2025
Kanunlar kimin için?

Bir devletin kanunları söz konusu olduğunda bu kanunların üç temel şey için mevcut olduğunu düşünebiliriz. Birincisi, kanunlar onları yapanlar ve ülkeyi yönetenler içindir. İkinci olarak “kanunlar kanunlar” içindir görüşü vardır. Üçüncü görüş ise kanunların insanlar için olduğu inancıdır. Gelin tüm bu yaklaşımları inceleyelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Hüseyin Gürtunca

Ankara’da Cumhuriyet Lisesi’nde edebiyat öğretmenlerimizden birisi de Hüseyin Gürtunca’ydi. Kendisi, Cumhuriyet’in aydınlığından ışık almış, aydınlığıyla Cumhuriyet gençlerini aydınlatan hocalarımızdandı. Bizim derslerimize girmedi ama onun bir cümlesini unutmadım. Bugün kendisinden söz etmemin nedeni bu cümlesidir.

Devamını Oku
07.09.2025
Bilgi denizinde susuzluk

Bilgi denizinde susuzluk

Devamını Oku
24.08.2025
Dünyanın en büyük yanılgısı

Dünyanın en büyük yanılgısı

Devamını Oku
12.08.2025
Halo etkisi

Halo etkisi

Devamını Oku
10.08.2025
Zorbalık ve ahlak

İnsanlık, hem en büyük yıkımların hem de en soylu direnişlerin failidir. Asıl ayrım, içgüdülerle mi yoksa vicdanla mı hareket ettiğimizde ortaya çıkar. Çünkü gerçek sınav, karanlık zamanlarda bile ahlaktan sapmadan kalabilmektir.



Devamını Oku
27.07.2025
Zekâ mı çalışkanlık mı?

Çocuklarımızı “zekisin” diyerek övdüğümüzde onlara yapacak bir şey bırakmayız. Oysa “çalışkansın” dediğimizde hem motive eder hem yön gösteririz. Zekâya değil çalışkanlığa vurgu yapmak onları üretken, dirençli ve sorumluluk sahibi bireyler haline getirmek açısından çok daha işlevseldir.

Devamını Oku
20.07.2025
Karşımızdakini oluşturmak

Günlük yaşamda çevremizdekilere çeşitli sıfatlar yakıştırırız: “Çocuğum inatçı”, “Yeni müdür ukala”, “Komşum çıkarcı”... Peki ama bu etiketlemeler ne ölçüde gerçeği yansıtır? Yoksa onları, farkında olmadan bizim algılarımız mı bu hale getiriyor?

Devamını Oku
13.07.2025
Yapay zekâ

Sanayi Devrimi’ni kaçıranlar hâlâ toparlanamadı. Peki ya yapay zekâ devrimini kaçıranlar? Bu kez ikinci bir şans olmayabilir. Bu sefer yarışta geri kalmak sadece ekonomik değil varoluşsal bir bedel gerektirebilir. Çünkü bu yeni teknolojiyle gelişmiş ülkelerle diğerleri arasındaki uçurum daha da büyüyor.

Devamını Oku
06.07.2025
Frekansı yakalamak

Oscar Wilde, “Anladığımız insana düşmanlık besleyemeyiz” demiştir. Peki anlaşmak nasıl mümkün olur? Kimi zaman bir jest, kimi zaman bir el hareketi ile anlaşmak mümkün olabilir. İnsanlar birbirlerinin frekanslarını yakaladıkça çözülmez gibi görünen birçok sorun çabucak hallolur. Peki ya anlaşamazlarsa?

Devamını Oku
29.06.2025
Depremle ilgili espri

Kimi acılarla, yıkım getiren olaylarla ilgili şaka yapmak “ayıp” kabul edilir. Oysa kültürümüz oldukça yoğun bir espri alışkanlığına da sahiptir. Üstelik mizah yoluyla acılarla başa çıkmak aynı zamanda travma ile mücadele etme yöntemidir. Bireylerin travmalara karşı yılmazlık gösterdiğini anlamak için de konu hakkında mizah yaptıklarını gözlemlemek iyi bir yöntemdir.

Devamını Oku
22.06.2025
Ana babalık tarzları

Bir çocuğun gelişiminde ana babasının tutumu, onun kaderine yön verebilir. Çocuklarımıza nasıl yaklaştığımız onların gelecekteki birey oluşunu belirler. Övünen mi, özgür bırakan mı, yoksa yönlendiren mi oluyoruz? Kimi ana baba çocuğun karnesinden kendine pay çıkarır, kimi sınır koymaz. Oysa asıl mesele çocuğun potansiyelini fark etmek ve ona rehberlik etmektir.

Devamını Oku
15.06.2025
Kadızade: Bilimde laiklik

Bir kitap bohçasına gizlenen bileziklerle başlayan yolculuk, laik ve özerk bilim anlayışına dönüştü. 14. yüzyılın sonlarında Semerkant’a uzanan Kadızade-i Rumi’nin öyküsü, yalnızca matematikle değil özerk üniversite ideali ve bilimde laiklik anlayışıyla da bugüne sesleniyor.

Devamını Oku
08.06.2025
Halk düşmanı nasıl olunur?

Kimi zaman hatta çoğu zaman insanlara gerçeği ve onların iyiliğine görünen şeyleri söylediğinizde size tepki gösterirler. Çünkü ezberlerinden çıkmaları, kanıksadıkları geleneklerini terk etmeleri sandığınızdan daha zordur. Bireysel olarak size hak verseler bile bir araya geldiklerinde iradelerini topluluğun görüşüne teslim ederler. İşte linç kültürü bu şekilde doğar.

Devamını Oku
01.06.2025
Güven duyma ihtiyacı

Maslow’un “İhtiyaçlar Hiyerarşisi”nde barınma, beslenme, güvende olmak en temel ihtiyaçtır. Sevgi, saygı görme, kendini gerçekleştirme ihtiyacı daha sonra ortaya çıkar. Güven duyma ihtiyacı üç temel boyuttan oluşur. Birincisi yakınlarımıza güven duymadır. İkincisi genelde insanlara güven duymadır. Üçüncüsü ise insan dünyaya güven duymak ister.

Devamını Oku
25.05.2025
Büyü dükkânı, kadın ve sigara

Psikodramadaki “Büyü Dükkânı” tekniğiyle bir sanat eserinde sigara içen kadın figürü arasında kurulan metaforik bağ, özgürlük, bağımlılık ve toplumsal cinsiyet normları üzerine çarpıcı bir sorgulama başlatıyor: Gerçekten özgürleşirken neyi feda ediyoruz?

Devamını Oku
18.05.2025
Cellat mezarlığı

Cumhuriyet gazetesinin Pazar eki toplumdaki sanat ve kültür zenginliğini çarpıcı şekilde ortaya koyan, aynı zamanda doğanın nabzını tutan bir gazetecilik başarısı bence. “Cellat mezarlığı”, başlığı bu güzel ve renkli ortama uymuyor ancak bugün 4 Mayıs. 6 Mayıs, Deniz Gezmiş’in ve iki arkadaşının idam edildikleri gün. Bana Osmanlı’daki cellat mezarlığını hatırlattı.

Devamını Oku
04.05.2025
Tahta çanağa farklı bir bakış

Bir davet sahibinin konuklarına altın çanak ve kaşık vermesi kendisinin ise tahta kullanması görünürde bir tevazudur. Bu davranış ilk önce, “Ben konuklarıma değer veriyorum, onların önüne altın çanak, kaşık koyuyorum, ama ben tahta çanak, kaşık kullanıyorum” iletisini verir. Ancak farklı bir bakış tarzıyla acaba bir anlamda da güç sergileme var mı? Gelin inceleyelim...

Devamını Oku
27.04.2025