Evrim ve İbn-i Haldun
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

Evrim ve İbn-i Haldun

14.08.2022 13:00
Güncellenme:
Takip Et:

Biyolojik evrim doğanın ayrılmaz bir parçası, bir olmazsa olmazıdır. Ancak buna rağmen geldiğimiz bu yıllarda kimileri evrimin olmadığını iddia etmekte, Dünya’nın ve ilk insanın 5 ilâ 7 bin yıl önce ortaya çıktığını ileri sürmektedirler. Böyle olunca fiziki antropolojinin, arkeolojinin yüzbinlerce yıl eskiye dayanan onca bulgusu inkâr edilmekte, bunca hayvan, insanımsı, insan fosili ve insan yapımı alet yok sayılmaktadır. Eğer insanlık topu topu beş altı bin yaşında ise en az on bin yaşındaki Göbekli Tepe ve onun devamı Stonehenge neyin nesidir?

Peki geniş kitlelere evrimin varlığını nasıl anlatacağız? Öncelikle belirtmek gerekir ki Osmanlı’nın evrimle ilgili bir sorunu yoktu, Hüseyin Rahmi’nin ‘İnsanlar Maymun muydu?’ adlı romanına tepki gösterilmemişti. Ülkemizdeki evrim karşıtlığı, ders kitaplarında erkeğin üstün görüldüğü cinsiyetçilikle birlikte 1950’li yıllarda ortaya çıktı. (Ders kitaplarındaki cinsiyetçiliği ayrı bir yazıda ele alacağız.) Öyle gözüküyor ki bugün evrimi bazılarına anlatmak kolay değil; bunu bilen İbn-i Sina yüzyıllar öncesinde, “Hiç kimse görmek istemeyen biri kadar kör değildir” demişti.

CAHİL CESARETİ

5 Temmuz 2022’de Karayolları Konferans Salonu’nda anlaşılır bir şekilde söz ettiğim halde bir grup insan evrimin ne olduğunu anlayamadı. Görüldüğü kadarıyla konferansa gelmeden önce evrim diye bir şey olmadığına kendilerince emin olmuşlardı. Genelde evrim karşıtlarıyla aramda şu konuşma geçer:

“Prof. Dr. Ali Demirsoy’un ‘Evrim’ adlı kitabını okudunuz mu?”

“Hayır.”

“Uluslararası hakemli bir dergide yayımlanmış evrimle ilgili herhangi bir makale okudunuz mu?”

“Hayır.”

“Embriyolojik benzerlik nedir, bu konuda bilimsel bir makale okudunuz mu?”

“Hayır.”

“İbn-i Haldun’un ve İbrahim Hakkı’nın evrimle/tekâmülle ilgili kitaplarını okudunuz mu?”

“Hayır.”

“Prof. Dr. Caner Taslaman’ın evrimin İslamiyet’le çelişmediğini belirten kitaplarını okudunuz mu?”

“Hayır.”

“Darwin’in lisans eğitiminin ilahiyat, ilk mesleğinin rahiplik olduğunu biliyor musunuz?”

“Hayır.”

“TÜBİTAK yayınlarından Richard Dawkins’e ait ‘Gen Bencildir’ adlı kitabı okudunuz mu?”

“Hayır.”

“Evrim var mı?”

“Hayır yoktur, olmadığına eminim.”

Ne demeli? Tebrik etmeli, çünkü bilmeden emin olmak bir cahil cesaretidir.

Ben mesleğim çerçevesinde evrim hakkında bilgi sahibiyim, artık bir ‘Evrim Kuramı’ olmadığını, ‘Evrim Kanunu’ olduğunu düşünüyorum. Ancak konuya ilişkin bulguları açıklamayı biyologlara, fizikî antropologlara bırakmak isterim; onlar gazetelere evrim konusunda yazılar yazabilirler. Aslında bu konunun dünya genelinde gündemde tutulması artık gerekmiyor, medenî ülkeler evrim var mı yok mu diye tartışmayı çoktan bıraktılar. Ancak MEB lise müfredatından evrimi çıkardığı için bizim bu konuyu ciddi olarak tartışmamız, MEB’nın biyoloji bilmeyen uzmanlarını ve siyasileri iknâ etmemiz gerekiyor.

MUKADDİME’DE VE MARİFETNAME’DE EVRİM

Bugün lise müfredatına evrim konusunu koydurmayan siyasilerin çok değer verdikleri bir İslam düşünürü var, İbn-i Haldun. İbn-i Haldun Mukaddime adlı eserinin birinci cildinde, “Yılan çiyan misali iptidai mahlûkatın tekâmülü neticesinde maymun, maymunun tekâmülü neticesinde de insan zuhur etmiştir” diyor. Bu düşünüre hayran olan siyasiler her halde esirinin tamamını okumamışlar.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Bey, hem bir din hem de bir bilim ansiklopedisi sayılan Marifetname adlı eserinde, “Hayvanla insan arasındaki geçiş mahlukatı maymundur; maymunun insandan temel farkı kuyruğu bulunması ve tüylerinin çok olmasıdır” der. (Aslında son görüşlere göre insan maymundan değil, tiktaalik aracılığıyla balıklardan gelmektedir; yüzgeçler parmak olmuştur.)

Bu iki kitaptan niçin söz ettim? Biyolojiden anlamayan, kendilerine sunulacak tüm bilimsel bulguları, “Ateist uydurması” diye reddedenlere içine düştükleri çelişkiyi belki fark ettirir düşüncesiyle söz ettim. Bugünkü evrim karşıtları yakın gelecekte, bir zamanlar Galile Galileo’yu mahkum eden Vatikan gibi zor durumda kalacaklardır. Artık Dünya’nın sabit durduğunun iddia edilemeyeceği bir yüzyıla gelindiğinde Vatikan Galileo’dan resmen özür dilemişti. 2009’da İngiliz Anglikan Kilisesi, 2010’da ise Vatikan Darwin’in torununun çocuğuna özür belgesi vermişlerdir. Vatikan’ın belgesinin son paragrafında, “Galileo Galilei’ye yapılan haksızlık dedenize de yapılmıştır. Evrim vardır ancak onu da Tanrı yaratmıştır” yazılıydı. Bugün Taslaman da aynı şeyi söylemektedir.

Bilimsel biyoloji kitaplarını okuyup anlamaları zor, hatta imkânsız olabilir, fakat siyasetçilerimizin ve MEB yetkililerimizin Vatikan’ın özür belgesini, Taslaman’ı, İbn-i Haldun’u ve İbrahim Hakkı’yı okuyup anlamaları mümkündür. Okumalarını ve topluma anlatmalarını, kendilerinden samimiyetle istirham ediyorum.

Yazarın Son Yazıları

Pers ve İran kültürü

Birinden mi duydum, ben mi söyledim hatırlamıyorum fakat 2011 yılında aldığım “İran Tarihi” adlı kitabın kenarına “İran’ı işgal edebilirsiniz ancak ona sahip olamazsınız” yazmışım. Çünkü İran’ın edebiyatı ve sineması güçlüdür. Edebiyatları, müzikleri, sinemaları güçlü olan ülkeler bir dönem içeriden veya dışarıdan sıkıntı yaşasalar bile sonuçta suyun üstünde, tarihin içinde hayatta kalmayı başarırlar.

Devamını Oku
03.05.2026
23 Nisan çocukları

23 Nisan çocukları

Devamını Oku
26.04.2026
Siber zorbalık

Siber zorbalık yalnızca dijital bir taciz değil, sınır tanımayan yeni bir şiddet biçimi. Üstelik yapay zekâ ile birlikte gerçek ile kurgu arasındaki çizgi her zamankinden daha tehlikeli biçimde bulanıklaşıyor. Siber zorbalık, yapay zekâ ile yeni bir evreye girmiş durumda. Çocuklarını siber zorbalıktan korumak için anne babalar, rahatsız edici olmadan onları gözlemeli, sergiledikleri değişiklikleri fark edebilmelidirler. Bir de internet kullanımını çocukla karşılıklı olarak anlaşarak sınırlandırmalıdırlar.

Devamını Oku
19.04.2026
Okul zorbalığı

Okul zorbalığı

Devamını Oku
12.04.2026
Songül ve Mahmut Telli

Zülfü Livaneli, “Serenad” isimli romanında “Türkiye’de her ailenin bir hikâyesi vardır” der. Balkan Savaşı, Çanakkale Savaşı, Sarıkamış, Kurtuluş Savaşı, 12 Mart’ın mağdurları, 12 Eylül’ün muğlak kayıpları ve türlü felaketler bu duruma neden olmuştur. Acısıyla, tatlısıyla kendine özgü hikâyesi olan bir Türk ailesi de Telli ailesidir. Songül ve Mahmtu Telli çiftinin Cenk ve Cem adlı iki oğulları olmuştu. Ailenin başına gelen felaket Cenk’i 19 yaşındayken Almanya’da bir trafik kazasında kaybetmeleriydi.

Devamını Oku
05.04.2026
Zorbalık

Zorbalık

Devamını Oku
29.03.2026

İlgili Haberler