Zafer Arapkirli

Demokrasi 0.0

20 Aralık 2019 Cuma

Herhangi bir yazılımda ya da başka bir üründe, böyle bir sürüm numarası” görmüş olmanız mümkün değil tabii. Türkiye Usulü Demokrasi’nin sürümüne ben bunu yakıştırıyorum. Keyif almıyoruz bundan tabii. Tam tersine, içim kan ağlayarak yapıyorum bu saptamayı.

Ancak 17 yıldır bu ülkeyi yöneten siyasi kadrolar ve bunların her kesimden, dünyanın her köşesinden (Pensilvanya dahil) ortakları, destekçileri, yardakçıları ve şakşakçılarının ortak çabalarıyla, ülkenin zaten on yıllardır sorunlu ve arızalı olan demokrasisi, tam anlamıyla 0.0 Sürüm numarasını hak edecek seviyeye indirgendi.

Bilişim alanında kullanılan jargonla söylersek, resetlediler” bir nevi. “Format attılar.”

En güncel gelişmelerden iki örnek vermek yeter sanırım:

Birkaç hafta önce çevreyi ve insanların ciğerlerini mahvetmek pahasına, filtresiz bacalara 2.5 yıl daha muafiyet getirmeyi” öngören yasanın çıkmasına karşı yükselen muhalefet, iktidara geri adım attırdı ya. Hep birlikte sevindik. Kendimizi kutladık filan..

Ardından geçen 4-5 gündür konuştuğumuz şu “Simit Sarayı’na Ziraat Bankası marifetiyle can simidi atma” olayında da aynı şey oldu. Bu ülkenin ekonomisine, Ziraat gibi kamu bankasının göreceği ve sonra da dolaylı olarak bizim ödeyeceğimiz zarara dikkat çektik. İtiraz ettik ve geri dönülmesini sağladık.

Geri dönüş kararını veren kim?

Tek Adam Rejimi’nin tepesindeki Tek Adam.

Peki, bu iki kararı ve buna benzer pek çok konudaki kararı en başta alan ya da alınmasına onay veren kim?

Aynı Tek Adam.

İstanbul’un ve Türkiye’nin “Kendi ayağına sıkma ve intihar-cinayet-katliam” projesi niteliğindeki (henüz ortada projesi filan da olmayan) Kanal İstanbul isimli “sanal” projeyi 2011 yılında “Çılgın Proje” (Allah söyletiyor) diye lanse eden kim?

Aynı Tek Adam.

8 yıldır bu konuda (mecburen-ekonomideki zorunluluklardan dolayı) susup, üstelik de ekonominin neredeyse 8 kat daha kötü bir hale düştüğü bugünlerde yeniden ısıtan kim?

Aynı Tek Adam.

Yarın, diyelim ki yoğun tepkiler karşısında (biraz da ekonomiyi ve/veya başka teknik olanaksızlıkları bahane ederek, henüz hazır değiliz vs. gerekçelerle) bundan vazgeçse hiç de şaşırmayacağımız tartışmasız-itirazsız otorite kim?

Aynı Tek Adam.

Bunlar gibi bir yığın kararı, hem ekonomik hem de siyasi ve diplomatik karar nereden çıkacak?

Aynı ağzın iki dudağı arasından.

Buna sağlıklı bir devlet sistemi diyebilir misiniz?

Çıkan kararlar, alınan ve sonradan geri döndürülen kararlar hangi yönde olursa olsun (sonuçta doğru bulunsa dahi), hiçbir denetime, hiçbir eleştiriye, hiçbir itiraza, müzakereye, münazaraya izin verilmeyen bir sisteme demokrasi” demek mümkün mü?

Tam da bu yüzden “0.0. sürümü” diyorum işte.

Aynen yargı sistemi, hukuk âlemi gibi.

Arada bir “Bizim hoşumuza giden, bizim vicdanımızı rahatlatan, adil gibi görünen” kararlar çıkıyor olsa da, hukuk sistemine gerçekten “Hukuki” etiketini yapıştırabilir misiniz? Tabii ki hayır.

 

Bağımsız medya da olmayınca

 

Demokrasilerin sağlıklı çalışıyor olmasının vazgeçilemez bir koşulu olan bağımsız ve özgür medya da olmayınca, yazının başından beri sözünü ettiğim sürüm sorunu”na çare yok demektir.

Düşünsenize, çok önemli ve stratejik yatırımların neredeyse “Ballı börek gibi, gümüş tepside hediye sunulur gibi” verildiği, hatta adlı adınca söyleyelim peşkeş çekildiği bir sayın işadamı susup, oturup işini yapacağı yerde, ortalıkta ona buna hakaretler yağdırıyor.

Aynı işadamının, aynı zamanda iktidar partisinin yönetim organlarında yer alıyor olması, TV’de konuşurken, “Ana muhalefet liderinin muhatabıyım, milletvekillerinin muhatabıyım çünkü benim de siyasi kimliğim var” diye bas bas bağırabilmesi de cabası. Daha da öteye gidip, (Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun aktardığına bakılırsa) ana muhalefet liderine gidip de “Gazetelerim ve medyam emrinizde” diye bir sözü söyleyecek yüzü bulması, bilimkurgu bile değil adeta bir korku filmi tadında olaylar.

Düşünsenize, iktidarın palazlandırdığı kimi zaman ceplerine kamu bankalarından paralar bile koyarak medyanın neredeyse tümünü ele geçirme oyunlarına başvurduğu bir sektörde, kısa süre öncesine kadar at oynatan biri söylüyor bunu. Yani, “sistemin” (Demokrasi 0.0. demiyorum boşuna) kodlarını ifşa ediyor açıkça. “Ben medya gücünü elime almışım. Gelin size kiralayayım bunu” deme cesaretini bulabiliyor birtakım insanlar.  

Bir yandan, açlıktan ve sefaletten en temel gereksinimlerini karşılayamayan insanların birer birer intihar ettikleri, cezaevleri nüfusunun ve muhaliflere yönelik dava dosyalarının patlama noktasına ulaştığı, ekonomide, siyasette ve dış politikada duvara toslamaktan yaralanmadık berelenmedik yerimizin kalmadığı” bir ülkede, rejimin adını başka nasıl koyabilirdim?


Yazarın Son Yazıları

Fikir ve zikir 23 Ekim 2020
Darbeli demokrasi 16 Ekim 2020
Sehven demokrasi 9 Ekim 2020
Dahili ve harici 2 Ekim 2020
Patlak fren... 25 Eylül 2020
Toplu şiraze kayması 18 Eylül 2020
Kanguru mahkeme 11 Eylül 2020
Zafer… Ve sancı 28 Ağustos 2020
Ey Nalıncı!.. 21 Ağustos 2020
2020 model siyaset 14 Ağustos 2020
N.O.G.A. sendromu 7 Ağustos 2020
Ben ‘Devlet’im! 31 Temmuz 2020
Manzara-i umumiye 24 Temmuz 2020
Hükümran esaret 17 Temmuz 2020