Gazi Meclis
Zafer Arapkirli
Son Köşe Yazıları

Gazi Meclis

24.04.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Gazi” sıfatının, “gaza” (dini korumak için verilen savaş) sözcüğünden kaynaklanan anlamını bir yana koyarsak, Türk dilinde “milli” bağlamda önemli bir yer tuttuğunu kabul edelim.

Hatta, başka ülkelerin “eski ve savaşta bulunmuş asker”lerinden söz ederken, dış habercilerin ciddi bir baş ağrısıdır. Gel de “War Veteran”ı tercüme et bakalım.

Neyse, konumuz bunlar değil tabii...

Hem ülke, hem ulusça varlığımızı borçlu olduğumuz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün en anlamlı mirasının 100’üncü yıldönümünü dün kutladık.

Ulusal egemenlik denen kavramın vücut bulduğu ve “kayıtsız şartsız millete ait” olduğunun tescili konumundaki parlamentonun temeline o harcın konulduğu 23 Nisan 1920’yi buruk ve kısıtlı da olsa, kutsadık.

Bu amaçla yapılan törenlerde, hem TBMM çatısı altında hem de başka yerlerde yapılan konuşmalarda, bu “gazi”lik kavramına atıfta bulunuldu. “Bu Gazi Meclis…” tabiri sıkça kullanıldı.

İki farklı tarihe, iki “gönderme” vardı bu sözde.

Birincisi, TBMM’nin Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda bir “manevi şahsiyet” olarak öncü olduğu gerçeği… İkincisi de 15 Temmuz 2016 gecesi yaşananlar. Yani, FETÖ’cü alçakların darbe girişimi ya da o gece gerçekleşen ve henüz fena halde izaha muhtaç olaylar dizini sırasında “milli irade”nin çatısına da bombalar yağmış olması.

Ama gelin, şöyle elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün…

TBMM’nin “asıl ağır yarayı” aldığı ve kolunun bacağının kesildiği, en hakiki “harp malulü” ilan edilmesini gerektirecek hadise nedir?

Bence 16 Nisan 2017 “hileli referandumu”dur.

Hani şu, iktidarı elinde tutan güçlerin yitireceklerini yitirdiklerini anladıkları an “mühürsüz oy pusulaları oyunu”nu sahneye koydukları gün değil midir? Milli iradenin ve “Yüce Meclis’in ilgası” anlamına gelmez mi, o gün yaşanan? “Hileli bir kart destesine gizlice eklenmek üzere gömlek manşetinden çıkarılan fazladan (mühürsüz) iskambil kâğıdı” değil midir o gün yapılan hamle?

O gün milletin yasama yetkisi, milletin seçtiği vekillerin yürütmeyi denetleme yetkisi, söz söyleme, fikrini - derdini - görüşünü “milli irade” çatısı altına taşıma yetkisi elinden alınmamış mıydı?

O gün geçilmedi mi “tek adam rejimi”ne?

O gün bir anlamda “bombalanmadı” mı, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “bilâkaydüşart” diyerek altını çizdiği Ulusal Egemenlik?

İmtiyazlı, sınıflı, hatta küçük bir kliğin eline geçmiş bir otoriter rejime evrilmedi mi bu ülkenin düzeni?

Bugün yaşadığımız pek çok sıkıntının, giderek ağırlaşan ekonomik, sosyal, siyasal, diplomatik, sosyolojik ve bugün de “sıhhi” sıkıntıların kaynağında, hep bu “Cumhuriyet rejiminin temellerine konulan dinamitlerin” patlatıldığı o 16 Nisan günü yok mu?

Bugün en ciddi en hayati kararları almanın yeri, bundan tam 100 yıl önce Yüce ATATÜRK’ün önderliğinde kurulmuş Türkiye Büyük Millet Meclisi değil de onun ikametgâhına tercih edilen bir “Saray” ise bundan daha acı bir “netice” olabilir mi?

Tek elden alınan kararlar neticesinde sınır ötesinde askerlerimiz hâlâ bir bir şehit oluyorsa, ekonomik çöküntü değil, her geçen gün, her geçen saniye (paramızın değerini gösteren TV altyazı çubuklarına bir bakın yeter) kriz derinleşiyorsa, yanlış sağlık politikası tercihleri nedeniyle, insanlarımız sapır sapır hastalanıyor ve günde en az 100 kişi (o da şimdilik) hayatını ciğerlerini patlatarak yitiriyorsa, kimdir bunların sorumlusu?

16 Nisan 2017’de, yani o meşum referandum gününde, “Gazi Meclis”in tepesine yağdırılan o “mühürsüz oy bombaları” ve o bombalara göz göre göre seyirci kalanlar, o günün sonuçlarını “paşa paşa” kabullenenler değil midir?

ATATÜRK Cumhuriyeti’nin yerine kurulan “Yeni Rejim”i ve “ATATÜRK’ün Gazi Meclisi”nin ilgasını alkışlayan çanak yalayıcıların ağızları, tam da bu yüzden kulaklarında değil mi?

Okyanus ötesinde ve burada, bağrımızda her gün Yüce Önder’e küfreden, ona aktif ve pasif saygısızlık eden her kesimden alçağın mutlulukları bundan değil mi?

Ama unuttukları bir şey var.

23 Nisan 1920’de atılan temelin harcındaki “kutsal formül.”

O Meclis’in küllerinden, kumlarından yeniden doğacağı günleri de göreceğiz. Göstereceğiz.

Hiç kuşkunuz olmasın.

Mutluluğunuz uzun sürmeyecek.

Yazarın Son Yazıları

Mektep...

Mektep...

Devamını Oku
29.12.2021
Yandaşlık zor zenaat

Yandaşlık zor zenaat

Devamını Oku
24.12.2021
Nas Nas Paraları Leyla’ya...

Nas Nas Paraları Leyla’ya...

Devamını Oku
22.12.2021
Sefil bir tiyatro

Sefil bir tiyatro

Devamını Oku
17.12.2021
Kezzap

Kezzap

Devamını Oku
15.12.2021
İşte, bunun için sevmiyoruz

İşte, bunun için sevmiyoruz

Devamını Oku
10.12.2021
‘Gelmekte olan’ değişmez

‘Gelmekte olan’ değişmez

Devamını Oku
08.12.2021
Millete ‘nanik’ yapıyorlar...

Millete ‘nanik’ yapıyorlar...

Devamını Oku
03.12.2021
Dördüncü kuvvetin kuvveti

Dördüncü kuvvetin kuvveti

Devamını Oku
01.12.2021
Fırıl, fırıl, fırıl...

Fırıl, fırıl, fırıl...

Devamını Oku
26.11.2021
Kreşendo zamanı

Kreşendo zamanı

Devamını Oku
24.11.2021
‘Bu can bu bedenden çıkmadan...’

‘Bu can bu bedenden çıkmadan...’

Devamını Oku
19.11.2021
‘Açık yaralar’ ve Kılıçdaroğlu

‘Açık yaralar’ ve Kılıçdaroğlu

Devamını Oku
17.11.2021
Bugs Bunny’nin ölümü

Bugs Bunny’nin ölümü

Devamını Oku
12.11.2021
Tehlikenin farkındayız

Tehlikenin farkındayız

Devamını Oku
10.11.2021
Ekmek Bulamıyorsanız...

Ekmek Bulamıyorsanız...

Devamını Oku
05.11.2021
‘Sana ne oluyor ki?’

‘Sana ne oluyor ki?’

Devamını Oku
03.11.2021
‘İçişleri’ yalanı...

‘İçişleri’ yalanı...

Devamını Oku
27.10.2021
Milletle alay etmenin dozu kaçtı

Milletle alay etmenin dozu kaçtı

Devamını Oku
22.10.2021
‘155’i ararım!..’

‘155’i ararım!..’

Devamını Oku
20.10.2021
Giderayak güldürüyorlar

Giderayak güldürüyorlar

Devamını Oku
15.10.2021
Kazanımlar, kayıplar...

Kazanımlar, kayıplar...

Devamını Oku
13.10.2021
Taklitler, mukallitler...

Taklitler, mukallitler...

Devamını Oku
08.10.2021
6 Ekim ruhu

6 Ekim ruhu

Devamını Oku
06.10.2021
Antikorun Kadar Konuş!..

Antikorun Kadar Konuş!..

Devamını Oku
01.10.2021
Otokrat

Otokrat

Devamını Oku
29.09.2021
New York Seferi Abuklukları

New York Seferi Abuklukları

Devamını Oku
24.09.2021
Ayran - tahtırevan

Ayran - tahtırevan

Devamını Oku
22.09.2021
‘Al gülüm - Ver gülüm’

‘Al gülüm - Ver gülüm’

Devamını Oku
17.09.2021
Makas değişikliği (15.09.2021)

Makas değişikliği

Devamını Oku
15.09.2021
‘Ben yaptım abi’ devri...

‘Ben yaptım abi’ devri...

Devamını Oku
10.09.2021
‘Ali Bey kafası’

‘Ali Bey kafası’

Devamını Oku
08.09.2021
‘Cüppeli hâkim’

‘Cüppeli hâkim’

Devamını Oku
03.09.2021
Ne işimiz vardı?

Ne işimiz vardı?

Devamını Oku
27.08.2021
Yahu, siz aklınızı mı yitirdiniz?

Yahu, siz aklınızı mı yitirdiniz?

Devamını Oku
20.08.2021
‘Alarm zili’ mi dedin?

‘Alarm zili’ mi dedin?

Devamını Oku
13.08.2021
Rehber belli: Bilim

Rehber belli: Bilim

Devamını Oku
06.08.2021
Niye ‘sondan’ başlıyoruz?

Niye ‘sondan’ başlıyoruz?

Devamını Oku
30.07.2021
Yoruldu-k

Yoruldu-k

Devamını Oku
23.07.2021
O kelepçe…

O kelepçe…

Devamını Oku
16.07.2021