Sabancı Müzesi’nde Yoko Ono Sergisi: Hisset... Haykır... Hayal et...

Sabancı Müzesi’nde Yoko Ono Sergisi: Hisset... Haykır... Hayal et...

27.08.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sabancı Müzesi’ndeki Yoko Ono Sergisi’ni gecikmiş olarak izledim ve çarpıldım. Arkadaşlarıma gördünüz mü diye soruyorum: “Ben o kadını hiç sevmem!” diye başlayan yanıtlar alıyorum..

Bilmez değilim, benim kuşağım ondan nefret etti. Onu, hayran olduğumuz “Beatles’ları dağıtan kadın” diye belledi. Yanlış! Yoko Ono, John Lennon’un hayatına girmeden önce bizzat Lennon, efsanevi topluluğun dağılacağını ilan etmişti! Ah şu belleğimize kazınan, doğru bildiğimiz yanlış klişeler! (Kimse kusursuz değil! 68 kuşağı bile!)

Bir yanlışı daha düzelteyim: Hani o, bayıldığımız kült şarkı “Imagine” (Hayal et) şarkısı var ya. Bugün biliyoruz ki Yoko Ono’nun düşünceleri, sözleri ve sanatı o şarkıyı var etti. Yıllarca şarkıyı J. Lennon imzasıyla bildik. Oysa o şarkının kaynağı Yoko Ono idi. Lennon da sonradan bunu teslim etmişti. “O günlerde daha bencil, daha maçoydum, Yoko’nun katkısından bahsetmeyi ihmal etmiştim” demişti. (Ahu Antmen’in katalog yazısından.)

Image

Yoko Ono, “Kesme Parçası” performansı sırasında (1964).

Evet sanat tarihinde de müzik tarihinde de böyle ihmal ve unutkanlıklar öyle çok ki! Evet şarkının altında iki imza olmalıydı. Nitekim yıllar sonra Ono’nun adı da eserin ortak yazarı olarak tanındı.

ÖZGÜN VE ÖNCÜ

Sergiye dönersek: Yoko Ono’nun yaşamını ve avangart sanattaki yerini bilenler, sanat tarihini, Fluxus akımını tanıyanlar elbet bu muhteşem seçkiden daha çok tat alacaklardır. Bunun için harika bir katalog hazırlanmış. Hararetle tavsiye ederim.

Japonya’da doğduğu, varlıklı, aristokrat bir aileden gelip savaşın travmasını yaşadığı; çektiği açlık, yoksulluk, bir pirinç tanesine muhtaç olmaya uzanan çocukluğunun etkileri... Müzik, felsefe ve sanat eğitimiyle yetinmeyip 50’lerin sonunda New York’un avangart sanat çevresinde NYJaponya-Avrupa arasında kendini geliştirmesi... Hiçbir grup ya da akıma katılmadan bağımsızlığını koruması... 60’ların başında ortaya attığı içses ve içyapı kavramlarından yola çıkıp, bunda ısrar etmesi... Bütün bunlar ve daha niceleri onu özgün ve öncü kılıyor.

70 Yıllık yaratıcı meslek yaşamından seçilmiş eserler bu sergide bir araya getirilmiş: Hayal gücü, algı, katılım, hafıza, barış, kadın hakları, baskı, duygular dünyası, gerçekler ve insan ilişkileri (anneyle, sevgiliyle, şiddet uygulayan birey ya da kitleyle vb.) Bu temalar, çerçevelenmiş bir tuvale sığmaktan çok uzak! Sanatçının erken dönem “talimat parçaları” ve kavramsal yapıtlardan farklı disiplinlere, performans, film, enstalasyon ve katılımcı işlere uzanıyor.

Image

John Lennon ve Yoko Ono, 25 Mart 1969’da Amsterdam Hilton Otel’de Bed-In for Peace sırasında.

KATILIMCILIK

Sergiyi dolaştıkça görüyoruz: Karşımda kendi yolunu çizmiş, sapına kadar feminist, savaş karşıtı, barışçı, seyirciyi dinginlikten çıkarıp yaratmaya çağıran çok güçlü bir sanatçı var.

Evet, Yoko Ono’nun tüm “olay” ve “sergi”lerinde olduğu gibi, burada da izleyiciden katılım bekleniyor. Sanatçı size bir şey sunmuyor. Size düşünmenizi, sorgulamanızı, hatırlamanızı, öğrenmenizi, tanıklıklarınızı paylaşmanızı söylüyor. Engellere karşı, rüzgâra karşı, yükselen duvarlara karşı, fırtınalara karşı haykırmanızı söylüyor.

Sergiyi gezdiğim sıradan bir günde, çocuklu bir aile, Yoko Ono’nun kırmış olduğu porselen çay takımını “onarıyor”, raflara diziyor; bir başka köşede iki arkadaş, taşların hepsinin beyaz olduğu bir “satranç” masasında satranç oynuyor; iki sevgili hiçbir yere açılmayan “kapılar” etrafında kendi hayali mekânlarını yaratıyor, bir başkası tuvale yeni renkler ekliyordu. (Örnekler sonsuz, sayfalar yetmez.)

KENDİME TALİMATLAR

Beni en etkileyen, daha sanatsal üretiminin başında kendine verdiği talimatlardı: Hatırla. Hisset. Unut. Dokun. Evet de. Hayır de. Düşle. Dinle. Paylaş. Barışı düşün.

Gökyüzüne bak. Hayal et diyor.

Yoko Ono sergisinden çıktığımda aklımda yapıtlar kadar şu da vardı: Ben hayatta kendime hangi talimatları verdim?

Kendime sordum: Sahi neydi bu talimatlar? Susma. Haksızlığa alışma. Merakını kaybetme. Korksan da söyle, yaz. İnsanlardan umudunu kesme. Unutma. Unutturma. Sanata tutun. Sevmekten asla vazgeçme. Emeği, yaratıcılığı, insanlık onurunu kolla. Ve yaşadığın sürece hayret etmeye devam et.

Yoko Ono Sergisi’nden kendime bunları söyleyerek çıktım. Belki de hepimizin arada bir durup kendi “talimatlar”ımızı yazması gerekiyor. Çünkü insanın hayatını, başkalarının ona verdikleri talimatlardan çok, kendine verdikleri belirliyor.

Başta Ahu Antmen olmak üzere sergiye emek veren herkesi kutlarım. İçses ve İçyapı sergisi, 27 Aralık’a dek sürecek ama bir kez değil, birkaç kez izlemenizi öneririm. Her seferinde yeni ufuklara açılacaksınız. (Salı günleri Sabancı Müzesi ücretsiz gezilebilir.)

Yazarın Son Yazıları

Güneşi ararken...

“Bugün pazar. Bugün bizi ilk kez güneşe çıkardılar.”

Devamını Oku
11.10.2026
Tuhaf, Saçma, Neyse...

“Biz bu adaletsizlikle mi yaşayacağız? Biz böyle nasıl devam edeceğiz?”

Devamını Oku
08.10.2026
Çağımızın Antigone’si

90 yaşına iki gün kala hocaların hocası, İoanna Kuçuradi sonsuzluğa göçtü.

Devamını Oku
04.10.2026
İşte hayatımız

Sonbaharla birlikte dolu dizgin etkinlik mevsimine daldık.

Devamını Oku
01.10.2026
Karaca Tiyatro yeniden

Önümde 15 Ekim 1979 tarihli Sanat Dergisi. Kapakta Toto Karaca, Mürvet Sim, Yıldız Kenter, Müşfik Kenter, Şükran Güngör, Genco Erkal, Metin Deniz, Gülriz Sururi, Engin Cezzar, Zafer Önen, Ulvi Alacakaplan, gepegenç bir Zeynep Irgat...

Devamını Oku
27.09.2026
Şiddet sarmalında

Şiddet bulaşıcıdır.

Devamını Oku
24.09.2026
Margarita’ya veda

Sevgili Gülsen Tuncer’in sonsuzluğa göçmesiyle sinema, tiyatro ve televizyon dünyamız yasa büründü.

Devamını Oku
20.09.2026
İştahla okumak...

Yaz bitti.

Devamını Oku
17.09.2026
Utanç duygusu

Bu yazının başlığı “Bizim iki 12 Eylül’ümüz” de olabilirdi.

Devamını Oku
13.09.2026
Gümüşlük’ten...

İzmir’deki Nâzım Hikmet sergisinden sonra rüzgâr beni Bodrum-Gümüşlük’e attı.

Devamını Oku
10.09.2026
Nâzım Hikmet müzesine doğru...

Dev boyutlarda, özenli, dikkatli, nitelikli bir sergi olacağını biliyordum.

Devamını Oku
06.09.2026
Canım Şükran Soner

Canım Şükran, Dün sabah, önce Cumhuriyet gazetesinin bahçesinde, sonra Şişli Camisi’nin avlusunda tüm Cumhuriyet âşıklarının, emek tutkunlarının, örgütlü mücadeleye inananların, seninle ve senin aracılığınla birbirlerimizle kucaklaşmalarını görmeliydin.

Devamını Oku
03.09.2026
30 Ağustos

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Nutuk” eserini okuyup anlamayanlar...

Devamını Oku
30.08.2026
Hisset... Haykır... Hayal et...

Sabancı Müzesi’ndeki Yoko Ono Sergisi’ni gecikmiş olarak izledim ve çarpıldım.

Devamını Oku
27.08.2026
Bilgesu Erenus’la...

Tiyatro, insanı insan yapan değerleri, emeği, insan onurunu, yaşama sevincini yüceltmeye yönelikse...

Devamını Oku
23.08.2026
Korkuyla umut arasında...

Sakın yukarıdaki başlığa bakıp politik bir şeyler okuyacağınızı sanmayın!

Devamını Oku
20.08.2026
Yazı söz dinlemiyor...

Yazmak böyle bir şey.

Devamını Oku
02.08.2026
Genco’ya tiyatro yapalım!

31 Temmuz 2024. Tiyatromuzun o eşsiz insanı Genco Erkal’ın sonsuzluğa yürüdüğü gün.

Devamını Oku
30.07.2026
Umudu canlı tutabilmek

Sadece sanat değil...

Devamını Oku
26.07.2026
Bunlar normal mi? (2)

Birkaç gün önce çevremde herkes birbirine soruyordu...

Devamını Oku
23.07.2026
Homeros’un aynasından

Yazının başlığı “Bugüne, Homeros’un aynasından bakmak...” olmalıydı, kısalttım.

Devamını Oku
19.07.2026
Bunlar normal mi?

Araya başka konular girdi.

Devamını Oku
16.07.2026
Dünyayı ‘aşk’laştırmak!

Kimi insanlar aramızdan ayrıldığında yalnızca bir insanı yitirmezsiniz.

Devamını Oku
12.07.2026
Deniz’in mektubu

Deniz Göktaş yıllardır sahnelerden sanatını icra ederken kitlelere söyledikleri nedeniyle hapse atılmadı.

Devamını Oku
09.07.2026
‘Bize sorulmadı’

Şu günlerde mezuniyet törenlerinden yükselen sesleri dinliyorum.

Devamını Oku
05.07.2026
Ben unutmadım. Ya siz?

Bugün 2 Temmuz.

Devamını Oku
02.07.2026
Silivri’de kucaklaşmak

Birçok yazar ve yayıncıyla birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasını izlemek için Silivri’deydik.

Devamını Oku
28.06.2026
Uygarlık düşleri

Önceki akşam AKM’de İstanbul Müzik Festivali’nde (İKSV) kendimi iki ayrı Türkiye arasında gidip gelirken buldum.

Devamını Oku
25.06.2026
Cazın direnci

Bir ülkede umudun tamamen kaybolup kaybolmadığını anlamak için gazetelerin manşetlerine değil, gençlerin gözlerine bakmak gerekir.

Devamını Oku
21.06.2026
Sanatın Belleği-Toplumun belleği

Hukukun bir gecede değiştiği, insanların sabaha karşı evlerinden alındığı, gençlerin umutlarının, emeklilerin yaşamlarının, kadınların güvenliğinin her gün biraz daha aşındığı bir ülkede yaşıyoruz. İyi sanat bize gerçeklikten kaçmayı değil, gerçekle yüzleşecek cesareti verir.

Devamını Oku
18.06.2026
Festivalde büyülü gece: Bedenimiz bir evrendir

Bomboş bir sahne. Arkada fonda dev bir ay...

Devamını Oku
14.06.2026
Darbeler arası festival

Oysa hepimizin nefes alma hakkı var. Nefes almak, gülümsemek, korkmamak, acı çekmemek, isyan etmemek, ülkemdeki ve dünyadaki rezillikleri kısacık bir süre için de olsa düşünmemek hakkı var.

Devamını Oku
11.06.2026
Korkuyorlar...

Dünyanın çivisi çıktı.

Devamını Oku
07.06.2026
Sevgili Osman, Çiğdem, Can, Mine ve Tayfun

Bu mektubu size Gezi’nin yıldönümünde yazıyorum.

Devamını Oku
04.06.2026
Baldwin hâlâ yaşıyor

James Baldwin’in “Kimseler Bilmez Adımı” kitabı, uzun yıllar sonra Bülent O. Doğan’ın çevirisiyle ilk kez Türkçe yayımlandı.

Devamını Oku
31.05.2026
Bayram gibi bayramları özlerken

Tam bayram öncesiydi.

Devamını Oku
28.05.2026
Nefes alamıyoruz

Sevgili okurlar, Chicago’dayım.

Devamını Oku
24.05.2026
Diktatörlerin ortak dili: Maval

“Bana maval okuma” deriz karşımızdaki aklımızla alay ettikçe, yalan söyledikçe, iftira attıkça, yalanlarla iftiralarla bizi oyalamaya kalktıkça, karşımıza geçip bize “masal” okudukça...

Devamını Oku
21.05.2026
Müzik ve Vicdan

Kimi akşamlar vardır; yalnızca bir konser dinlemezsiniz.

Devamını Oku
17.05.2026
Karadeniz’den

Sevgili Merdan Yanardağ, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan: Esir alınmış ama teslim olmayan sizler, dünyanın en hukuk dışı “casusluk davası”yla uğraşırken inanın başka herhangi bir konuda yazı yazmak, bana zulüm gibi geliyor.

Devamını Oku
14.05.2026