Bilgesu Erenus’la...

Bilgesu Erenus’la...

23.08.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Tiyatro, insanı insan yapan değerleri, emeği, insan onurunu, yaşama sevincini yüceltmeye yönelikse... Tiyatro, bizi daha güzel, daha adil, daha yaşanılası bir dünyaya -hiç değilse o dünyanın özlemine- hazırlıyorsa... Tiyatro, sahnede yalan söyleyenle sahici olanı, yozlaşmış olanla gerçek olanı birbirinden ayırmamıza yarıyorsa... Ve tiyatro; şiddete, haksızlığa, sömürüye, gücün terörüne, zorbalığa, ahlaksızlığa, işgale başkaldıran, meydan okuyan bir sanat dalıysa...

Arkadaşım Bilgesu Erenus, bu sanatın bütün gereklerini yerine getirenlerdendi.

Yalnız yazdığı oyunlarla değil. Yaşadığı hayatla. Sesiyle. Sözüyle. Öyküleriyle, yazılarıyla. İtirazlarıyla. Öfkesiyle. Ve dayanışmasıyla.

ARKADAŞIM

Kısa bir süre önce sonsuzluğa uğurladığımız Bilgesu Erenus, sadece usta bir yazar, tiyatro yazınına önemli katkılarda bulunmuş değerli bir oyun yazarı değildi. Aynı zamanda Şenel Gökçe’nin deyişiyle “Sanatı halkın vicdanı, direnişi ve umudu olarak gören bir aydındı.” Tiyatrosunu, hayatla iç içe kurmuştu.

Bunların ötesinde arkadaşımdı. Oyunlarından, yazılarından önce, onu Müştak Erenus’un eşi olarak tanıdım. Toplumcu gerçekçi şair Müştak Erenus (1915-2002) önce annemin, babamın dostuydu, sonra benim arkadaşım, hatta nikâh şahidim oldu.

Bilgesu gençti, güzeldi, muhteşem bir sesi vardı. Sahnede savunduğunu sokakta unutmazdı. Emeği savunuyorsa emekçinin yanında dururdu. Grev varsa grev gözcülüğüne giderdi. Savaş varsa barışın sesini yükseltirdi. Şiddet varsa karşısına dikilirdi. Haksızlık varsa tepki gösterirdi.

Ah o “sivil itaatsizliği” savunduğumuz günleri nasıl unutabilirim ki! AKM’nin önünde toplanmışız, sanatı savunuyoruz. Taksim Meydanı’nda STK’lerle birlikte yürüyoruz. Aydınlar dilekçesini tartışıyoruz. Mısır konsolosluğunun önünde kadın dayanışmasındayız.

Ansızın havayı tok ama çok yüksek bir ses doldurur. Bilgesu’nun çok kendine özgü bir sesi vardı. Hemen tanırdık: Bilgesu bozlak söylüyordur. O ses meydanı dolduran hepimizin sesine dönüşürdü.

(Bir parantez: Müştak ve Bilgesu’nun oğlu müzisyen, besteci, şan eğitmeni Ali Erenus (d.1968) ve torunu Buse Erenus (d. 2007) müzik ve ses yeteneklerini kesinlikle Bilgesu’dan, söz yazarlığı yeteneklerini de Müştak Erenus’tan almış olmalılar.)

İşte bütün bu nedenlerle arkadaşım Bilgesu’yu yalnızca “oyun yazarı” diye tanımlamak bana hep eksik geliyor.

İNSANLIK ONURU 

Evet, usta bir oyun yazarıydı. Yoksa daha ilk oyunu Ankara Sanat Tiyatrosu gibi dönemin en ünlü tiyatrosuna kabul edilir miydi? (Bkz:https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/aysegul-yuksel/)

Bilgesu Erenus’un tüm yazarlığını ben şöyle özetliyorum: O yazarlığını, insanlık onurunu savunmaya adamıştı.

Misafir, Nereye Payidar, Ortak, El Kapısı, İkili Oyun, Halide, Güney’li Bayan, Kelaynaklar... Hepsinde insanlık onurunu korudu. Rutkay Aziz’in AST’si, Genco Erkal’ın Dostlar Tiyatrosu, Gülriz ve Engin Cezzar, Meral Çetinkaya ve Macit Koper Ankara Devlet Tiyatrosu, İstanbul Şehir Tiyatroları tanığımdır.

İnsan insana ne yapıyor? Güç, insanı neye dönüştürüyor? Ezenle ezilen arasındaki ilişki nasıl kuruluyor? Ve insan bütün baskılara rağmen onurunu nasıl koruyor?

Konuşurken de, şarkı söylerken de insanın içine işleyen; kimi zaman öfkeli, kimi zaman alaycı, kimi zaman hüzünlü ama hep sahici olan o ses... Barışı söylüyordu. Sevgiyi söylüyordu. İnsan onurunu, hak arayışını, direnmenin gerekliliğini söylüyordu.

Bilgesu’yu en iyi anlatan sözcüklerden biri “sahicilik”ti. Yanlış bulduğuna karşı çıktı. Bedeli varsa ödedi. Susmanın daha kolay olduğu zamanlarda konuştu. Görmezden gelmenin daha rahat olduğu durumlarda gördü, gösterdi. Unutmanın teşvik edildiği zamanlarda hatırladı, hatırlattı.

Bugün onun ardından yalnız oyunlarını değil, bu tavrı da miras alıyoruz. Çünkü memleketin, Bilgesu Erenus gibi insanlara en çok ihtiyaç duyduğu zamanlardan geçiyoruz. Gücün haklılık sanıldığı, itirazın suç sayıldığı, şiddetin sıradanlaştığı; şiddetin, ölümün, sömürünün kanıksatılmaya çalışıldığı zamanlarda.

Bilgesu’nun sesi hâlâ kulağımda: “İtiraz et. Boyun eğme. İnsandan, barıştan, haktan, hukuktan, emekten yana ol.”

Güle güle Bilgesu. Perde kapanmadı. Senin itirazın, senin kavgan, senin sesin sürüyor, sürecek.

Yazarın Son Yazıları

Tuhaf, Saçma, Neyse...

“Biz bu adaletsizlikle mi yaşayacağız? Biz böyle nasıl devam edeceğiz?”

Devamını Oku
08.10.2026
Çağımızın Antigone’si

90 yaşına iki gün kala hocaların hocası, İoanna Kuçuradi sonsuzluğa göçtü.

Devamını Oku
04.10.2026
İşte hayatımız

Sonbaharla birlikte dolu dizgin etkinlik mevsimine daldık.

Devamını Oku
01.10.2026
Karaca Tiyatro yeniden

Önümde 15 Ekim 1979 tarihli Sanat Dergisi. Kapakta Toto Karaca, Mürvet Sim, Yıldız Kenter, Müşfik Kenter, Şükran Güngör, Genco Erkal, Metin Deniz, Gülriz Sururi, Engin Cezzar, Zafer Önen, Ulvi Alacakaplan, gepegenç bir Zeynep Irgat...

Devamını Oku
27.09.2026
Şiddet sarmalında

Şiddet bulaşıcıdır.

Devamını Oku
24.09.2026
Margarita’ya veda

Sevgili Gülsen Tuncer’in sonsuzluğa göçmesiyle sinema, tiyatro ve televizyon dünyamız yasa büründü.

Devamını Oku
20.09.2026
İştahla okumak...

Yaz bitti.

Devamını Oku
17.09.2026
Utanç duygusu

Bu yazının başlığı “Bizim iki 12 Eylül’ümüz” de olabilirdi.

Devamını Oku
13.09.2026
Gümüşlük’ten...

İzmir’deki Nâzım Hikmet sergisinden sonra rüzgâr beni Bodrum-Gümüşlük’e attı.

Devamını Oku
10.09.2026
Nâzım Hikmet müzesine doğru...

Dev boyutlarda, özenli, dikkatli, nitelikli bir sergi olacağını biliyordum.

Devamını Oku
06.09.2026
Canım Şükran Soner

Canım Şükran, Dün sabah, önce Cumhuriyet gazetesinin bahçesinde, sonra Şişli Camisi’nin avlusunda tüm Cumhuriyet âşıklarının, emek tutkunlarının, örgütlü mücadeleye inananların, seninle ve senin aracılığınla birbirlerimizle kucaklaşmalarını görmeliydin.

Devamını Oku
03.09.2026
30 Ağustos

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Nutuk” eserini okuyup anlamayanlar...

Devamını Oku
30.08.2026
Hisset... Haykır... Hayal et...

Sabancı Müzesi’ndeki Yoko Ono Sergisi’ni gecikmiş olarak izledim ve çarpıldım.

Devamını Oku
27.08.2026
Bilgesu Erenus’la...

Tiyatro, insanı insan yapan değerleri, emeği, insan onurunu, yaşama sevincini yüceltmeye yönelikse...

Devamını Oku
23.08.2026
Korkuyla umut arasında...

Sakın yukarıdaki başlığa bakıp politik bir şeyler okuyacağınızı sanmayın!

Devamını Oku
20.08.2026
Yazı söz dinlemiyor...

Yazmak böyle bir şey.

Devamını Oku
02.08.2026
Genco’ya tiyatro yapalım!

31 Temmuz 2024. Tiyatromuzun o eşsiz insanı Genco Erkal’ın sonsuzluğa yürüdüğü gün.

Devamını Oku
30.07.2026
Umudu canlı tutabilmek

Sadece sanat değil...

Devamını Oku
26.07.2026
Bunlar normal mi? (2)

Birkaç gün önce çevremde herkes birbirine soruyordu...

Devamını Oku
23.07.2026
Homeros’un aynasından

Yazının başlığı “Bugüne, Homeros’un aynasından bakmak...” olmalıydı, kısalttım.

Devamını Oku
19.07.2026
Bunlar normal mi?

Araya başka konular girdi.

Devamını Oku
16.07.2026
Dünyayı ‘aşk’laştırmak!

Kimi insanlar aramızdan ayrıldığında yalnızca bir insanı yitirmezsiniz.

Devamını Oku
12.07.2026
Deniz’in mektubu

Deniz Göktaş yıllardır sahnelerden sanatını icra ederken kitlelere söyledikleri nedeniyle hapse atılmadı.

Devamını Oku
09.07.2026
‘Bize sorulmadı’

Şu günlerde mezuniyet törenlerinden yükselen sesleri dinliyorum.

Devamını Oku
05.07.2026
Ben unutmadım. Ya siz?

Bugün 2 Temmuz.

Devamını Oku
02.07.2026
Silivri’de kucaklaşmak

Birçok yazar ve yayıncıyla birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasını izlemek için Silivri’deydik.

Devamını Oku
28.06.2026
Uygarlık düşleri

Önceki akşam AKM’de İstanbul Müzik Festivali’nde (İKSV) kendimi iki ayrı Türkiye arasında gidip gelirken buldum.

Devamını Oku
25.06.2026
Cazın direnci

Bir ülkede umudun tamamen kaybolup kaybolmadığını anlamak için gazetelerin manşetlerine değil, gençlerin gözlerine bakmak gerekir.

Devamını Oku
21.06.2026
Sanatın Belleği-Toplumun belleği

Hukukun bir gecede değiştiği, insanların sabaha karşı evlerinden alındığı, gençlerin umutlarının, emeklilerin yaşamlarının, kadınların güvenliğinin her gün biraz daha aşındığı bir ülkede yaşıyoruz. İyi sanat bize gerçeklikten kaçmayı değil, gerçekle yüzleşecek cesareti verir.

Devamını Oku
18.06.2026
Festivalde büyülü gece: Bedenimiz bir evrendir

Bomboş bir sahne. Arkada fonda dev bir ay...

Devamını Oku
14.06.2026
Darbeler arası festival

Oysa hepimizin nefes alma hakkı var. Nefes almak, gülümsemek, korkmamak, acı çekmemek, isyan etmemek, ülkemdeki ve dünyadaki rezillikleri kısacık bir süre için de olsa düşünmemek hakkı var.

Devamını Oku
11.06.2026
Korkuyorlar...

Dünyanın çivisi çıktı.

Devamını Oku
07.06.2026
Sevgili Osman, Çiğdem, Can, Mine ve Tayfun

Bu mektubu size Gezi’nin yıldönümünde yazıyorum.

Devamını Oku
04.06.2026
Baldwin hâlâ yaşıyor

James Baldwin’in “Kimseler Bilmez Adımı” kitabı, uzun yıllar sonra Bülent O. Doğan’ın çevirisiyle ilk kez Türkçe yayımlandı.

Devamını Oku
31.05.2026
Bayram gibi bayramları özlerken

Tam bayram öncesiydi.

Devamını Oku
28.05.2026
Nefes alamıyoruz

Sevgili okurlar, Chicago’dayım.

Devamını Oku
24.05.2026
Diktatörlerin ortak dili: Maval

“Bana maval okuma” deriz karşımızdaki aklımızla alay ettikçe, yalan söyledikçe, iftira attıkça, yalanlarla iftiralarla bizi oyalamaya kalktıkça, karşımıza geçip bize “masal” okudukça...

Devamını Oku
21.05.2026
Müzik ve Vicdan

Kimi akşamlar vardır; yalnızca bir konser dinlemezsiniz.

Devamını Oku
17.05.2026
Karadeniz’den

Sevgili Merdan Yanardağ, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan: Esir alınmış ama teslim olmayan sizler, dünyanın en hukuk dışı “casusluk davası”yla uğraşırken inanın başka herhangi bir konuda yazı yazmak, bana zulüm gibi geliyor.

Devamını Oku
14.05.2026
Seyahat sanatı

İnsan neden yola çıkar?

Devamını Oku
10.05.2026