Dünyayı ‘aşk’laştırmak!

Dünyayı ‘aşk’laştırmak!

12.07.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Kimi insanlar aramızdan ayrıldığında yalnızca bir insanı yitirmezsiniz. Bir sesi, bir vicdanı, bir sığınağı, bir dönemin hafızasını da yitirirsiniz. Ahmet Telli öyle bir insandı.

Kendine özgü kişiliğiyle, gösterişten uzak duruşuyla, alçakgönüllülüğüyle, sözcüklere yüklediği derin sorumluluk duygusuyla yalnızca şiir yazmadı; yaşadığı çağın tanıklığını yaptı. Şiirlerinde aşk ile hüznü, direniş ile özgürlüğü, kırgınlık ile umudu buluşturdu. Onun dizelerinde sevda, dünyadan vazgeçmek değil; dünyayı değiştirme cesaretiydi. Hüzün ise teslimiyet değil, insan kalabilmenin bedeliydi.

Türkiye’nin en zor dönemlerinde, baskının ve umutsuzluğun en koyu günlerinde bile şiirini öfkeye teslim etmedi. Acıyı estetize etmeden anlattı, umudu ise sloganlaştırmadan büyüttü. Belki de bu yüzden, kuşaklar boyunca gençler onun dizelerinde hem kendilerini hem de yarınlarını buldu.

Ahmet Telli’nin şiiriyle kişiliği arasında mesafe yoktu. Şiirindeki incelik neyse hayatındaki zarafet de Ahmet Telli’nin şiiriyle kişiliği arasında mesafe yoktu. Şiirindeki incelik neyse hayatındaki zarafet de

Bugün geriye yalnızca kitapları kalmıyor. Onun dizelerini ezbere bilen insanlar, şiirlerinden güç alan gençler, onunla aynı masayı paylaşmış dostları ve özgürlüğe inanan herkes, Ahmet Telli’nin gerçek mirasını taşıyacak.

ROMANTİK VE İSYANKÂR  

2020 yılında PEN Türkiye Yazarlar Derneği olarak Ahmet Telli’ye tüm eserleri için onur ödülü vermiştik. Gerekçemiz şöyleydi:

“Türk edebiyatını lirik, toplumsal şiirleriyle yücelten Ahmet Telli, genç şairlere, okuyucuya her zaman yeni bir soluk olmuştur. Şiirlerinde gerçeklik, direniş, hüzün iç içe geçmiş, okuyucusunu dizeleriyle etkilemiş, emeğe saygılı, romantik ve isyankâr şairimiz Ahmet Telli’yi kutluyoruz.” Adettendir, PEN Onur Ödülü sahibi şair, o yılın şiir bildirisini yazar. Onun yazdığı manifesto muhteşemdi.

“Dünyayı aşk’laştırmanın özel bir edimidir şiir. Referansları özgürlük, adalet ve vicdandır. Özgürlüğe evrensel, adalete toplumsal ve sınıfsal, vicdana bireysel olarak yaklaşır ve özümser; onları insani ve estetik boyutlarda yeniden üretir” diyordu. 

“Doğayı, toplumu ve insanı anlayan ve gelecek sezgisinin ışığını bilincin ekeneklerine sızdıran şiir, ütopyamızı çiçeklendirir” diyordu.  

“Gerçek, yalanla yer değiştirdiğinde o, kendi hakikatini kurar; gerçek diye belletilen yalanların perdesini aralayarak hakikat olanı gösterir. Bu nedenledir ki iktidar odaklı hangi güç varsa şairi ve şiiri sakıncalı bulmuştur” diyordu. 

Şiirin, her türlü ötekileştirmeye karşı durduğunu; itiraz ederken ölüme karşı yaşamı, karanlığa karşı şavkı, savaşa karşı barışı, sömürüye karşı alın terini, kısıtlamalara ve zulme karşı özgürlüğü savunduğunu söylüyordu.

Şöyle bitiriyordu bildiriyi: “‘Gülün gülle tartılacağı’ bir dünya, aşk halinde bir dünyadır ve bu, şiirin düşüdür. Şiir, önce kendini aşk’laştırarak yola koyulmakta ve tahayyülün sınırsızlığına doğru kanat vurmaktadır.” (Bildirinin tümünü PEN sitesinde bulabilirsiniz.)

Image

Pandemi nedeniyle 2020 PEN Şiir Onur Ödülü’nü Ahmet Telli’ye 2023 İzmir Kitap Fuarı’nda verebildik.

AŞK VE DİRENİŞ  

“Belki yine gelirim” demişti. Şairler gerçekten de öyle yapıyorlar. Bedenleri gidiyor ama bir dize, bir ses, bir kitap kapağı, bir dost meclisinde anlatılan bir anı, onları yeniden aramıza getiriyor. En çok da şiirleri...

Ahmet Telli’nin şiirindeki temel gerilimi, aşk ile direniş, hüzün ile umut, bireysel acı ile toplumsal belleğin aynı dizelerde buluşması sağlardı.

Onun tüm şiirlerinde sık sık rastladığımız o direnç, o karşı duruş, o itiraz, belki bugün en çok bize gerekli. Çünkü o, hüznü hiç inkâr etmedi ama umudu da hiç terk etmedi. Belki değil, öyle!

Hoşça kal sevgili arkadaşım, yoldaşım. Şiirlerin artık sana emanet değil, bize emanet. Bizden sonraki kuşaklara emanet. Çok yıllar sonra da okunacak, sevileceksin.

Elveda sevgili Ahmet Telli. Şiirlerin bize cesareti, dostluğun ise insan kalmayı öğretti. Seni yalnızca özlemle değil, minnetle uğurluyoruz.

Yazarın Son Yazıları

Tuhaf, Saçma, Neyse...

“Biz bu adaletsizlikle mi yaşayacağız? Biz böyle nasıl devam edeceğiz?”

Devamını Oku
08.10.2026
Çağımızın Antigone’si

90 yaşına iki gün kala hocaların hocası, İoanna Kuçuradi sonsuzluğa göçtü.

Devamını Oku
04.10.2026
İşte hayatımız

Sonbaharla birlikte dolu dizgin etkinlik mevsimine daldık.

Devamını Oku
01.10.2026
Karaca Tiyatro yeniden

Önümde 15 Ekim 1979 tarihli Sanat Dergisi. Kapakta Toto Karaca, Mürvet Sim, Yıldız Kenter, Müşfik Kenter, Şükran Güngör, Genco Erkal, Metin Deniz, Gülriz Sururi, Engin Cezzar, Zafer Önen, Ulvi Alacakaplan, gepegenç bir Zeynep Irgat...

Devamını Oku
27.09.2026
Şiddet sarmalında

Şiddet bulaşıcıdır.

Devamını Oku
24.09.2026
Margarita’ya veda

Sevgili Gülsen Tuncer’in sonsuzluğa göçmesiyle sinema, tiyatro ve televizyon dünyamız yasa büründü.

Devamını Oku
20.09.2026
İştahla okumak...

Yaz bitti.

Devamını Oku
17.09.2026
Utanç duygusu

Bu yazının başlığı “Bizim iki 12 Eylül’ümüz” de olabilirdi.

Devamını Oku
13.09.2026
Gümüşlük’ten...

İzmir’deki Nâzım Hikmet sergisinden sonra rüzgâr beni Bodrum-Gümüşlük’e attı.

Devamını Oku
10.09.2026
Nâzım Hikmet müzesine doğru...

Dev boyutlarda, özenli, dikkatli, nitelikli bir sergi olacağını biliyordum.

Devamını Oku
06.09.2026
Canım Şükran Soner

Canım Şükran, Dün sabah, önce Cumhuriyet gazetesinin bahçesinde, sonra Şişli Camisi’nin avlusunda tüm Cumhuriyet âşıklarının, emek tutkunlarının, örgütlü mücadeleye inananların, seninle ve senin aracılığınla birbirlerimizle kucaklaşmalarını görmeliydin.

Devamını Oku
03.09.2026
30 Ağustos

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Nutuk” eserini okuyup anlamayanlar...

Devamını Oku
30.08.2026
Hisset... Haykır... Hayal et...

Sabancı Müzesi’ndeki Yoko Ono Sergisi’ni gecikmiş olarak izledim ve çarpıldım.

Devamını Oku
27.08.2026
Bilgesu Erenus’la...

Tiyatro, insanı insan yapan değerleri, emeği, insan onurunu, yaşama sevincini yüceltmeye yönelikse...

Devamını Oku
23.08.2026
Korkuyla umut arasında...

Sakın yukarıdaki başlığa bakıp politik bir şeyler okuyacağınızı sanmayın!

Devamını Oku
20.08.2026
Yazı söz dinlemiyor...

Yazmak böyle bir şey.

Devamını Oku
02.08.2026
Genco’ya tiyatro yapalım!

31 Temmuz 2024. Tiyatromuzun o eşsiz insanı Genco Erkal’ın sonsuzluğa yürüdüğü gün.

Devamını Oku
30.07.2026
Umudu canlı tutabilmek

Sadece sanat değil...

Devamını Oku
26.07.2026
Bunlar normal mi? (2)

Birkaç gün önce çevremde herkes birbirine soruyordu...

Devamını Oku
23.07.2026
Homeros’un aynasından

Yazının başlığı “Bugüne, Homeros’un aynasından bakmak...” olmalıydı, kısalttım.

Devamını Oku
19.07.2026
Bunlar normal mi?

Araya başka konular girdi.

Devamını Oku
16.07.2026
Dünyayı ‘aşk’laştırmak!

Kimi insanlar aramızdan ayrıldığında yalnızca bir insanı yitirmezsiniz.

Devamını Oku
12.07.2026
Deniz’in mektubu

Deniz Göktaş yıllardır sahnelerden sanatını icra ederken kitlelere söyledikleri nedeniyle hapse atılmadı.

Devamını Oku
09.07.2026
‘Bize sorulmadı’

Şu günlerde mezuniyet törenlerinden yükselen sesleri dinliyorum.

Devamını Oku
05.07.2026
Ben unutmadım. Ya siz?

Bugün 2 Temmuz.

Devamını Oku
02.07.2026
Silivri’de kucaklaşmak

Birçok yazar ve yayıncıyla birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasını izlemek için Silivri’deydik.

Devamını Oku
28.06.2026
Uygarlık düşleri

Önceki akşam AKM’de İstanbul Müzik Festivali’nde (İKSV) kendimi iki ayrı Türkiye arasında gidip gelirken buldum.

Devamını Oku
25.06.2026
Cazın direnci

Bir ülkede umudun tamamen kaybolup kaybolmadığını anlamak için gazetelerin manşetlerine değil, gençlerin gözlerine bakmak gerekir.

Devamını Oku
21.06.2026
Sanatın Belleği-Toplumun belleği

Hukukun bir gecede değiştiği, insanların sabaha karşı evlerinden alındığı, gençlerin umutlarının, emeklilerin yaşamlarının, kadınların güvenliğinin her gün biraz daha aşındığı bir ülkede yaşıyoruz. İyi sanat bize gerçeklikten kaçmayı değil, gerçekle yüzleşecek cesareti verir.

Devamını Oku
18.06.2026
Festivalde büyülü gece: Bedenimiz bir evrendir

Bomboş bir sahne. Arkada fonda dev bir ay...

Devamını Oku
14.06.2026
Darbeler arası festival

Oysa hepimizin nefes alma hakkı var. Nefes almak, gülümsemek, korkmamak, acı çekmemek, isyan etmemek, ülkemdeki ve dünyadaki rezillikleri kısacık bir süre için de olsa düşünmemek hakkı var.

Devamını Oku
11.06.2026
Korkuyorlar...

Dünyanın çivisi çıktı.

Devamını Oku
07.06.2026
Sevgili Osman, Çiğdem, Can, Mine ve Tayfun

Bu mektubu size Gezi’nin yıldönümünde yazıyorum.

Devamını Oku
04.06.2026
Baldwin hâlâ yaşıyor

James Baldwin’in “Kimseler Bilmez Adımı” kitabı, uzun yıllar sonra Bülent O. Doğan’ın çevirisiyle ilk kez Türkçe yayımlandı.

Devamını Oku
31.05.2026
Bayram gibi bayramları özlerken

Tam bayram öncesiydi.

Devamını Oku
28.05.2026
Nefes alamıyoruz

Sevgili okurlar, Chicago’dayım.

Devamını Oku
24.05.2026
Diktatörlerin ortak dili: Maval

“Bana maval okuma” deriz karşımızdaki aklımızla alay ettikçe, yalan söyledikçe, iftira attıkça, yalanlarla iftiralarla bizi oyalamaya kalktıkça, karşımıza geçip bize “masal” okudukça...

Devamını Oku
21.05.2026
Müzik ve Vicdan

Kimi akşamlar vardır; yalnızca bir konser dinlemezsiniz.

Devamını Oku
17.05.2026
Karadeniz’den

Sevgili Merdan Yanardağ, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan: Esir alınmış ama teslim olmayan sizler, dünyanın en hukuk dışı “casusluk davası”yla uğraşırken inanın başka herhangi bir konuda yazı yazmak, bana zulüm gibi geliyor.

Devamını Oku
14.05.2026
Seyahat sanatı

İnsan neden yola çıkar?

Devamını Oku
10.05.2026