Köşe Yazısı

A+ A-

‘Şimdi, tamamen farklı bir şey’

24 Haziran 2019 Pazartesi

Pazar sabahı bu yazıyı yazarken çok önemli bir yerel seçim yaşanıyordu. Sonuçlar belli olmadan bir yorum yapmak istemedim. O nedenle, “şimdi, tamamen farklı bir şey”.

Mart Menekşeleri
Mart Menekşeleri”, Nazi Almanyası’nda, partiye sonradan, çıkarcı bir yaklaşımla ya da korkudan katılan ya da yanaşanlar için kullanılan bir kav­ram. Bunlara, medyada o zaman da çok sık rastlanıyormuş. Philip Kerr’in, Nazi Almanyası’nda geçen dedektif romanları (Berlin Noire) üçlemesinin ilk kitabının başlığı da “Mart Menekşeleri”.
Nazi rejimi Avusturya’yı ilhak etmeye hazırlanırken, yaşanan olayları alaycı/komik bir dille anlatan L’ordre du jour kitabının yazarı Eric Vuilard geçen yıl bir konuşmasında, “Bugün toplumda yaşanan siyasi kaosu iyi anlayabilmek için soğukkanlı analizlere değil, daha çok edebiyata bakmak gerekir” diyordu. Philip Kerr’in Mart Menekşeleri de bir de­dektif romanı, ama izleğini kurarken Nazi rejiminin siyasi, ekonomik analizlerinden öte halkın güncel yaşam pratiklerine ışık tutan ayrıntıları gözden kaçırmıyor.
Mart Menekşeleri’ni okurken, dedekti­fimizin maceralarının yanı sıra, faşist dev­letin memurlarının ve partinin üyelilerinin yolsuzluklar, lider konumundakilerin ara­sındaki rekabet; rant kaynağı olarak bü­yük inşaat projeleri, ekonomik mali israf, temel tüketim mallarının kalitelerinin sü­rekli bozulması; polisin, yargı sisteminin tamamen keyfileşmesi, mikro şiddetin güncel yaşamın doğal bir parçası olması; Yahudilerin evlerine, mücevherlerine, de­ğerli sanat koleksiyonlarına el konulmaya başlanmasının örnekleri, o toplumdaki yaşamı anlamamıza yardımcı olacak bi­çimde birbirini izliyor.
Naziler, işsizliği kadınları eve kapatarak azaltmaya çalışıyor. Medya ve günlük ya­şamda, kadınları çocuk doğurma maki­nesi, anne ve kocasına sadık, itaatkâr bir eş olarak tanımlayan bir söylem yaygın­laşıyor. Örneğin kadın olduğu için işin­den atılmış yetenekli gazeteci Inge, tek başına kahvede oturmuş sigara içerken, bir genç yanına yaklaşıp, ona bir “Alman kadını, anne ve eş olduğunu anımsatı­yor”. Inge, dedektifimize, öfkeyle, “İş bu noktaya kadar geldi: makyaj yapıp sokakta dolaşan kadınların orospu ol­duğu varsayılıyor” diyor.
Kadınlara yönelik bu baskının yanı sıra Nazi rejimi, LGBT bireyleri de baskı altı­na almaya, yok etmeye ya da toplumun dışına atmaya çalışıyor. Bu amaçla, Ges­tapo, “ahlak suçları” bölümünün içinde LGBT avcısı bir birim kuruyor. Kerr’in ayrıntılarıyla sergilediği bu dünyada, Nazi şefleri, büyük sermaye ve gangsterler, sıkı ilişkiler içinde, birbirlerinin sırtını sı­vazlayarak ceplerini dolduruyorlar.
Mart Menekşeleri de (nedense birden aklıma “portakal” geldi) gerek eğlence sektöründe gerekse de medyada, rejime yaranma yarışında, o “dünyayı” destekle­yen kültürü üretmeye, yeniden üretmeye devam ediyorlar. Bu sırada Rejim, bin yıllık bir imparatorluk projesini kafaya takmış, yalnızca Almanya ve Avusturya’yı değil, tüm Avrupa’yı Nazi liderliği altında birleştirerek yeniden şekillendirmeye hazırlanıyor; II. Dünya Savaşı hızla yak­laşıyor…

İmparatorluk deyince
İmparatorluk deyince aklıma Netflix’de yeni başlayan azınlıkların yaşam koşulları üzerine kurulmuş “Mr. Iglesias” isimli komedi dizisindeki cingöz kızın (Güney Amerika kökenli, ailesini desteklemek için, okuldan sonra üç işte birden çalı­şıyor), derste Amerikan tarihini bir daki­kada, “Yerlileri yok ettik, siyahları ezdik, II. Dünya Savaşı sırasında iyi bir şeyler yapmışız, şimdi de imparatorluğumuzun güneşi batıyor” diyerek özetlemesi geldi.
İmparatorluklar batarken toplumlarda garip şeyler olur. ABD’de, Trump seçildi. Şimdi, devletin dengeleme, denetleme kurumları etkisizleşiyor, “güçler ayrılığı” hızla aşınıyor. Muhafazakâr mahkemeler kadınların, LGBT bireylerin haklarını bu­damaya başladılar. Bu sırada, taraftarları (çoğunluğu beyaz ve eğitimsiz) Trump’ın “Tanrı’nın bir lütfu; onu savunmanın yurtseverlik, karşı çıkmanın ihanet” olduğuna, “ülkeyi yıkmaya hazırlanan ra­dikal sosyalistlerden oluştan” Demokratik Parti’nin “bir beka sorunu” yarattığına inanıyorlar.
Bu önemli günde bunları neden an­lattın demeyin. Başlarken uyarmıştım: “Şimdi, tamamen farklı bir şey. ”

Tümü Ergin Yıldızoğlu - Son yazıları

Quo vadis ‘Absurdistan?’ 22 Ağustos 2019 Per
Küresel ısınma, doğa katliamı, ‘Yeni faşizm 15 Ağustos 2019 Per
Küreselleşme, fantezi ve kötü 12 Ağustos 2019 Pzt