Korkunun iktidarı
Tayfun Atay
Son Köşe Yazıları

Korkunun iktidarı

02.11.2015 06:55
Güncellenme:
Takip Et:

Cumhuriyet’in “4 Parti 4 Yazar” kadrosunun AKP kontenjanını dolduran isim olarak diğer arkadaşlarım gibi benden de hem cumartesi yayıma sunulmak üzere seçim öncesi tahmin yazısı istendi, hem de pazartesi için seçim sonucu değerlendirme yazısı…

***

“Bir taşla iki kuş” vuracağım hiç aklıma gelmezdi!..

Böyle bir şeyi ne umdum, ne de istedim, ama cumartesi günkü yazımda seçim sonuçlarını doğru tahmin ettiğim için “tebrik” de aldım, söylediğim her şeyin çıktığına dair serzenişlere de muhatap oldum.

Ve şimdi bakıyorum, gerçekten de sonuç değerlendirmesi yerine cumartesi günkü yazımı devreye soksam işi kestirmeden halletmem mümkün gibi!..

***

 O yazıda 7 Haziran sonrası izlenen ve AKP’nin bir parti politikasından öte devlet politikası eşliğinde “başarılı” şekilde sergilediği seçim stratejisinin (ki buna “ateş ve soğutma” demiştik) semeresini alacağını belirttim. “Hayatı yenip ölümü iktidara taşıyacağı” yorumu eşliğinde…

Sıraladığım veriler temelinde yaptığım yorum kuşkusuz bana aittir ve tartışmaya açık… Ama en güvenilir anketçilerin bile açık ara yanıldığı seçim sonucunu bana düşündüren veriler sanırım göz ardı edilemez. Anketlerin neden yanıldığı sorusunu da anlamsız buluyorum. Bu tür niceliksel verilerin güvenilir sonuçlara ulaşması ancak “güvenilir” yaşam koşullarında mümkün olur. Olağanüstü koşullar böylesi ankete dayalı araştırmaların sonuç almasına elverişli değildir.

***

Türkiye, fiilen bir olağanüstü hal ortamında seçime girdi. “Sivil toplum”u güçlü olan, halkın devlet karşısında kendisini öncelikli bildiği ve hissettiği ülkelerde böyle bir durumda mevcut iktidar partisine yönelik rahatsızlıkların kaygısızca, özgürce, ferahlıkla dışavurumunu, sandığa yansımasını bekleyebilirsiniz.

Ama Türkiye böyle bir ülke değil ve olağanüstü hal, olup bitene tepkiden çok, geleceğe dönük bir tedirginliği toplumun ruh haline hâkim kıldı. AKP’yi kazandıran bu.

***

Ortaya çıkardığı olağanüstü hal koşullarıyla 7 Haziran’da hatırı sayılır bir kısmı sandığa gitmeyen atıllaşmış kitlesini de yeniden aktive eden AKP, hemen herkesin belirttiği gibi MHP’ye dönük stratejisinden de elbette semere aldı.

AKP entelijansiyasının bugüne kadar sıklıkla dillendirdiği bir iddia şudur: “Bizim bu ülkede oy oranı itibarıyla en son ulaşabileceğimiz sınır, yüzde 60’tır.”     

Bu iddia her zaman Türkiye’nin MHP çevresinde toplanan ve özellikle İç-Batı Anadolu’dan Orta ve Doğu Anadolu’ya kadar uzanan hatta mevcut oy potansiyeli temelinde dillendirilir.

Bu iddia doğrultusunda hedeflenen, hayat algısından hayat tarzına kadar ortak paydası çok büyük olan milliyetçimuhafazakâr seçmenle dindar-muhafazakâr seçmen arasında MHP marifetiyle mevcut sınırı eritmektir. MHP buna köklü bir parti olması ve ideolojik sağlamlığı doğrultusunda direnmiştir hep, ama hâl ve şartlara göre bu direnç sık sık da zorlanmıştır.

AKP 7 Haziran sonrası kendi bünyesinde yaşanan çözülmeyi giderme yolunda özellikle bu milliyetçi-muhafazakâr potansiyel üzerinde yoğunlaşan bir çalışma yürüttü.

İç Anadolu’ya seçim öncesi yaptığım gezinin en çok öne çıkan verisi, MHP’ye MHP’li seçmenlerden gelen tepkiydi. “Hayır’cılık”tan dolayı MHP bitti diyen de oldu, Bahçeli çok yaşlandı artık diyen de. Akşener’e yapılanın haksızlık olduğunu düşündüğünü söyleyen de…

Terörün önü açılarak bu milliyetçi-muhafazakâr kitlenin yumuşak karnına ulaşıldı. Kendi partilerinin ilkeli ama yaşlı liderinin koalisyon sürecindeki ataleti ile titreşimli olarak, ama esasen iktidardan uzun yıllardır uzak olmaktan da artık bıkmış ve bulundukları şehirde, köyde, kasabada kendileri ile aynı hayatı yaşayan AKP’li hemşerilerinin edindiği nimetlere gıptayla bakan bu seçmen AKP’ye çekildi.

***

MHP seçmeni nezdinde AKP’ye doğru pozitif dinamizm yaratan bu “terörün önünü açma” stratejisinin Kürt seçmen üzerindeki sonucu ise bu kitleye “negatif statik” yüklemek oldu. Ateşe atılan coğrafya, paralize edildi. Devletin Kürt kitle üzerindeki tahakkümüyle seçime böyle gidildi o coğrafyada.

***

Toplum, korkuya yenilmiş görünüyor bana…

Yağmur gibi yağan şehit cenazeleri… Patlayıp 100’den fazla cana kıyan ete-kemiğe bürünmüş bombalar… Saldırıya uğrayan gazete binaları… Tekme-tokat ağzı-burnu kırılan gazeteciler… Kayyımlanan muhalif medya grupları…

Kendini devlet karşısında önceleyemeyen bir toplumda bunlar, tepkiye ve karşı çıkışa değil, tedirginlik ve korkuya yol açtı.

Ve korku, zafer kazandı, iktidara geldi.

Yazarın Son Yazıları

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Devamını Oku
10.09.2018
Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Devamını Oku
05.09.2018
Betona tapanların mabedi yapıldı

Betona tapanların mabedi yapıldı

Devamını Oku
03.09.2018
Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Devamını Oku
20.08.2018
‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

Devamını Oku
15.08.2018
Doların da Allah’ı var!

Doların da Allah’ı var!

Devamını Oku
13.08.2018
‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

Devamını Oku
08.08.2018
Üniversite pazarı

Üniversite pazarı

Devamını Oku
06.08.2018
Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Devamını Oku
01.08.2018
‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

Devamını Oku
30.07.2018
‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

Devamını Oku
25.07.2018
Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Devamını Oku
23.07.2018
Meşihat makamı

Meşihat makamı

Devamını Oku
18.07.2018
‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

Devamını Oku
16.07.2018
Ters köşe (10.07.2018)

‘Cülus töreni’

Devamını Oku
10.07.2018
Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Devamını Oku
08.07.2018
Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Devamını Oku
04.07.2018
Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Devamını Oku
02.07.2018
‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

Devamını Oku
26.06.2018
Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Devamını Oku
25.06.2018
‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

Devamını Oku
25.06.2018
‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

Devamını Oku
11.06.2018
Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Devamını Oku
06.06.2018
Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Devamını Oku
04.06.2018
Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Devamını Oku
30.05.2018
Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Devamını Oku
28.05.2018
İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

Devamını Oku
23.05.2018
‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

Devamını Oku
21.05.2018
Eğlenceli ciddiyet: İnce

Muharrem İnce’nin mevcut iktidar ağzı karşısında en büyük avantajı, yerli ve milli “mizah duyusu”na sahip olması. Sanki Erdoğan, hiç beklemediği bir “lügat”le karşı karşıya kalmış gibi geliyor bana. Öyle hissediyorum.

Devamını Oku
17.05.2018
İnanç borsası nefslere açılırken…

İnanç borsası nefslere açılırken…

Devamını Oku
16.05.2018
‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

Devamını Oku
13.05.2018
‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

Devamını Oku
09.05.2018
Eşeğe kurban olun!

Eşeğe kurban olun!

Devamını Oku
07.05.2018
Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Devamını Oku
02.05.2018
Hitler’i anıyoruz (!)

Hitler’i anıyoruz (!)

Devamını Oku
30.04.2018
Biz tarihin yüzüne bu fotoğrafla bakacağız

Eve dönüş yolunda...

Devamını Oku
25.04.2018
‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

Devamını Oku
23.04.2018
Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Devamını Oku
18.04.2018
ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

Devamını Oku
16.04.2018
Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Devamını Oku
11.04.2018