Köşe Yazısı

A+ A-

Endişelenin ve alışmayın

Paylaş
instela'da paylaş
16 Mart 2016 Çarşamba

Endişelenmeyin diyor Cumhurbaşkanı. Her ay bir bombanın kitlesel katliama yol açtığı bir ülkede yaşıyoruz ve Cumhurbaşkanı endişelenmeyin diyor. İktidara yakın gazeteci alışmamız gerektiğini söylüyor. Endişelenmeyin ve alışın. Her şeye alışın ve hiçbir şeye sesinizi çıkarmayın.
Cumhurbaşkanı, Ortadoğu’nun bu hale gelmesinde sorumluluğu en büyük olanlardan başkan eskisi Bush’un küflü söylemine sarılıyor. “Ya bizdensiniz ya onlardan”. Bu Bush laflarının terörü engellemek için ne denli etkili olduğu meydanda. Meydanlarda patlayan bombalarda.
Şimdi, Cumhurbaşkanı bomba nedeniyle gidilemeyen konserlere üzüldükten sonra terör ve terörist tanımının yeniden yapılarak kanunlara konmasını talep ediyor.
Şu anda kanunlarda bulunan terör suçu ve terörist tanımı Diyarbakır, Suruç, Ankara Gar, Sultanahmet, Merasim Sokak ve Kızılay patlamalarını engellemeye yetmiyor muydu? Kanunlarımızda şehirlerimizin ortasında insanların patlatılmasına olanak veren bir boşluk mu bulunmaktadır?
Öyle olmadığına göre bu söylenenler sadece bir paniğin ve fırsattan istifade otoriterleşmede vites artırılmasının ifadesi.
Endişelenmeyin ve iktidara güvenin.
Çözüm süreci var denince de güvenin. “Dur, olmadı şimdi savaşıyoruz” denince de.
Şehirlere cephane doldurduğunuzu biliyoruz” diye örgüt üyeleriyle şakalaşan kayıtlar çıktığında da güvenin, Dolmabahçe’de iktidar medyasının ifadesine göre Cumhurbaşkanı’nın duygulanarak izlediği mutabakat açıklanırken de.
Üç hafta sonra, başkanlık rüyasını bozuyor diye mutabakat üvey evlat ilan edildiğinde de güvenin.
Operasyonlar durdurulduğunda da, topyekûn şehir savaşları başlatılıp memleketin parçaları aylarca sokağa çıkma yasağıyla karartılınca da.
Negri, negri” diye şarkılar söylenip Öcalan’ın “İslam bayraklı” mektupları Nevroz meydanlarında okunduğunda da güvenin, HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılsın dendiğinde de.
Yeter ki güvenin. Yeter ki sorgulamayın.
Endişelenmeyin.
Alışın.
Çözüm süreci masasını HDP barajı geçince başkanlığa varamayacağınız anlaşıldı diye “seni başkan yaptırmayacağız”ı duyunca devirmediniz mi?
Bunu iktidar yetkilileri şu ya da bu şekilde defalarca söylemedi mi?
Bu denli önemli bu kadar hassas bir meseleyi kaba bir oy hesabına kilitleyip görüşmeleri laubali bir ortaoyunu havasında yürütmediniz mi?
Şimdi “ya bizimlesiniz ya da onlarla” diyerek mi meseleyi çözeceksiniz?
PKK, girdiği kör şiddet sarmalıyla çözüm ile ilgili tüm umutları söndürmek konusunda başarılı bir vazife görmeye başladı. Altı sene evvel Karayılan’ın “Metropolde de eylem olsa, nerede olsa, tek bir sivilin zarar görmemesi temel ilkemiz olacak. Geçmiş dönemde de oldu, ama artık olmayacak” açıklaması belli ki çoktan tarihe karıştı. İntihar bombasıyla hedefine ulaşmış bir örnek dahi göstermek mümkün değil. PKK, bir Amok koşucusuna döndü.
Dolmabahçe mutabakatı, mutabakatın reddi, seçim öncesi Diyarbakır patlaması, Suruç, Ceylanpınar’daki karanlık cinayetler, Kandil’in vurulması, Ankara gar patlaması, yeniden seçimler, Sultanahmet, Merasim Sokak, Kızılay patlamaları...
Kim bu kanlı gidişatın sorumlusu?
Endişelenmeyin, alışın!
Alışmayacağım çünkü savaşı içeri taşıyan Suriye politikasına ben onay vermedim.
Alışmayacağım çünkü memleketin en önemli meselesini laubali bir başkanlık pazarlığına ben kurban etmedim.
Alışmayacağım çünkü insanların öleceklerini bile bile hendek kazılması talimatını ben yollamadım.
Alışacaklarsa bunları yapanlar alışsın.
Ve...
Endişeleneceğim çünkü vatandaşım.
Endişeleneceğim çünkü insanım.
Siz de alışmayın ve endişelenin.