Adnan Binyazar

Ağaçlara kıymayın!

10 Temmuz 2020 Cuma

Ardahan’ın Ölçek köyünden Dursun Akçam...

Yetiştiği yerlerin havasından, suyundan, toprağından beslenerek yaşanan gerçekleri gün yüzüne çıkardı.

Anlatımı yalın mı yalın!

Atatürk aydınlığının “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür, nesiller” yetiştiren Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Edebiyat Bölümü’nde sıra arkadaşım.

Lanetli bir beynin canına kıydığı Abdi İpekçi’nin başyazarı olduğu Milliyet gazetesinin 1964 yılında açtığı röportaj yarışmasında “Analarımız” adlı öyküsüyle, onlarca yazarın arasında büyük ödülün sahibi Akçam oldu.

Ardında, bilincini beğeniye dönüştürerek yazdığı öyküler, romanlar bırakarak erdi sonsuzluğa: Ölü Ekmeği, Maral, Dağların Sultanı, Kanlıdere’nin Kurtları, Kafdağı’nın Ardı, Sevdam Ürktü, Haley, Deutsches Heim Glück allein (Alaman Ekmeği)...

Kızılçam

Yıl dediğin geçip gidiyor! O bölgelerin ilk anlatıcısı Dede Korkut’un deyimiyle, çok erken, “ecel aldı, yer gizledi” dostumu.

Ölen bedendir, sonsuz olan sözdür. Yerin gizi, insanınsa sonsuzluğa erdirme gücü vardır.

Burada da o ozanlar ozanı Dede Korkut giriyor söze: “Oğul babanın sırrıdır, iki gözünün biridir.” Oğul Dr. Alper Akçam, babası gibi yazar, dirençli bir eylemci. Anasıyla “tek can” olup, her yıl, doğup büyüdüğü yerleri yazan babasının roman, öykü kişilerini bir araya getiriyor. Onu anma günlerinden birinde ben de aralarındaydım.

Öğleden önce yazar anıldı. Öykülerinden yararlanılarak oyunlar sunuldu. Öğle sonrası adını taşıyan ormanda ağaç dikimine gidildi.

Ardahan’ın her yanı kızılçam ağaçlarıyla çevrilidir. Kızılçam adı, güneş vurunca incecik yaprakların kızıla boyanmış gibi görünmesinden dolayı verilmiş olmalı...

Ağaç dikimi

Her şey, insanda doğayı koruma bilinci yaratmaya bağlı. Çağrılılar o gün bir tarlada toplanmıştı. Herkes kendi adına bir fidan dikip Dursun Akçam Çamlığı’nın temelini atacaktı.

Gazetelerde şu haberi okuyunca, TEMA Vakfı’nın etkinlikleri ışığında, o ağaç dikimi günümüzü anımsayarak, toprağın değerlendirilmesinin somut bir örneğiyle daha karşılaştım:

Hayata geçirdiği hatıra ormanlarındaki 60 bin fidanla gelecek nesillere büyük ve güzel bir miras bırakmayı amaçlayan Özdilek Holding, bu yıl İzmir Bademli’de oluşturduğu 10 bin fidanlık hatıra ormanını hayata geçirdi.

Gün geçmiyor, yerine beton yığınakları dikmek için binlerce ağacın kökünden söküldüğü ya da yangında yok olduğu yansıyor ekranlara. Bilim insanları, Marmara-Karadeniz arasında açılacak kanalın, İstanbul depremiyle kalmayıp tsunamilere de yol açacağını yazıyor. Öte yandan da işgalci para babaları topraklara el koyuyor.

Dağ, toprak, su

Depremlerin yarattığı tsunamilerin denizler taşırıp vapurları, koca kamyonları, önüne çıkan her şeyi çocuk oyuncağı gibi sürükleyişi karşısında insanın çaresiz kaldığına tanık olup ah vah ediyoruz.

Nice dağlar kelleşti, topraklar kıraçlaştı, yalnız kaynak suları değil, ırmaklar da kurudu. Kuzeye yakın ülkelerde kışı diz boyu karlar arasında geçirenler, karın avuç kadarına bile rastlamaz oldu. Son elli yılda, dünya nice iklim değişikliklerine uğradı. Buzullar çözülüp denize karıştı. Yıkıp yakıcı fırtınalar koca binaları kibrit kutusu gibi önüne katıp sürükledi.

Yalnız bu mu, altı ay önce dünyaya yayılan Covid-19 salgınını önlemede bilim insanlarını bile çaresiz kıldı.

Bunlar, üzerinde enine boyuna düşünülsün taşınılsın diye doğanın son uyarılarıdır.

Yalnız kendi ülkemizin değil, dünya yurttaşı olduğumuzu da anımsayarak ayrı bir sorumluluk taşıdığımızı unutmayalım!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Doğadan kopmak 30 Temmuz 2021
Çocuk yazını 23 Temmuz 2021
Pilattiler ailesi 16 Temmuz 2021
Okuyan öğretmen... 9 Temmuz 2021
21 Köy Enstitüsü 2 Temmuz 2021