Adnan Binyazar

Boşa giden emekler

09 Ekim 2020 Cuma

Değişik bilgi dallarının öğretimini gerçekleştiren üniversiteler, öğrenciyi seçtiği konuda uzmanlaştıran eğitim kurumlarıdır. Rönesans dönemini yaşayan toplumlar üniversitelerini erken kurmuş, giderek bilimin, sanatın her dalında daha da gelişmiştir. 

Bizde Avrupa’daki benzeri ilk üniversite olan Darülfünun-ı Şahane 1900’de kuruldu, 1933 reformuyla İstanbul Üniversitesi adını aldı. Sonradan ona bilgi dallarına göre fakülteler katıldı.   

Sayıya bakılırsa, üniversiteleri bol ülkeler arasında anılıyor ülkemizin adı. Ne yazık ki dünyada iyi üniversiteler sıralamasında hiçbirinin adı ön sıralarda geçmiyor. Şimdi İstanbul, Ankara, İzmir’de birkaç, öbür illerde birer üniversite var.   

Hepsi umulan düzeyde donanımlı mı? İl üniversitesi çıkışlılar uzmanlık alanlarıyla ilgili alanlarda iş bulabiliyorlar mı? 

Sorun burada düğümleniyor. 

Araştırmalar

Anketlere göre, üniversite çıkışlı öğrencilerin yüzde 42’si alanlarıyla ilgili yerlerde iş bulamıyor. Yüzde 31’i düşük ücretle uzmanlık alanlarıyla ilgisi olmayan ücretle çalışmak zorunda kalıyor. 

En başarılı, adlı sanlı sayılan üniversiteleri bitirenlerin durumu da aynı. Örneğin Hacettepe Üniversitesi çıkışlıların yüzde 47.46’sı hemen çalışma alanı bulamıyor. Aynı durum, yüzde 44.33 oranıyla İstanbul Üniversitesi çıkışlılar için de geçerli. Onların yüzde 27.67’si 6 ay, yüzde 7.67’si de ancak 6-12 ay içinde arasında iş buluyor. 

İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencilerinin yüzde 23.49’u da çıkar çıkmaz iş bulamamış. 37.25’i ancak 6 ay içinde bir işe yerleşmiş. Aralarında yüzde 7.72’si 6-12 ay içinde, yüzde 27.85’i de mezun olmadan önce işe başlamış.  

Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi’nin vardığı sonuca göre Türkiye genelindeki üniversite çıkışlıların yüzde 42’si iş bulamıyor, 6 ay içinde bulanların oranı yüzde 29, 6-12 ay arasında bir işe girenlerin oranı ise daha düşük, yüzde 10. 

Devlet

Devlet en büyük ailedir. İleride yönetim sorumluluğunu üstlenecek gençleri bir aile gibi koruyup destekleyerek gösterir devletliğini.

Öğrenciler iyi yetiştirilip, uzmanlık alanlarında değerlendirilmezse, devletin bütün emekleri boşa gider. Hele bir de başarılı olanlar kenara itilip yandaşlar korunursa orada artık adaletin terazisi işlemez olur. 

Oysa her kayıp yerine getirilir de boşa giden emeğin boşluğu kolayca doldurulamaz. Devleti temelinden sarsan, emek boşluğudur.      

Aile

Bizim kültürümüzde aile, toplumun temel taşını oluşturur. İyi bir aile, çocuklarının bilinçli yetişmesini yurttaşlık görevi sayarak bulup buluşturur, onu okutur. Öyle ki ailelerin çoğu, yaşamlarını çocuklarının geleceğine göre biçimlemiştir. Geliri sınırlı olanlar, öğrenim sırasında çocukları iyi yetişsin diye kendilerini her olanaktan yoksun bırakmayı göze alırlar. Kara günler için biriktirdiklerini gözlerini kırpmadan çocuklarının geleceğine adarlar. 

Üniversite çağında çocuğu olan aileler arasında evini satıp kiraya çıkan babalar, daracık odalarının bir köşesini terzi atölyesine çevirerek gece gündüz çalışan anneler az değildir.      

Bizde öğrenimin kutsal bir yanı vardır. Kimi öğrenciler, akşamları evinde oturup dinleneceğine, günübirlik işlerde çalışarak kazandığıyla üniversite bitiriyor. 

TV ekranlarına elinde kitap, dışarıdan üniversite bitirmeye çalışan çobanların görüntüsü yansıyor.  

İlkokul çocukları, liseli gençlerin bir araya gelip proje oluşturduklarını da gördüm...  

Öğrenime verilen önem, çocuk yaşlarındaki bu gençlerin, geleceğe yönelik girişimlerinden de belli değil mi? 


Yazarın Son Yazıları

Aydınlanma bilinci 20 Kasım 2020
Öğrenci öyküleri 13 Kasım 2020
Elif ile Ayda 6 Kasım 2020
Korona gülmeceleri 23 Ekim 2020
Boşa giden emekler 9 Ekim 2020
Az sözcüklüler 2 Ekim 2020
Dil Bayramı 25 Eylül 2020
Conway Düğümü 18 Eylül 2020
Bobo’nun ameliyatı 11 Eylül 2020
Erdemin başı dil 4 Eylül 2020
Şiir çevirileri 28 Ağustos 2020
Korona izlenimleri 21 Ağustos 2020