Bir Suç Duyurusu da Benden!

Bir Suç Duyurusu da Benden!

16.11.2008 07:09
Güncellenme:
Takip Et:

Geçen hafta bu köşede yayımlanan ve Mustafa belgeseline ait eleştirilerin konu edildiği yazımla ilgili çok sayıda mesaj aldım. Bunların çoğunda okurlar, benim değerlendirmelerime katıldıklarını bildirerek, söz konusu eleştirilerden duydukları kendi tedirginliklerini dile getirmişler. Öte yandan, doğal olarak, farklı düşünenler de var. Ama bu ikinci gruba giren mesaj sahiplerinden bazıları, üstelik de genç olanlar, farklı düşünmenin çok ötesine geçen bir talepte bulunmuşlar. Bu kişilere göre Can Dündarın Mustafa adlı belgesel filmi, derhal yasaklanmalıymış!

Evet, yanlış okumadınız. Bu film, yasaklanmalıymış!

Ne var ki, iş bu kadarla da bitmedi. Ben daha -üstelik gençlerden gelen- bu talebi hazmetmeden, 11 Kasım Salı günkü Radikal gazetesinin bir haberiyle karşılaştım. “‘Mustafa hakkında suç duyurusu başlıklı haberde, iki üniversite profesörünün, yani bilim adamının Şişli Adliyesine gelerek dilekçe ile, Can Dündarın senaryosunu yazıp yönettiği Mustafa filmiyle ilgili suç duyurusunda bulundukları belirtiliyor. Bu suç duyurusunun gerekçesini, okumamış olanlar için, haberden aynen alıntılıyorum: “‘Mustafa içeriği, ayrıca yorumu ile Cumhuriyet ile Atatürkün saygınlığını aşındırmaktadır. Bunlar yetmezmiş gibi Türklerin simgesel atasına pofur pofur sigara, ayrıca düşkün bir biçimde içki içirterek, Atatürkün saygınlığı düşürülürken, Türk gençliğinin örnek aldığı kişi de manevi olarak öldürülmekte, buna ek olarak Türkiye tarihinin en büyük sigara reklamı Atatürk kullanılarak yapılmaktadır.

Bu haberi okuduktan sonra, ben de kapsamlı bir suç duyurusunda bulunmaya karar verdim ve bu hafta yazımı bu duyuruya ayırdım.

Her şeyden önce, böyle bir suç duyurusunun altına imza koyarak, Türkiyede bilimin ve bilim adamlığının saygınlığını tartışma konusu yapan bu bilim adamları hakkında suç duyurusunda bulunuyorum!

Ayrıca, Mustafa Kemal Atatürkün saygınlığını sigara dumanları ve anason kokuları gibi zayıfın zayıfı bir temele oturttukları, böylece de Türkiye Cumhuriyetinin kurucusunun manevi şahsiyetine ağır bir saldırıda bulundukları için, sadece sözünü ettiğim bilim adamları hakkında değil, fakat aynı doğrultuda düşünen herkes için suç duyurusunda bulunuyorum! Şunu da yeri gelmişken belirteyim ki, sırf içki ve sigara kullandığından söz edildiği için Atatürkün imajının sarsılmasından korkanların Atatürkçülüğünün ve Kemalistliğinin, Mustafa Kemal Atatürke ancak zarar vereceğine inanıyorum!

Mustafa belgeselinden yola çıkarak kopartılan gürültü, ülkemizde Atatürkçü ya da Kemalist olduklarını söyleyenler arasında genişçe bir kesimin, Atatürkü düşünmek ve düşüncenin rehberliğinde değerlendirmek yerine, Onu putlaştırmanın, taşlaştırmanın, kalıplaştırmanın kolaycılığını tercih ettiğini çok açık biçimde gösterdi. Mustafa Kemal Atatürke tapan, ama Mustafaya asla tahammülü olmayan bu kesim hakkında da suç duyurusunda bulunuyorum! Çünkü bilimi ve akılcılığı tek mirası saymış bir lideri sonraki kuşaklara bilimden, akıldan ve düşünceden bunca kopartarak tanıtmanın sorumluluğu, sadece ve sadece bu kesime aittir!

Ve şimdi, haklarında suç duyurusunda bulunduklarıma biraz da doğrudan seslenmek ve sormak istiyorum:

Siz, millete malolduğunu her fırsatta ağzınızdan düşürmediğiniz bir liderin hayatının hangi yönlerini bilmemiz, hangi yönlerini de bilmememiz gerektiğini belirleme bağlamında, hangi cüretle kendinizi tek-seçici atıyorsunuz?

Siz, bu ülkenin yetişmekte olan kuşaklarına Atatürkün bazı insani yanlarını hangi cüretle saklı tutulması gereken zayıflıklar olarak tanıtıyorsunuz?

Ve son soru: Siz, sadece kendi ülkesinin değil, fakat dünya tarihinin akışını değiştirmiş, bir cemaatten bir ulus yaratmış, tarihte emperyalizme karşı verilen ilk savaşın galibi olmuş Atatürk gibi bir liderin manevi kişiliğini hangi cüretle onun hakkında söylenen yalanlardan oluşma bir temele dayandırmaya ve böyle bir temeli o kişiliğin varlık koşulu saymaya kalkışıyorsunuz?

acem20@hotmail.com

Yazarın Son Yazıları

Papa Francis’in yeni misyonu…

Papa Francis’in yeni misyonu…

Devamını Oku
12.06.2017
‘ne garip federico adında olmak…’

‘ne garip federico adında olmak…’

Devamını Oku
05.06.2017
‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

Devamını Oku
08.05.2017
Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Devamını Oku
01.05.2017
Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Devamını Oku
24.04.2017
Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Devamını Oku
17.04.2017
‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

Devamını Oku
10.04.2017
Bir tiyatro açmak…

Bir tiyatro açmak…

Devamını Oku
03.04.2017
Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Devamını Oku
27.03.2017
‘Acil’de sabah saatleri…

‘Acil’de sabah saatleri…

Devamını Oku
20.03.2017
‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

Devamını Oku
13.03.2017
Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Devamını Oku
27.02.2017
Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Devamını Oku
20.02.2017
Kediler tekin değildir…

Kediler tekin değildir…

Devamını Oku
13.02.2017
Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Devamını Oku
06.02.2017
Engin Cezzar da yok artık!

Engin Cezzar da yok artık!

Devamını Oku
30.01.2017
Çevirmenin yalnızlığı…

Çevirmenin yalnızlığı…

Devamını Oku
23.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Devamını Oku
16.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Devamını Oku
09.01.2017
Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Devamını Oku
02.01.2017
Bir aydın: Bertan Onaran

Bir aydın: Bertan Onaran

Devamını Oku
26.12.2016
İçimden yine tarih yazmak geldi de…

İçimden yine tarih yazmak geldi de…

Devamını Oku
19.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu (2)

‘Ben’in sorumluluğu (2)

Devamını Oku
12.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu -1

‘Ben’in sorumluluğu -1

Devamını Oku
05.12.2016
Bendeki Fidel Castro…

Bendeki Fidel Castro…

Devamını Oku
28.11.2016
Ataol’un çocukları...

Ataol’un çocukları...

Devamını Oku
21.11.2016
Cumhuriyetin çizgileri…

Cumhuriyetin çizgileri…

Devamını Oku
14.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Devamını Oku
07.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Devamını Oku
31.10.2016
‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

Devamını Oku
24.10.2016
Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Devamını Oku
17.10.2016
Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Devamını Oku
10.10.2016
‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

Devamını Oku
03.10.2016
Deneme üzerine birkaç not…

Deneme üzerine birkaç not…

Devamını Oku
26.09.2016
Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Devamını Oku
19.09.2016
Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Devamını Oku
12.09.2016
‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

Devamını Oku
05.09.2016
Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Devamını Oku
29.08.2016
Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Devamını Oku
22.08.2016
Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Devamını Oku
15.08.2016