Eleştirel Düşünce ve "Mustafa"...

Eleştirel Düşünce ve "Mustafa"...

15.11.2008 18:18
Güncellenme:
Takip Et:

Can Dündarın çok titiz bir çalışmayla hazırladığıMustafabelgeseli üzerine bugüne kadar yazılanları ve söylenenleri özel bir dikkatle izlemeye çalıştım. Sonuçta çok büyük bir sürprizle karşılaştığımı söyleyemeyeceğim. Ama böyle bir belgeselin eleştirel düşünceden bunca kopuk bir biçimde değerlendirileceğini de beklemiyordum. Düşünsel etkinliğin felsefe temeline neredeyse hiç oturtulmadığı bir ortamda, bu durumu da herhalde doğal bir sonuç olarak nitelendirmek gerekiyor.

Mustafa belgeseli, gerçekten değerli birkaç eleştirinin dışında, ya bugüne kadar alışılagelmiş düşünce kalıpları içersinde ya da duygusal boyutlar doğrultusunda ele alındı. Bu bağlamda en çarpıcı eksiklerden biri de kendini tarihe bakış, tarih kavramı ve ‘yorum’dan anlaşılması gerekenler açısından belli etti.

Bazı eleştirilerde Can Dündarın, belgeseline yorum ya da yorumlar eklememiş oluşu bir eksiklik olarak belirtildi. Burada unutulan, bir belgesel filmin seçilen belgelerden ve o belgelerin bir kurgu içersine yerleştirilmesinden oluştuğudur. Filmin yapımcısının mevcut belgeler arasından bir seçim yapması ve kurguyu seçtiği belgelerle oluşturması, zaten yorumun da kendisidir ve filmi yapandan ayrıca yorum beklemek gereksizdir. Çünkü o, yorumunu seçimiyle ve kurgusuyla yapmıştır. Bir başka film yapımcısının aynı belgeleri mutlaka farklı bir kurgu içersinde oluşturacağı düşünüldüğünde, bu durum daha iyi anlaşılır.

Öte yandan, ülkemizde ne yazık ki hâlâ geçerli olan tek boyutlu tarih anlayışı, “Mustafa belgeseline ilişkin kimi eleştiriler için de belirleyici oldu. Başka deyişle, resmi tarih kavramı ne kadar eleştirilirse eleştirilsin, kökleşmiş bir anlayış niteliğiyle varlığını aslında resmi tarihi eleştirenlerin kafalarında da yerleşikliğini sürdürmekte. Çünkü bu tür bir anlayışa karşı çıkanların kendilerininkinden farklı yorumlara geçerlik tanımak istememeleri, yerdikleri resmi tarihin yerine bu defa kendi resmi tarihlerini geçirmelerinden başka bir şey değildir. Resmi tarihanlayışına, onun yerine bir başka yoruma mutlak anlamda geçerlik tanıyarak değil, fakat ancak tarihsel olguların birden fazla yorumlarının bulunabileceğini benimseyerek sağlıklı bir biçimde karşı çıkılabilir. Tarih biliminde kesin olan tek şey, olgulardır; olgulara tarihçiler tarafından bağlanan sonuçlara gelince, böylece ortaya çıkacak yorumların farklılık göstermesi doğaldır. Bugüne kadar her devrin, her tarihi kişinin ve olgunun hep birden fazla tarihinin bulunması, tarihçiliğin doğası gereğidir.

Mustafa belgeseli, Mustafa Kemal Atatürk gerçeğine yeni bir düşünsel boyut katma girişimidir. Can Dündar, erişebildiği belgeler arasından yaptığı seçimi kendi kurgusuyla izleyiciye sunmuştur. Aynen tarihçi gibi, bir belgesel yapımcısı da ancak kullandığı kaynaklar bağlamında eleştirilebilir; örneğin hakikiliği kuşku götürür belgelerden yola çıktığı veya eksik inceleme yapmış olduğu için suçlanabilir; ama kurgusu ve o kurgudan kaynaklanan yorumlar ne tartışılabilir, ne de çürütülebilir. O yorumlara katılmayanların tek yapabilecekleri, onlara kendi yorumlarını da eklemek ve ‘işte böyle de düşünülebilir’ mesajını vermektir. Zaten tarihin zenginleştirici boyutu da kendini bu noktada belli eder.

Ortaya Mustafa Kemale ait yeni bir belgesel konulmuşsa eğer, bizlere düşen, bugüne kadarki yargılarımızı, klişelerimizi ve değerlendirmelerimizi bir an için safdışı kılıp, o yeninin öğrencileri olmaya çalışmaktır. Yeni’de nelerin yeni olduğunu kavrayabilmemizin tek yolu budur. Böyle yapacak yerde Mustafayı sadece örneğin Mustafa Kemalin içkisine, sigarasına ve yalnızlığına indirgeyerek değerlendirmek, doğrudan Mustafa Kemali basite indirgemekten başka bir sonuç vermez!

Yazarın Son Yazıları

Papa Francis’in yeni misyonu…

Papa Francis’in yeni misyonu…

Devamını Oku
12.06.2017
‘ne garip federico adında olmak…’

‘ne garip federico adında olmak…’

Devamını Oku
05.06.2017
‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

Devamını Oku
08.05.2017
Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Devamını Oku
01.05.2017
Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Devamını Oku
24.04.2017
Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Devamını Oku
17.04.2017
‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

Devamını Oku
10.04.2017
Bir tiyatro açmak…

Bir tiyatro açmak…

Devamını Oku
03.04.2017
Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Devamını Oku
27.03.2017
‘Acil’de sabah saatleri…

‘Acil’de sabah saatleri…

Devamını Oku
20.03.2017
‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

Devamını Oku
13.03.2017
Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Devamını Oku
27.02.2017
Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Devamını Oku
20.02.2017
Kediler tekin değildir…

Kediler tekin değildir…

Devamını Oku
13.02.2017
Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Devamını Oku
06.02.2017
Engin Cezzar da yok artık!

Engin Cezzar da yok artık!

Devamını Oku
30.01.2017
Çevirmenin yalnızlığı…

Çevirmenin yalnızlığı…

Devamını Oku
23.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Devamını Oku
16.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Devamını Oku
09.01.2017
Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Devamını Oku
02.01.2017
Bir aydın: Bertan Onaran

Bir aydın: Bertan Onaran

Devamını Oku
26.12.2016
İçimden yine tarih yazmak geldi de…

İçimden yine tarih yazmak geldi de…

Devamını Oku
19.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu (2)

‘Ben’in sorumluluğu (2)

Devamını Oku
12.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu -1

‘Ben’in sorumluluğu -1

Devamını Oku
05.12.2016
Bendeki Fidel Castro…

Bendeki Fidel Castro…

Devamını Oku
28.11.2016
Ataol’un çocukları...

Ataol’un çocukları...

Devamını Oku
21.11.2016
Cumhuriyetin çizgileri…

Cumhuriyetin çizgileri…

Devamını Oku
14.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Devamını Oku
07.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Devamını Oku
31.10.2016
‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

Devamını Oku
24.10.2016
Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Devamını Oku
17.10.2016
Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Devamını Oku
10.10.2016
‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

Devamını Oku
03.10.2016
Deneme üzerine birkaç not…

Deneme üzerine birkaç not…

Devamını Oku
26.09.2016
Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Devamını Oku
19.09.2016
Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Devamını Oku
12.09.2016
‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

Devamını Oku
05.09.2016
Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Devamını Oku
29.08.2016
Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Devamını Oku
22.08.2016
Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Devamını Oku
15.08.2016