Okurlarla Yaşamak...

Okurlarla Yaşamak...

03.06.2011 04:00
Güncellenme:
Takip Et:
\n

\n

Geçen haftaki yazımı şöyle noktalamıştım: Her neyse. Konuyu burada keselim. Haftaya cuma günü bu köşede yazımı bulamazsanız, anlayın ki pazartesi günü bavulumda birkaç kitap birkaç da çamaşır birkaç da yazı kalemiile bindiğim vapur son vapurmuş. Yok buradaysam, o zaman bu demektir ki, sadece bir Boğaz turu yapıp geri dönmüşüm…”

\n

Döndüm. Daha son vapurdeğilmiş. Ve zaten bindiğimin son vapur olmasına okurlarımın rızası da yokmuş.

\n

Yirmi yılı aşkın bir süredir Cumhuriyetin köşe yazarıyım. Ama okursözcüğü ya da kavramı üzerinde hiçbir zaman bu defa olduğu kadar derinlemesine düşünmemiştim. Belki de onlardan ayrılma tehlikesiyle daha önce bu kadar doğrudan karşılaşmadığım için.

\n

Okurlar için köşe yazarısomut bir gerçekliktir. Yalnızca adını bilmekle kalmazlar. En azından resimlerinden, yüzünü de tanırlar. Kimileri, onun hayatının kilometre taşları hakkında bile bilgi sahibi olabilirler. Ama köşe yazarı için okur, daha çok soyut bir gerçekliktir. Onların çok çok azını gerçek anlamda tanır ve bu tanımaya çoğu defa tanıma bile denemez. Çünkü köşe yazarının okuru tanıması, varsayımlarla da beslenmiş bir olgudur. Bilirsiniz, okurlarınız vardır. Zaman zaman size gönderdikleri mesajlar, yönelttikleri eleştiriler onlarla ilişkiniz bağlamında sizin somutlarınızdır. Fakat soyutluk, ağır basmayı sürdürür.

\n

Hep böyle düşündüm. Daha doğrusu, birkaç gün önce hastaneye yatana kadar, böyle düşünüyordum. Belki yıllardır hayatımda bir varolma biçimi olarak seçtiğim tenhalığın da bunda payı vardı. Tenha yolları yeğlemek, insanı kalabalık kavramına kaçınılmaz olarak yabancılaştırıyor. Ama günün birinde ciddi bir ameliyat için hastaneye yattığınızda ve e-mail kutunuz bir günde dolup taştığında, köşe yazarı olduğunuz gazetenin santral görevlisi: Çok fanatik okurlarınız varmış, sürekli hangi hastaneye yattığınızı soruyorlar!dediğinde, hastanenin ilgili bölümünden gelen çiçeklerin haberi iletildiğinde, okurlarınızın soyut gerçekliğikonusunda epey vahim bir yanılgıya düştüğünüzü, onların somut gerçekliklerinin, ve belki asıl önemlisi, uçsuz bucaksız somutluktaki sevgilerinin size okurlarınız konusunda hiçbir soyut düşünce besleme hakkını tanımadığının bilincine, üstelik neredeyse bir anda, varıyorsunuz.

\n

Ben, hastanedeki üç günümde ve hemen sonrasında işte bunu yaşadım.

\n

Her olasılığa karşı bir tür veda yanı da olan bir yazıyı yazmamın ve o yazıda, sevgili Leyla Erbilin Mektup Aşklarından yaptığım bir alıntıyla, binmek üzere olduğum vapurun bu defa beni belki de hiç bilmediğim, çünkü bu dünyadan olmayan bir iskeleye de götürebileceğinden söz ettiğimde, sayısız okurum bana bu dünyanıniskelelerinde randevu verdiler. Beni o iskelelerde bekleyeceklerini söylediler.

\n

Bazı söylemler vardır, iş olsundiye dile getirilemez. Zaten aksi takdirde bunu hemen anlarsınız. Neredeyse hayatım boyunca savunduğum bir tez, ya da tiryakisi olduğum bir şey vardı. Hep: Ben, yalnızca beni ısıtan’, yani gösterilensevgilerden yanayım!der dururdum. Bu, belki de içimdeki gizli bir umuttu. Ama yıllar boyunca bu umudun çevremde ne kadar güçlü bir gerçekliğe dönüşmüş olduğunun bilincine varamamışım. Bu algı eksikliğinden dolayı, bütün okurlarımdan özür diliyorum. Ve aklıma, şu anda onlara söyleyebileceğim tek bir şey geliyor: Üç saatlik bir ameliyatın bu kadar başarıyla geçmesinde, ameliyatın ardından hayata bu kadar çabuk tekrar sarılmamda, kendilerine hep şükran borcu duyacağım hekimlerin yanı sıra, okurlarımdan gelen bu sevgi sağanağının da katkısı çok büyük oldu. Sizlerle iyileştim. Sizlerle yaşamayı sürdüreceğim.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Papa Francis’in yeni misyonu…

Papa Francis’in yeni misyonu…

Devamını Oku
12.06.2017
‘ne garip federico adında olmak…’

‘ne garip federico adında olmak…’

Devamını Oku
05.06.2017
‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

Devamını Oku
08.05.2017
Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Devamını Oku
01.05.2017
Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Devamını Oku
24.04.2017
Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Devamını Oku
17.04.2017
‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

Devamını Oku
10.04.2017
Bir tiyatro açmak…

Bir tiyatro açmak…

Devamını Oku
03.04.2017
Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Devamını Oku
27.03.2017
‘Acil’de sabah saatleri…

‘Acil’de sabah saatleri…

Devamını Oku
20.03.2017
‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

Devamını Oku
13.03.2017
Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Devamını Oku
27.02.2017
Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Devamını Oku
20.02.2017
Kediler tekin değildir…

Kediler tekin değildir…

Devamını Oku
13.02.2017
Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Devamını Oku
06.02.2017
Engin Cezzar da yok artık!

Engin Cezzar da yok artık!

Devamını Oku
30.01.2017
Çevirmenin yalnızlığı…

Çevirmenin yalnızlığı…

Devamını Oku
23.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Devamını Oku
16.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Devamını Oku
09.01.2017
Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Devamını Oku
02.01.2017
Bir aydın: Bertan Onaran

Bir aydın: Bertan Onaran

Devamını Oku
26.12.2016
İçimden yine tarih yazmak geldi de…

İçimden yine tarih yazmak geldi de…

Devamını Oku
19.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu (2)

‘Ben’in sorumluluğu (2)

Devamını Oku
12.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu -1

‘Ben’in sorumluluğu -1

Devamını Oku
05.12.2016
Bendeki Fidel Castro…

Bendeki Fidel Castro…

Devamını Oku
28.11.2016
Ataol’un çocukları...

Ataol’un çocukları...

Devamını Oku
21.11.2016
Cumhuriyetin çizgileri…

Cumhuriyetin çizgileri…

Devamını Oku
14.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Devamını Oku
07.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Devamını Oku
31.10.2016
‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

Devamını Oku
24.10.2016
Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Devamını Oku
17.10.2016
Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Devamını Oku
10.10.2016
‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

Devamını Oku
03.10.2016
Deneme üzerine birkaç not…

Deneme üzerine birkaç not…

Devamını Oku
26.09.2016
Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Devamını Oku
19.09.2016
Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Devamını Oku
12.09.2016
‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

Devamını Oku
05.09.2016
Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Devamını Oku
29.08.2016
Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Devamını Oku
22.08.2016
Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Devamını Oku
15.08.2016