İktidarın Kütüğüne Dayalı Seçim Elbette Çürük Olur...

11 Nisan 2014 Cuma

Sandığın sağlamlığı “gürgen ağacından” imal edilmesi ile sağlanmaz. Sayımın ve sürecin saydam olması yeter! Bu sözler yirmi yıl önceki 1995 genel seçimi arifesinde, dönemin Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Nihat Yavuz’a ait. Yavuz, Cumhuriyet tarihinin en uzun görev yapmış (altı yıl) en kıdemli YSK Başkanı. Parmağa, tırnağa Hint boyası sürerek mükerrer oy belasından kurtulma fikrinin ve uygulamasının “kısmi” sahibi. Oy kullanan seçmenin parmağını boyamanın ilkel bir uygulama olduğu gerekçesiyle AKP döneminde bundan vazgeçildi. Boyaya karşı çıkanlar boyanın cilt kanserine yol açabileceğinden masraflı olduğu dahil yığınla bahane üretmişlerdi. YSK Başkanı Yavuz o günlerde boyanın maliyetinin 68 milyar TL (yani bugünün 68 bin TL’si) olduğunu açıklamıştı. 68 bin TL tasarruf uğruna boyadan vazgeçildi!

Kütük Gibi Yasa
Seçmen kütüklerinin sağlamlığı seçimlerin en büyük güvencesi. AKP ise on iki yıla yaklaşan iktidarı döneminde seçmen kütüklerini sağlamlaştırmak ve saydamlaştırmak yerine kuşkulu hale getirdi. Kuşkunun temelinde seçmen kütüklerinin hükümetin etkisine hatta emrine açık hale getirilmesi yatıyor. Dünyanın en çok seçmene sahip 17. ülkesiyiz. 177 bin sandık var. (Çok şükür sandıkların büyük bir kısmı ahşap yerine şeffaf; plastikten yapıldığı için iktidarın başka amaçlar için ağaç katliamı yapma imkânı genişletildi.) Sandıkların saydam plastik malzemeden yapılmış olması seçimleri ne yazık ki saydamlaştıramadı. Bu seçimlerin tapeler, “lan-oğlum Bilal” sedaları, ayakkabı kutuları, yatak odası kasaları ve para sayma makineleri gölgesinde yapılması toplumsal bir hicran ve vicdan yarası oldu. Seçmenin yarıdan fazlası dilinde ve kalbinde şu korkuyla sandığa gitti: “Milletin malını götürenler elbete oyunu da götürür-götürecek!” Bizim 70 yıla yaklaşan seçim tarihimiz bir anlamda kuşku tarihidir. Ama bu dönemdeki kadar yoğun kuşku hiç yaşanmadı. Çünkü halkımız hiçbir demokratik ülkede rastlanmayan bir rekor kırarak (yüzde 90) sandığa koştu. Kuşkunun yoğunluğu katılımın fazlalığından biraz da. Mansur Yavaş’ın deyimiyle 1 oyun bile hakkının peşine düşmüş olmasından.

Hilenin Kökü Kütüklerde
İktidarın gölgesinin her kuruma olduğu gibi YSK’ye, il ve ilçe seçim kurullarına düştüğü sır değil. Ancak bu gerçek, siyasi partileri sorumluluktan kurtarmaya yetmiyor. Aslında seçimlerin asli sahibi ve isterlerse sürece her aşamada ağırlık koyabilecek olanlar yine de siyasi partiler. Sandıkların başında, onların belirlediği partililer nöbet tutuyor. Oy verme işlemlerini ve seçmenlerin kimliklerini kontrol edenler de yine onlar. Oyları da onlar sayıyor. Onlar kâğıda döküyor. Tutanakları onlar düzenliyor ve imzalıyor. Bu süreçte sergilenen toplu ve bireysel ihmal veya zaafın kusurunu başta CHP ve MHP olmak üzere tüm partiler görmeli ve önümüzdeki seçimler için ayaklarını denk almalıdırlar. Ama bu arada seçmen kütükleri konusu TBMM gündemine sokulmalıdır. Çünkü kütükleri doğrudan iktidara bağlı kurumlar, kuruluşlar hazırlıyor! Sorunun kökü ve seçimin sakatlığı burada yatıyor. Hükümetin doğrudan ve dolaylı denetiminde hazırlanan, düzenlenen seçmen kütüklerine dayalı bir seçimde meşruiyet zaafı çok açık. Bu zaaf, Anayasa Mahkemesi sürecinden sonra AİHM yolundaki Ankara seçimleri dolayısıyla evrensel hukuk tarafından da teslim edecektir. AKP, kimi ilçeleri birleştiren, bazılarının sınırlarını ise kendisine oy verip vermeyeceğine göre yeniden düzenleyen yasa gibi “Adrese Dayalı Nüfus Sistemi’ndeki bilgileri esas alarak” seçmen kütüklerini düzenleme yetkisini İçişleri Bakanlığı ve TÜİK’e verdi. Bu mekanizma ile seçimler baştan sakatlanmış oldu. Kaldı ki böylece yasaya ve anayasaya açık bir ayrılık ortaya çıktı.

Meçhul Seçmen Etkisi
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Yasa’da “Seçmen kütüğü; adres kayıt sistemindeki bilgiler esas alınarak YSK’ce belirlenecek usul ve esaslara göre her yıl yeniden düzenlenir, sürekli bilgi toplama ile her seçim döneminde güncelleştirilir” hükmü hiçe sayılmaktadır. Seçimlerin dürüst ve güvenilir bir ortamda yapılmasını emreden anayasaya göre “Seçmen kütüklerini YSK’nin oluşturması gerekir!” Oysa iktidar bir hilei şeriye ile yasaya bir fıkra ekleyerek seçmen kütüklerinin İçişleri Bakanlığı emrindeki Nüfus İşleri Genel Müdürü’nce hazırlanmasını sağladı. Böylece “tarafsız-bağımsız” olması gereken YSK’nin elini bağlamış oldu. Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun o günlerdeki uyarıları da sonuçsuz kaldı. Seçmen kütüklerinin YSK tarafından hazırlanması ilkesinin çiğnenmesine siyasi partilerin seyirci kalmasıyla ülkemizde seçim güvenliği sakatlanmış oldu. Örneğin geçen dönemde seçmen sayısındaki 6 milyonluk artışı iktidar belirledi. Bu artış ve kütükleri bizzat iktidarın belirlemesi nedeniyle de yapılan ve yapılacak seçimlerin meşruiyeti kuşkulu hale gelmiştir.  


Yazarın Son Yazıları

Reyiz’e cennet yolu... 29 Kasım 2020
Tek adamlık zor zenaat 15 Kasım 2020
Peruk, lavuk, kavuk 8 Kasım 2020
Siyaset ve saadet... 1 Kasım 2020
Kıssalı... Hisseli 11 Ekim 2020
Fıstıki yeşil hak... 27 Eylül 2020
Anıtkabir korkusu 30 Ağustos 2020
Tespih 23 Ağustos 2020
Huzur mu, mutluluk mu? 16 Ağustos 2020