Sürecin Dümeni... Barışın Dumanı...Medyanın İmanı

05 Mart 2013 Salı

Sanki National Geografic TV’si adına doğa dizisi çekiliyor.
İmralı aşağı, İmralı yukarı.
İmralı bir ada..
Ama..
“Adam”ı unutturmak için “ada” öne çıkartılıyor.
“Barışın dili” bunu gerektiriyor.
PKK/BDP’nin İmralı demesi çok doğal.
Çünkü
“adam” yerine “mekânı” öne çıkarmak demek..
Statü vermek, yüceltmek demek.
Ama ne hikmetse Tayyip Bey de İmralı deyip duruyor..
Çankaya Cumhurbaşkanı’nı...
Beyaz Saray ABD Başkanı...
Pensylvania
Fethullah Gülen..
Kandil ise
Karayılan demek.
Mekânlar üzerinden kişiler bir anlamda kutsanmış oluyor..
Ne hikmetse Tayyip Bey de
“İmralı” diyor.
Özetle..
Yeni Türkiye’nin
“Kurucu Eş Başkanları” terminolojide anlaşmış durumda.
Aslında niyet olarak
“Barışın dili” çözüldü bile..
Ama yine de iyimser olalım...
Dil akrobasisi ve sözcük cambazlığıyla dümen çevrilmediğini varsayalım.

\n

***

\n

Ama ada söz konusu olunca, dümen kaçınılmaz...
Süreç de, terör de dümensiz olmaz!
Mesele gerçekte dümenin ne ve dümenin kimde olduğu!!
Tarih gösteriyor ki bu coğrafyada kimin dümende olduğu, ancak iş işten geçtikten sonra ortaya çıkıyor.
“Adrese teslim Apo”yu kucağında bulan merhum Ecevit dümeni ve dümenin de kimde olduğunu tam anlayamadan hayata gözlerini yumdu.
Tayyip Bey’e Allah uzun ömürler versin.
CHP’den, MHP’ye...
MİT’ten BDP’ye…
Hatta belli etmeseler de Apo’dan Erdoğan’a...
Herkesin kafasında tek soru var:
- Dümende kim var?..
Oslo tutanak sızıntısından..
Uludere bombardımanına…
Afyon cephaneliği şehitlerinden..
Paris’teki PKK’li 3 kadın cinayetine..
Şimdi de
“İmralı tutanakları”nın faili kim?..
Aslında faili meçhul olan tüm bu olaylar birbirine bağlı.
Salı ve cuma günleri bu köşede naçizane yineliyoruz:
“Süreç uzun ince bir yol!”
AB ve Kıbrıs gibi..
Uzadıkça uzayacak, ama inceldiği yerden de kopmayacak...
Çünkü dümeni elinde tutanlar bunu istemiyor..
İncelsin incelsin ama kopmasın istiyorlar.
- Sahi dümende kim var?

\n

Apo bile bilemiyor.
Bilse kendisine
“ihanet odağı” olarak..
Amerika’dan
“derin Avrupa”ya Fethullah Gülenden NATO’ya çoktan seçmeli bir sürü isim sayar mıydı?
Tayyip Bey’in durumu daha da vahim..
O dümen Türk medyasında sanıyor.
Dönüp dolaşıp hâlâ yanına çekemediği basını suçlaması bundan!
Dedik ya..
Uzun ince yoldayız.
Bir de bazı gazeteler/gazeteciler olmasa!

\n

İmralı mağazası yeniden açılmalı!

\n

Apo’ya daimi ikametgâh olmadan önceki yıllarda, İmralı Adası, Adalet Bakanlığı bürokratlarıyla yüksek yargının yazları tatil yaptığı bir kamp yeriydi.
Adada 40-50 kişilik bir de butik açık cezaevi vardı.
Buradaki şanslı mahpuslar yazları tatilci Adalet ve yargı mensuplarına aşçı, garson, bahçıvan olarak hizmet ederlerdi.
Diğer mevsimlerde de çeşitli meslekler, el becerileri öğretilir ve küçük ölçekte organik tarım yaparlardı.
Onların ürettikleri eşyalar ve ürünler de İstanbul Mısır Çarşısı’nın Sirkeci yönündeki çıkışına yakın sol tarafta
“İmralı” adlı mağazada satılırdı.
O mağaza uzunca bir süre önce el değiştirdi...
Ama, bu mağaza Vakıflar üzerinden hâlâ İmralı’ya tahsisli.
Bu mağaza yeniden İmralı adıyla hizmete sokulmalıdır.
Apo’nın 14 yılda okuduğu 2 bin küsur kitap...
Uygun görürse son tutanaklar...
Ve
“Yeni Türkiye Projesi” ile ilgili maketler “Yeni İmralı Mağazası”nda sergilenmelidir.
- Benimki naçiz bir öneri.
- Maksat, süreçte bir tutam da baharat bizden olsun!

\n

Barışın Küçük Dili

\n

Kendisine açıkça “Apo” denilsin istiyor..
“Barışın dili” bunu gerektiriyor.
Haklı...
Soyadı ne yazık ki çok netameli!
Hele önüne bir de
“Sayın” konulunca, sürecin psikolojik enfarktüs geçirmesi kaçınılmaz.
Hiç değilse
“işi bitirinceye dek” Öcalan’ı askıya almak gerek.
“Bana Apo deyin” de bunun iması!
Apo’da, Anadolu’nun canları Memo, Haso, Hüso’ların sıcaklığı var.
Öcalan da en azından Erdoğan kadar iyi bir iletişim ustası.
Aslında
Recep Tayyip Erdoğan da kendisine “Reco” dedirtmelidir.
Ya da kentsel dönüşüme uğramış bir ismi de yeğleyebilir:
“Erdo!”
Bu arada Apo’ya nasıl Abdullah Bey demiyorsak..
Başbakan’a da Tayyip Bey demekten kaçınmalıyız,
Yoksa, süreçteki protokol dengesi bozulur.
Bir de aracı/müzakereci
Hakan Fidan var.
Ona da
“Fido” diyebiliriz.
“Fido” için de halk nezdinde sempati derlemek gerekiyor.
“Apo” ile “Reco” adına Türkiye için asıl “racon” kesecek olan o.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Şeytan-ı racim 27 Aralık 2020
Reyiz’e cennet yolu... 29 Kasım 2020
Tek adamlık zor zenaat 15 Kasım 2020
Peruk, lavuk, kavuk 8 Kasım 2020
Siyaset ve saadet... 1 Kasım 2020
Kıssalı... Hisseli 11 Ekim 2020