Bizde artık bütün seçimler böyle...

23 Ekim 2020 Cuma

KKTC’de ikinci turu 18 Ekim’de yapılan seçimler, Kıbrıs’ta kimilerinin biraz da ironiyle kullandıkları, “Türkiye’yi seven” ve de “Türkiye tarafından sevilen” aday Ersin Tatar’ın zaferiyle sonuçlandı.

İkinci turda katılım oranının yükselmesi de oylamanın hemen ertesinde Türkiye ile uyum içinde çalışmaktan kıvanç duyduğunu açıklayan Ersin Tatar’a moral destek olmuştur.

Seçimden yenik olarak çıkan son Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ise Ankara’nın kendisine baskı ve tehditler yönelttiğini belirterek 45 yıllık siyasi yaşamına son verdiğini açıklamıştır.

Bilindiği gibi Mustafa Akıncı, seçim kampanyası sırasında da aynı baskı ve tehdit yakınmalarını dile getirmişti.

Ankara’nın Tatar’a yalnız tehdit ve baskı yöntemleriyle yetinmeyip ayrıca Maraş’ın bir bölümünün yerleşmeye değil, ziyarete açılması ve Anadolu suyunu Kıbrıs’a taşıyan boru hattının onarılmasının da hemen seçim öncesine rastlatılması şeklinde somutlaşan “siyasal rüşvetleri” de Akıncı ve yandaşlarının tepkisine yol açmıştı.

Kısacası, Kıbrıs’ta son cumhurbaşkanlığı seçimleri “Türkiye’de iktidarın sevdikleri ile sevmedikleri ya da başka deyişle Ankara’yı sevenler ve sevmeyenler” arasında geçmiş ve sonunda Ankara’yı seven ve onun tarafından da sevilenlerin zaferiyle sonuçlanmış ve kimilerinin bekledikleri sürpriz gerçekleşmemiştir.

***

Bu durumun şaşılacak bir yanı yok. Şaşılacak olan, Mustafa Akıncı’nın verdiği siyasal yaşamını sonlandırma kararıdır.

Akıncı’nın maruz kaldığı tehdit ve baskılar yüzünden bu yolu tutmakta haklı olduğunu söyleyenlere katılmak pek mümkün görünmüyor.

Bunca yılın deneyimine sahip, beş yıl Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Mustafa Akıncı, Türkiye’deki bütün seçimlerde iktidarın kendisine yandaş olmayanlara karşı her türlü baskı, tehdit, sindirme ve çarpıtıp, saptırma yöntemini uyguladığını ve Kıbrıs’ın bir özelliğinin de adadaki her iki kesime de anayurtlarının bütün aksaklık ve çarpıklıklarının ihraç edilmesi olduğunu ve artık bizde bütün seçimlerin böyle geçtiğini bilmek durumundaydı. Mustafa Akıncı ayrıca, Kıbrıs’ta Türkiye’nin olduğu gibi Kıbrıs Türkünün de hak eşitliğine sahip olmadığı hiçbir çözüme haklı olarak, kapı açmayacağını anlamış olmalıydı.

Adı, ama doğru ama yanlış olarak, Ankara tarafından sevilmeyen ve “federasyoncu”ya çıkmış olan Akıncı, salt bu nedenlerle de seçimi kaybetmiş ve Ankara’nın KKTC’nin içişlerine kaba müdahalesi Kıbrıs Türk seçmeninde tepki yaratmamıştır.

Ersin Tatar’ın seçilmesinin Kıbrıs Türkünün eşit egemenlik haklarını ayaklar altına alan bir çözümün oldubittiye getirilerek dayatılması olasılığını şimdilik (AKP’nin Kıbrıs konusundaki zikzaklarını hiç unutmamak gerek) ortadan kaldırmış olması bakımından olumlu olduğunu söylemek mümkünse de bu seçimin, çözüm olasılığını güçlendirdiğini ileri sürmek o kadar kolay değildir.

Kıbrıs konusunda ana sorun şudur: Kıbrıs Rumları Türklerle eşit haklara sahip olarak, eşit vatandaşlık statüsü ve güvencesi altında yaşamayı bir türlü kabul edememektedir. Büyük mücadeleler vermiş ve büyük badireler atlatmış olan Kıbrıs Türkleri ve Türkiye de Kıbrıs Türklerine azınlık statüsünün sınırlarını aşmayan haklar tanımakla yetinen ve gelecekte ucu “enosise”e açık bir çözüme razı olmamaktadır.

Bu konuda 1974’ten bu yana herhangi bir gelişme olmayınca, Kıbrıs sorunu da çözümsüzlüğünü sürdürmektedir.

Aslında durum başka türlü de ifade edilebilir. Tayyip Erdoğan’ın bir zamanlar bambaşka bir bağlamda ve çok yanlış bir içerikle dile getirdiği “çözümsüzlük, çözüm değildir” sözünün tersine, Kıbrıs’ın hukuken çözüme ulaştıramamış da olsa, fiilen bölünmüş iki devletli bir çözümle yaşaması her geçen gün biraz daha kanıksanmaktadır.

KKTC seçimlerinin dünyaya verdiği mesaj, iki devletli çözümün de masada yer almasıdır.

Böylelikle çözümsüzlük olarak nitelenen iki devletli çözüm de müzakerelere konu edilebilecektir. 


Yazarın Son Yazıları

Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020